arama

II. Mustafa Kimdir?

  • paylaş
  • paylaş
  • Eyüp Emirhan Demirel
Sultan II. Mustafa’nın Levnî tarafından yapılan minyatürü (TSMK, III. Ahmed, nr. 3109, vr. 22a)
Levni tarafından yapılan minyatür

II. Mustafa, amcası II. Ahmet’in vefatından sonra 6 Şubat 1695 tarihinde tahta geçmiştir. II. Mustafa, kızıl ve seyrek sakallı, orta boylu ve heybetli olarak tabir edilmiştir. Kendisinin karakter bakımından önceki padişahlardan daha sağlam, olgun ve ender görülen ölçülülüğe sahip bulunduğu belirtilmektedir. Nitekim meşhur sanatkâr Levnî tarafından yapılmış bir minyatürü de vardır.

II. Mustafa’nın tahta çıktığı yıllarda 1683 Viyana Kuşatması’yla başlayan çok uluslu savaşlar çeşitli cephelerde bütün hızıyla sürüyordu. Tahta geçer geçmez yaptığı ilk iş devletin kontrolünü kendi eline alma çabası oldu. Epeydir düzenli toplanamayan Dîvân-ı Hümâyun’un haftada dört gün çalışmasını emretti. Ayrıca ataları gibi bizzat ordunun başında sefere çıkma isteğini bildirdi. Nitekim ordunun başında sefere çıkan son padişah olmuştur. Tahta geçişinin üçüncü günü yapacağı işleri anlatan bir hatt-ı hümâyûn yayınlamıştır. Bu yazısında ise: “Zevk, sefa ve rahatı kendimize haram eylemişizdir” demiştir.

II. Mustafa mimari çalışmalara çok önem vermiştir. Birçok camiyi restore etmiş, Mescid-i Haram’da birçok yenileme çalışmalarında bulunmuş, kıymetli ilmî ve sosyal müesseseler, kütüphaneler inşaa edilmiştir. II. Mustafa döneminde yapılan önemli mimari çalışmalar şunlardır; Saraçhanebaşı Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi, Anadolu Hisarı üzerinde Meşruta Yalısı, Fatih semtinde Millet Kütüphanesi, Erzurum Kurşunlu Camii.

Avusturya Seferleri

II. Mustafa döneminde, Avusturya üzerine üç önemli sefer düzenlenmiştir. Tahta geçtiğinde Osmanlı, Avusturya’yla karadan, Venedik ile hem karadan hem denizden savaş halindeydi. Bu üç seferden ilk ikisi kazanılmış, daha sonrasında durmak istemeyen II. Mustafa üçüncü seferde hayal kırıklığına uğramıştır. Osmanlı mağlubiyet sonrası daha önce eşi benzerini imzalamadığı Karlofça Antlaşması’nı ve beraberindeki İstanbul Antlaşması imzalanmış, Osmanlı Devleti’nin gerileme süreci başlamıştır. Seferleri kısaca özetlemek gerekirse;

II. Mustafa tahta cülusundan yaklaşık beş ay sonra sırtında zırh, başında üzeri yeşil şal sarılı tolga ve sorguç, kaplan postu sarılı atıyla, birinci seferine çıkmış ve başarıyla tamamlamıştır. Birçok ganimet toplanmış ve halkın moral seviyesini bir nebze olsun yükseltilmiştir. Bu başarısından dolayı “Gazi” ünvanını almıştır.

Edirne’den İstanbul’a dönen ve hemen ikinci sefer için çalışmaları başlatan II. Mustafa, varlıklı vezir ve beylerden bütün masrafları kendilerinden olmak üzere asker hazırlamalarını istedi. Ayrıca tarihte ilk defa 1500 kadar İstanbul ve Edirne bostancısına sefer emri verildi.  Osmanlı Devleti, Temeşvar yakınında Ulaş Muharebesi’ne girişti ve II. Mustafa komutası altındaki Osmanlı ordusu galip geldi. Böylelikle Osmanlı, II. seferinde de başarıya ulaştı .Bu seferde Elmas Mehmed Paşa’nın büyük kahramanlıklar gösterdiği söylenmektedir.

Avusturya’dan gelen barış teklifini kabul etmeyen II. Mustafa, üçüncü sefer için hazırlıklarına başladı. Sefer öncesi ortaya iki fikir atılmıştı. Birincisi Varadin’e, ikincisi Tımışvar’a yürümekti. Padişahın kararı sonrası Tımışvar’a yürümek kararlaştırıldı. Halbuki daha yakında bulunan Varadin’e göre hayli uzaktaki Tımışvar’a giderken birçok nehirden ve bataklıktan geçilecek ve köprüler kurulması gerekecekti. Nitekim Zenta’ya gelindiğinde buradan Tisa suyu üzerine kurulan köprüden asker karşı tarafa geçirilmeye başlandı. Bunu haber alan Avustralya’lılar aniden saldırıya geçti ve osmanlı askerleri panikledi. Aralarında Elmas Mehmed Paşa’nın da bulunduğu birçok asker şehit oldu. Kurtulabilenler ise yüzerek kurtulabildi. Pek çok ganimet ve malzemeler kaybedildi. Zenta savaşından sonra Bosna’ya giren Prens Eugen, Saraybosna şehrine kadar ilerleyerek büyük tahribatta bulundu. II. Mustafa ve Osmanlı Devleti daha fazla direnemedi ve Karlofça Antlşaması’na tabii oldu.

Karlofça Antlaşması

Osmanlı Devleti ile Avusturya, Venedik ve Lehistan arasında imzalanan antlaşma, Osmanoğulları’nın Gerileme Dönemi‘nin başlangıcı olarak kabul edilir. Osmanlı bu antlaşmayla birçok yeniliğe imza atmıştır. Osmanoğulları ilk defa masa başı diplomasisi ile tanışmış ilk defa antlaşmada bir arabulucu kullanmıştır. Bunun yanı sıra Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti’nin yenilgisinin ilk resmi belgesidir. Bu antlaşmaya göre;

Karlofça Antlaşması’nın Tımışvar sınırına ait temessük (Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/I, lv. XVI)
Karlofça Antlaşması’nın Tımışvar sınırına ait temessük (tapu)
  • – Mora Yarımadası, Dalmaçya kıyıları ile Ayamavra Adası Venedik’e verilecek.
  •  – Ukrayna ve Podolya Lehistan’a verilecek.
  •  – Temeşvar ili ile Banat Yaylası hariç tüm Macaristan ve Erdel Avusturya’ya verilecektir.
  •  – Bu antlaşmanın yirmi beş yıl süreceği kararlaştırılmıştır.
  • – Antlaşma Avusturya’nın kefilliği altında olacaktır.

Bu antlaşma sonucu Osmanlı İmparatorluğu’nun batıda büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Karlofça Antlaşması’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu kaybettiği toprakları geri alma siyaseti(savunma siyaseti) izlemeye başlamıştır. Türklerin Avrupa’da ilerleyişi durmuş ve 1921 Sakarya Zaferi’ne kadar geri çekiliş başlamıştır.

Bu antlaşmadan bir yıl sonra Rusya ile İstanbul Antlaşması imzalanmış, Azak kalesi Ruslara bırakılmıştır.

Edirne Vakası ve Tahttan İndirilmesi

Çok cepheli savaşlar Osmanlı Devleti’nin sosyal ve ekonomik yapısını temelinden sarsmıştı. Artan seferlerden dolayı vergiler epey arttırlmıştı. Kapıkulu ve timarlı sipahi teşkilatları bozulmuş, bununla birlikte çiftçilik ve tarımda işlevsiz hale gelmişti. Böylelikle birçok yerde eşkiyalık baş göstermiş, “hayduk” denilen zümreler ortaya çıkmıştı. Savaşlardaki başarısızlık ve kaybedilen topraklar nedeni ile halk mutsuz ve padişahtan memnun değildi. Bu tepkiler sonucunda Edirne Vakası olayı ortaya çıkmıştır.

II. Mustafa’nın sarayı Edirne’ye taşımak istemesiyle birlikte saray ağırlıklı süren ticari hayatın yok olacağını ve gelirlerinin kaybolacağını düşünen esnafın huzursuzluğu ile Sultan’ın çok güvendiği Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin devlet idaresinde gerekenden fazlaca söz sahibi olması ve akrabalarını yüksek mevkilere atama siyaseti, bunun en büyük ortaya çıkış nedenidir.

Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin davranışlarından rahatsız olan cebeciler, gecikmiş ulufeleri bahane ederek ayaklanma başlattı. Kısa süre sonra yeniçerilerin, medrese talebelerinin ve İstanbul halkının katılımıyla büyük bir isyana dönüştü. İstanbul’da denetimi ele geçiren isyancılar, sadrazamlığa Kavanoz Ahmed Paşa’yı, şeyhülislamlığa da İmam Mehmed Efendi’yi getirdiler. Bir süre sonra isyancılar isteklerini bildirmek üzere Edirne’ye bir heyet gönderdiler. Ancak bu heyet Feyzullah Efendi’nin emriyle Havsa civarında tutuklandı. Bu olaydan sonradan haberi olan padişah isyancıları yumuşatmak amacıyla 27 Temmuz 1703’de Feyzullah Efendi’yi şeyhülislamlık görevinden aldı.

Seyyid Feyzullah Efendi’nin vakıf mührü
Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin vakıf mührü

Ancak yapılanlardan tatmin olmayan, yeniçeri, cebeci, topçu, bostancı ve çeşitli esnaf gruplarından oluşan 60.000 kişi civarındaki âsi kuvvetler, Dorucan Ahmed’in öncülüğünde Edirne’ye doğru harekete geçti. Bu ihtilal ordusu Silivri’ye geldiklerinde II. Mustafa’nın tahttan indirilip öz kardeşi Ahmed’in tahta geçirilmesi için bir karar ve fetva aldılar. Önce Feyzullah Efendi’nin azledilmesi ile başlayan Padişah II. Mustafa’nın ve danışmanlarının bu isyancıları ve ihtilal ordusunu engellemek için aldıkları bütün tedbirler boşa gitti ve 20 Ağustos’ta bu ihtilal kuvveti Edirne’ye ulaştı. 22 Ağustos’ta II. Mustafa tahttan çekilerek yerini öz kardeşi III. Ahmet’e bıraktı. Asiler, kaçmaya çalışan Feyzullah Efendi Pravadi’de yakalayarak yarı çıplak bir halde Edirne’ye getirilip büyük hakaret ve işkencelere uğradıktan sonra katletmişlerdir.

Bu olaydan sonra Edirne’de tahta çıkan III. Ahmed İstanbul’a dönmüş ve otoriteyi eline almıştır. Bundan böyle hiçbir Osmanlı padişahı İstanbul’u uzun süre terkedip Edirne’de oturmamıştır.

Osmanlı tarihinde Edirne Vakası olarak geçen bu olay ‘Feyzullah Efendi Vakası’ olarakta geçmektedir.

Kaynakça

  • http://ahmetsimsirgil.com/ii-mustafa-hanin-sahsiyeti/
  • https://www.beyaztarih.com/ansiklopedi/ii.-mustafa
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/mustafa-ii
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mustafa
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Karlof%C3%A7a_Antla%C5%9Fmas%C4%B1
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/edirne-vakasi