Dünya Günü: İklim Krizi ve Corona Virüsü İlişkisi

Yıllardır dünya için büyük bir sorun olan İklim krizi, gündemimizi yoğun bir şekilde tutsak eden COVID-19’la aslında sandığımızdan çok daha ilişkili. Eğer İklim Krizini ilk kez duyuyorsanız, bir bilginiz yoksa ya da eksik bilginizin olduğunu düşünmekteyseniz önceki yazım olan “İklim Krizi Gerçekten Var mı” okumak için tıklayınız.

İnsanoğlunun tabiati sebebiyle bizi doğrudan etkileyen olaylar bizim o olay için her zaman daha erken ve hızlı harekete geçmemizi sağlar. İklim Krizi de bildiğimiz üzere hem doğrudan hem de dolaylı bir şekilde bize uzun yıllar sonucunda etki edecektir. Bu yüzden virüs için insan hayatını ve ekonomiyi büyük ölçüde etkileyecek kararlar alınırken, İklim krizi için aynı şey söylenemez. Çünkü virüs için alınan önlemler eninde sonunda kalkacaktır fakat iklim krizi için alınması gereken önlemler alındığında bu kalıcı bir değişiklik olacaktır.

cr: New York Times

Corona Virüsü sebebiyle en çok etkilenen ülkeler olan Çin, İtalya gibi ülkelerde çoğu üretim sektörünün durması, ulaşımın azalması, fabrikaların kapatılmasi ya da daha az kullanılması iklim krizine neden olan karbon emisyonunu oldukça düşürmekte.

Çin’in 2018 senesinde ekonomik büyümesi sebebiyle karbon emisyonları 2018’de rekor seviyeye ulaşmıştı. Virüs sebebiyle uygulanan karantina süresi boyunca Çin’in karbon emisyonu son 4 senenin en düşük seviyesine düştü.

Yapılan araştırmalara göre 2020’de milyarlarca varil petrol ve trilyonlarca metreküp gaz ve kömürün elde kalması bekleniyor. Ayrıca 2020 için verilen ortalama sıcaklık artışı da Nisan ayına kadar oldukça azalmış hatta beklenilenin altına düşmüştür. Bu sene rekor bir düşüş olarak fosil yakıtlardan kaynaklanan karbon emisyonlarında %5 azalma bekleniyor.

Her ne kadar da bu iyi gibi gözükse de sosyal açıdan da oldukça kötü bir yanı var, “iklim adaleti” diye bastırarak söylediğimiz konu tam da bu noktada devreye girmeli.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol : “Bu düşüş, binlerce insanın iklim politikaları açısından doğru hükümet kararları sonucu değil geçim kaynaklarını kaybettiği ekonomik çöküş nedeniyle gerçekleşiyor” dedi. Anlayacağımız üzere bu ani ve plansız karbon emisyonu düşüşü binlerce insanın işini kaybetmesine sebep olabilir. İklim krizine yönelik tedbirler elbette istiyoruz ancak bunu yaparken kömür madeninde çalışan işçilerden tutun benzin istasyonlarında çalışan kasiyerlere kadar iş istihdamı sağlanmalı.

Üstelik görünüşe göre virüs ve virüsün etkileri hayatımızda uzun bir süre daha yer edinecek. İnsanlar bu “sosyal izolasyon” süresi boyunca internetten çalışmayı, video konferansı ile daha rahat olduklarını anlatıp ve iş görüşmesi, kurslar gibi eylemler için uzun mesafe kat etmeye gerek duymayıp internetten halledebileceklerini açıklarlarsa, fosil yakıtlara ihtiyacımız daha da azalır ve virüs sonrası da bizi büyük bir kriz beklemekte olacaktır.

Corona Virüs hayatımızı aslından sandığımızdan daha çok etkiledi ve etkileyecek. Yazının başından beri virüs sayesiyle karbon emisyonunun azalacağından bahsettim ancak elimizde kötü ve yaşanması daha olası bir ihtimal daha var.

Corona virüsü yüzünden tüm ülkeler de dahil olmak üzere, başta Çin, ekonomisinde büyük zararlara uğradı. Corona virüsü hayatımızdan tamamen çıktıktan sonra kapanan fabrikalar, dükkanlar ve işletmelerin öncekinden 3-4 kat daha fazla üretim yapması olası olduğu için ve birçok sektör gibi ulaşım sektöründe de büyük yoğunluk olacağı için karantina süresi boyunca yine varolsa da, her zamanki halinden daha olumlu yönde giden karbon emisyonu bir anda, beklenenden çok daha yüksek miktarlarda artış gösterebilir.

İklim krizinin en bilindik bir diğer etkisi de buzulların erimesi. Çok uzun zamanlardan beri varolan buzulların altında, insanoğlunun baş etmesinin çok zor olduğu, Corona virüsünden daha bulaşıcı virüsler bulunmakta.

Almanya’daki Max Planck Deniz Mikrobiyolojisi Enstitü’sünde çalışan Burak Avcı; ” Buzulların alt tabakalarında meydana gelen erime uzun süredir ‘kış uykusunda’ bekleyen mikroorganizmaların yeniden aktif hale gelmesine neden olabileceği için halk sağlığını tehdit edecek sonuçlar doğurabilir. ‘Kış uykusu’ diyebileceğimiz bu durum, mikroorganizmaların çok uzun süre, varlığını sürdürmesine olanak sağlıyor. Dünya Sağlık Örgütü, şubat ayında yaptığı açıklamada, bazı bakterilerin antibiyotiklere dirençli hale geldiğini ve acilen yeni antibiyotiklere ihtiyaç olduğunu vurguladı. Halihazırda insan sağlığını tehdit eden bakterilere karşı koyabilecek antibiyotiğimiz yokken, küresel iklim değişikliğiyle tekrar canlanabilecek ‘eski’ bakterilerle nasıl başa çıkacağımız tam bir muamma.” (HaberTürk)


cr: Bilim Okur

Bizler, şu an sadece ‘bağışıklığı düşük’ ve kronik rahatsızlıkları olanları etkilediğini bildiğimiz bir virüs sebebiyle şaşırmış ve evlerimize kapanmış bir durumdayken, çoğu ülkedeki sağlık sektörü çökmüş ve dünyanın dört bir yanından bilim insanları aşı bulmaya çalışırken zor durumdaysak, iklim krizinin bize yaşatacakları ve aşırı sıcaklıklar,soğukluklar sebebiyle yeni salgın hastalıklar -veya eski hastalıkların tekrar gündeme gelmesi- ile buzulların erimesiyle çıkacak ölümcül virüslerle baş etmemiz şu anki teknoloji ve sağlık sektörüyle olanaksız gözüküyor.

Nasıl virüslerle karşılaşacağımızı bilmediğimiz için oturup beklemektense ya da amacımızın günü kurtarmak olmasındansa bir an önce hem kişisel hem de politik kararların alınmasını sağlamalıyız.

İklim krizinin bir diğer etkisinden birisi ise ekosistem tahribatı. Ekosistem tahribatlaşması Biyoçeşitlilik değişmesi ve iklimin değişmesine yol açtığı için hastalık taşıyan vektörlerin populasyonunun artması bize yeni virüslere ve hastalıklara “Merhaba” dedirtecek. Örneğin Batı Nil virüsü taşıyan sivrisineklerin biyolojik çeşitliliği düşük habitatlarda virüs için daha uygun konakçı bulma olasılıklarının daha yüksek olduğu belirlendi. Özellikle sıcakların artması sebebiyle vektörlerin yayacağı ölümcül hastalıklar Corona virüsünden daha tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

cr: Medical Park

Corona Virüsün bir diğer yol açtığı şey ise, hava kirliliğinin büyük oranda azalması.

İstanbuldan Uludağ’ın gözükmesi gibi dünya genelinde hava kirliliğinin büyük oranda azalmasından dolayı ortaya çok nadir karşılaşabileceğimiz görüntüler çıktı. Hava kirliliğinin azalması hem insan sağlığı için hem de dünya için çok iyi bir olay olmakla beraber dünyanın rahatlaması ve nefes alması umarım geçici olmaz ve corona virüsü sonrasında da bunun kalıcı olması için gerekli kararlar alınır.

cr. Anadolu Ajansı (AA)

Bu andan itibaren hiçbir şekilde karbondioksit salınımı olmasa bile 2030 senesinde kadar dünya ortalama sıcaklık değeri minimum 1,5 derece artacak. Karbon emisyonlarının azalması iklim krizini durduramayacak ancak hafifletebilir.

Büyük ihtimalle aklınızda şöyle bir soru oluştu “İklim krizi için politik ve dünya çapında önlemler alınmıyor mu?” 2007 senesinden beri olan ve en son 2019 senesinde gerçekleşen “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği” yani COP25 konferansı geçtiğimiz sene gerçekleşti. Konferansın açılış konuşmasını yapan BM Genel Sekreteri António Guterres insanlığın önünde net bir tercih bulunduğunu, bunun ya dönüşü olmayan yola girmek ya da 2030 yılına kadar atmosfere salınan ve atmosferden çekilen sera gazlarını eşitlemek olduğunu söyledi.

cr: BBC

2007’den beri olan COP konferansları haricinde dünya ülkelerinin çoğunluğunun imzaladığı ama bu anlaşmanın sadece masada kaldığı bir anlaşma var. “Paris İklim Anlaşması”

Paris Anlaşması, 2020 sonrası süreçte, iklim değişikliği tehlikesine karşı küresel sosyo/ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesini hedeflemektedir. Paris Anlaşması’nın uzun dönemli hedefi, endüstriyelleşme öncesi döneme kıyasen küresel sıcaklık artışının 2°C’nin olabildiğince altında tutulmasıdır. Bu hedef fosil yakıt (petrol, kömür) kullanımının tedricen azaltılarak, yenilenebilir enerjiye yönelinmesini gerektirmektedir. (MFA)

Paris İklim Antlaşması hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için tıklayınız.

Dünyada çoğu insanın karantinada olmasından dolayı İklim krizi hakkında çalışmalar yürüten bilimadamları ve iklim aktivistleri çalışmalarına evden devam etti.

Buna en güzel örnek ülkemizde de olan Fridays For Future’daki ve Sıfır Gelecek’teki gençlerin, çocukların ve yetişkinlerin Türkiye’deki ilk dijital iklim grevini gerçekleştirmeleri. 3 Nisan günü bir video konferans uygulamasından grev gerçekleştiren FFF-TR’de Mert Fırat, Ömer Madra, Gülinler ve Kerem Kabadayı konferansta konuşma gerçekleştirdi, akşam da belli aralıklarla bazı sanatçılar kendi hesaplarından İklim krizi için canlı yayın açıp destek verdi.

cr: instagram: @fridaysforfuture_tr

Bugün yani 22 Nisan Dünya Günü. Kökenleri 1970lere uzanan ve ilk uluslarası etkinlik olma özelliğini taşıyor. 22 Nisan Dünya Günü’nü tetikleyen olay 28 Ocak 1968’de gerçekleşti. Bu tarihte ABD’nin Kaliforniya eyaletinde Santa Barbara kıyısı açıklarına yaklaşık 12 milyon litre petrol döküldü. O güne kadar görülen en büyük çevre felaketlerinden biri olan olayda 10 bini aşkın kuş, yunus, fok balığı ve deniz aslanı öldü. Bu atıklar bin 300 kilometre kareyi aşkın bir alana yayıldı. (EuroNews)

Dünya gününde size de daha iyi bir gelecek için yapabilecek şeyler düşüyor! -Tabi temennim sadece önemli çevre günlerinde değil hayatınızın her gününde bu kurallara uymanız-

Yapılabilecek Şeyler

1- Daha az tüketim yapın, bir şey satın almayın.
2- Paketlenmiş ürün almayı en aza indirin.
3- “Sıfır Atık” düşüncesini araştırın ve hayatınızda uygulayın.
4- Evdeki elektronik eşyaların fişini prizden çekin.
5- Yemek atıklarınızı (elma kabuğu, yiyecek posaları) gübrelemeyi öğrenin ve toprağa karıştırın.
6- Tabağınızda yemek bırakmayın. Her açlık çekmeyen insanın tabağında sadece 1 pirinç tanesi bırakması bu milyonlarca insanın açlık çekmesini engelleyecek kadar büyük bir israf.)
7- Et tüketmeyin. İklim krizinin olmasına %48 oranda hayvancılık sektörü sebep oluyor.
8- Çay veya su için tek kullanımlık bardak ve şişeden kaçının.
9- Plastik tüketmeyin.
10- Duşunuzun süresini azaltın ve duş sonrası saçınızı doğal yollarla kurutmaya bırakın veya saç kurutma makinesini daha az çalıştırın.
11- Bulaşık, çamaşır yıkama-kurutma makinelerinizi tam dolmadan çalıştırmayın.
12- Banka işlemlerinizi internetten halledin.
13- Geri dönüştürülebilecek ürünlerı araştırın, İklim krizi hakkında bilgi sahibi olun.
14- Sevdiklerinizle daha iyi bir gelecek için bu bilgileri paylaşın :).

Sözün kısası, doğanın insana ihtiyacı yoktur ve eninde sonunda kendini bizli ya da bizsiz düzeltecektir fakat insanlar olarak bu şekilde davranmaya devam edersek doğanın kendisini düzelttiğini göremeyeceğiz ve bildiğimiz gibi bizim doğaya ihtiyacımız vardır.

Yazımı şu meşhur sözle bitirmek istiyorum.

Beyaz adam Annesi toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar.
Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir.
Beyaz adamın kurduğu kentlerde huzur ve barış yoktur.
Bu kentlerde bir çiçeğin taç yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler ve bir kelebeğin kanat çırpınışları duyulamaz.
Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak…

Kızılderili Şef Seattle – 1853 

İklim krizini düşünmediğimiz, virüslerin ve doğal felaketlerin olmadığı sağlıklı, mutlu ve iyi bir gelecekte görüşmek üzere!


Deniz Belma Alkan
"Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir! Titre ve kendine dön!" -Bilge Kağan