Hiperenflasyon ve Kargaşaya Doğru: I. Dünya Savaşı Sonrası Almanya

Dünya Savaşı’nın Ardından Almanya Yönetimi

Savaşın sonuna doğru, Alman İmparatorluğu’nun yöneticisi olan Kaiser Wilhelm II’ye olan güven oldukça azaldı. Halkın ve ordunun desteğini kaybeden Wilhelm II, 9 Kasım 1918’de görevinden çekilmeye zorlandı (4). Savaşın bitmesiyle, ülkeyi kimin yöneteceği hakkında bir belirsizlik doğdu. 6 Şubat 1919’da, Alman Parlamentosu’nun milletvekilleri Weimar şehrinde toplanarak ilerleyen yıllarda “başarısız devlet” olarak kabul edilecek olan Weimar Cumhuriyeti’ni kurdular (4). Alman toplumuna demokrasi yönetimini getirmek gibi idealist bir hedefle yola çıkmış olsalar da günümüzde Weimar Cumhuriyeti’nin işleyişinde pek çok sorun olduğu düşünülür. Weimar kelimesi duyulur duyulmaz akıllara gelen Almanya Hiperenflasyonu da bu yönetim zamanında meydana gelmiştir.

Alman İmparatorluğu’ndan Weimar Cumhuriyeti’ne Kalanlar

Alman Hükümeti, 1. Dünya Savaşı harcamalarını finanse edebilmek için başka devletlerden büyük borçlar aldı. Hesaplamalara göre savaş uzun sürmeyecekti ve savaşı kazanmalarının ardından yenilenlerden talep edecekleri savaş tazminatları ile de borçlarını ödeyebileceklerdi. Ancak işler pek de bekledikleri gibi gitmeyince savaşın sonunda büyük bir borç Weimar Cumhuriyeti’ni bekliyordu. Daha da kötüsü, Almanların tüm bu borca ek olarak, Versay Anlaşması’nda itilaf devletlerinin talep ettiği savaş tazminatlarını ödemeleri de gerekiyordu. Ama ellerinde bu borçları ödemeye yetecek doğru dürüst para yoktu.

Almanya
Amerikan Scranton Times gazetesinin “Almanya’nın Yenilgisinin Bedeli” manşetli, 11 Kasım 1918’e ait gazetesi. Almanlar’ın ateşkesi imzaladığı günden.

Savaş Sonrası Ortaya Çıkanlar

Savaş süresince Almanya, enflasyonu ve döviz piyasalarını gizlemek için geniş çaplı bir propaganda hareketi yürüttü (2). Alman merkez bankasının politikalarının hisse senetlerine etkisini gizlemek için borsa kapatıldı (2). “Ancak Amsterdam veya Zürich gibi şehirlere gidenler olup bitenlerden haberdar olabiliyordu” (2). Tabii tüm bunlar, savaşın bitmesiyle gün yüzüne çıktı. Savaştan sonra, ülke içindeki ekonomik ve siyasi istikrarsızlık çeşitli siyasetçilerin suikaste kurban gitmelerine sebep oldu. 1920 yılında, fiyatlar savaş öncesinin 12 katına çıktı.

Almanya
Siyasi bir figürün cenazesi. (2)

Öte yandan Fransızlar, Almanlar’ın borçlarını ödeyemeyeceğini bile bile ödemeleri için ısrar ediyordu. Alman Merkez Bankası, borçları ödeyebilmek için para basmaya başladı. Sonuç olarak ortaya çıkan enflasyon, halkı ve Alman Mark’ını daha kötü vurdu. Berlin’de görevli İngiliz büyükelçisi, Fransa’yı, Almanya’nın borçlarını ödeyemeyeceği hakkında uyarsa da Fransızlar tazminatın ödenememesini hiç hoş karşılamayarak 1921’de Almanya’nın Rhine eyaletinde bulunan 3 şehirdeki limanları işgal etti (2). Fransa, Almanya’nın borçlarını ödememesi durumunda, Almanya’nın en önemli sanayi faaliyetlerinin bulunduğu Ruhr bölgesini işgal edeceğini açıkladı.

Almanya
İşgal edilen limanlardan biri. Duisberg, Almanya. (2)

Fransa, yerine getirmekle tehdit ettiği işgalini 11 Ocak 1923’te gerçekleştirdi. Almanya’nın “kömür madenlerinin %85’ini, çelik ve pik demir üretiminin %80’ini, maden trafiğinin %70’ini ve nüfusunun %10’unu” (2) oluşturan Ruhr bölgesini işgal etti. Almanya’nın ağır sanayisinin büyük bir kısmını oluşturan bu bölge artık tamamen durgundu. Hiperenflasyonu en kötü hale getiren gelişme de bu oldu. 1923 itibariyle, 1 dolar 227,500 Mark’a, 1 Pound da 48,000 Mark’a tekabül ediyordu (2). Almanya’nın üretimi derinden etkilenmişti. İşgale müdahale edebilecek güçlü bir Alman ordusu olmadığından, yapılabilen tek şey, bu bölgedeki fabrikalarda çalışan işçilerin pasif bir direniş sergilemesi oldu. Alman halkının yaşam şartları çok kötüleşti. Çoğu insan, yaşam için gerekli olan ürünleri bile alamıyordu. Maaşlar da inanılmaz derecede düşüktü.

Almanya
1923’te Ruhr’da bir kömür işçisi. (2)

1923’te hükümet, Mark’ı stabilize etmek için adımlar atmaya başlasa da büyük bir düzelme gerçekleşmedi. Aynı yıl, Alman şansölyesi olağanüstü hal ilan etti. İlerleyen yıllarda, Hitler’in politika sahnesine çıkmasını sağlayacak konjonktür oluşmaya çoktan başlamıştı. Hitler’in etkinliğinin arttığı Güney Almanya’daki Bavarya bölgesi, Berlin’in talimatlarına uymayarak daha fazla karışılık çıkmasına sebep oluyordu (2). İlerleyen yıllarda herhangi bir iyileşme olmadı. Weimar Cumhuriyeti, krizden kurtulamadı ve sorunlar daha da derinleşti. Orta ve alt sınıf arasındaki gelir dağılımı farkı giderek büyüdü. 1925’te işsizlik olağanüstü bir hâl aldı. Pek çok firma iflâs etti. 1929’da Amerika’da ortaya çıkan Büyük Buhran da borsayı vurarak Almanya’daki krizi daha da kötüleştirdi.

İlginç Anekdotlar

Fiyatların “her üç dört günde bir ikiye katlandığı” (1) ve “bir yıl ocak ayında 200 Mark’a satılan somun ekmeğin aynı yılın kasım ayında 200 milyon Mark’a” (1) satıldığı bir dönemden bahsediyoruz. Bu dönem Almanya’sındaki hiperenflasyonun ciddiliğini anlamak için birkaç hikâye hâla anlatılır. Örneğin maaşını eve götüren bir adamın bavulunun çalınması ancak bavulu çalan hırsızın içindeki parayı boşaltıp bavulu götürmesi (1), başka bir adamın Berlin’e ayakkabı almak için gitmesi ancak Berlin’e vardığında parasının sadece bir kahve ve dönüş bileti almasına yetmesi (1), veya insanların parasının her saat değer kaybetmesi yüzünden eline para geçenin bu parayı en kısa sürede harcayarak en çok ürünü elde etmeye çalışması bunlardan birkaçıdır.

Almanya
Değeri iyice azalan paralarla kule yapan çocuklar, 1923. (1)

1933: Hitler’in İktidara Gelişi

Hitler’in iktidara gelişi de 1923 Alman Hiperenflasyonu ve Weimar Cumhuriyeti’nin siyasi istikrarsızlığı ile yakından ilgilidir. Konuşmalarında Alman halkının duygularına hitap eden ve zamanın iktidarını ekonomik krize sebep olmakla suçlayan Hitler; Alman halkına ekonomik kalkınma, tam bağımsızlık ve Avrupa’ya karşı intikam vaadetmiştir. İtilaf devletleri tarafından onlara dayatılan Versay Antlaşması’nı pek çok kez açık açık eleştirmiştir. Göklere ulaşan enflasyon ve işsizlik oranlarından bıkan Alman halkı, Hitler’de bir kurtarıcı görmüştür. İşsizlerin ve değişim isteyenlerin oy ve desteklerini de böylece kazanmıştır. Ancak halkın o zaman farkında olmadığı şey, Hitler’in onları bir kez daha yıkıma sürükleyeceğidir.

“Ben, Versay’a gideceğim!” yazan, Hitler’in Fransızlar’a karşı olan intikam isteğini gösteren bir karikatür. 1934’te, Fransız bir karikatürist olan Paul Soupault tarafından çizilmiş. (5)

Kaynakça

1- BBC News Editors. “Macaristan, Yugoslavya, Zimbabve, Almanya, Yunanistan: Yakın Tarihin 5 Hiperenflasyon Kabusu.” BBC News Türkçe, BBC, 30 Aug. 2018, www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45341271.

2- Boesler, Matthew. “WEIMAR: The Truth About History’s Most Infamous Hyperinflation Horror Story.” Business Insider, Business Insider, 20 Sept. 2013, www.businessinsider.com/weimar-germany-hyperinflation-explained-2013-9.

3- Germany Eagle Flag, Gates Flag&Banner, https://www.gatesflag.com/wp-content/uploads/2017/11/germany-eagle1.jpg.

3- History.com Editors. “Weimar Republic.” History.com, A&E Television Networks, 4 Dec. 2017, www.history.com/topics/germany/weimar-republic.

5- Soupault, Ralph. “AKG Images.” AKG Images, https://www.akg-images.co.uk/archive/Caricature-d’Adolf-Hitler–Moi–j’irai-a-Versailles—-Le-Charivari–10-Novembre-1934-2UMEBMYDHJA36.html.


Hasan Berk Zengin
Merhaba, ben Hasan Berk Zengin. Robert Koleji'nde 11. sınıfa gidiyorum. Ekonomi ve tarih alanlarında araştırmayı ve yazmayı seviyorum.