Ölüm nedir? – Hayat Niçin Katlanılır? 2

Ölüm nedir? Bilmiyoruz, bilemiyoruz hakikat gibi. Basit bir örnek verelim buna; bir kahve için önce suyu kaynatıyoruz, su kahve ile birleşiyor ve biz bunu keyifle içiyoruz. Kahve nedir, kahveyi neden içiyoruz bunu biliyoruz. Elbet tabii farklı sebepleri var içmemizin. Kimimiz de hiç içmez. Ölümü biliyor olsa idik, kanımca bu kahve içmeye benzerdi. Muhtemelen, farklılıklarla, bu gibi seçimlerde bulunarak ona gidebilirdik. Benim ölümüm az şekerli olsun(!) diyebilirdik. Yaşıyoruz, çünkü ölüm nedir bilmiyoruz.

Bütün günler ölüme gider, son gün varır.

Montaigne, Denemeler
ölüm
Guernica, Pablo Picasso, 1937

Her şey anlamsız derken bile anlamlı bir şeyler söylemiş oluruz.

Albert Camus

Ve gel gelelim böyle bir anlamsızlığa neden katlanıyoruz. Albert Camus, Denemeler kitabında şu cümlelere yer veriyor bu konu hakkında: ‘’Ölmeye yanaşmadığı sürece, insan yaşamayı seçiyor demektir. O zaman da, görece de olsa, yaşamaya bir değer veriyoruz demektir.’’ Bu söz, özde herkesin az da olsa yaşama değer verdiğini, farkında olmadan da aslında yaşamak istediğini anlatır. Saçma ve anlamsız olsa da hayatta olmamız bir tercih meselesi. Kim diyebilir ki ”Bugün fazla yaşadım, yarın öleceğim.” Yaşadığımızın bile farkında değiliz, ölüme uzak olmamızdan.

Yaşamak İçin Yalanlar Gerek

Bence bunları, her ne olursa olsun, bir kenara bırakıp, şu ân;  karnımızı doyurabildiğimize, tuvalete çıkabildiğimize, istediğimiz bilgiye ânında erişebildiğimize, -birçoğu- için sağlıklı olabildiğimize ve en önemlisi yatacak sıcak bir yatağa sahip olduğumuz için şanslı hissetmemiz gerek. Hayatı basit düşünmemiz gerek. Dostoyevski’nin de dediği gibi; ‘’Bilincin her türlüsü hastalıktır.’’ Yani kısaca; dün yaşadıklarımızın yasını tutup “Gelecek işte en az bu kadar tatsız ve kötü olacak!” diyemeyiz. Bir müzik hâlâ lezzetli geliyorsa kulağımıza, bu bile başlı başına isyan bayrağıdır, beyaz bayrağın yanında. Sanıyorum bu sebepten yaşıyoruz, yoksa nasıl çekilir bu safsata. Yazımı bitirirken sizlere Dağlarca’nın o muazzam umut dolu şiiri ile veda etmek istiyorum… 

ölüm
Eye in Eye, Edvard Munch, 1899

Söyle sevda içinde türkümüzü, 
Aç bembeyaz bir yelken 
Neden herkes güzel olmaz, 
Yaşamak bu kadar güzelken? 

İnsan, dallarla, bulutlarla bir, 
Ayrı maviliklerden geçmiştir 
İnsan nasıl ölebilir, 
Yaşamak bu kadar güzelken?

Söyle Sevda İçinde Türkümüzü, Fazıl Hüsnü Dağlarca


Muhammet Dağlı
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, iktisat son sınıf öğrencisi.