arama

Hayat = Kumar

hayat
  • paylaş
  • paylaş
  • Eren Erdemir

Hayat, hangi zamanda başımıza neyin geleceğinin belli olmadığı inanılmaz bir oyun. Yani hayatımız bir ömür boyunca, hayatımız için oynadığımız bir kumar. Geleceğin getireceklerini bilmeden planlar yapıyoruz. Bir yazarın dediği gibi “Kendi planlarımızı yapıyorduk; ama kaderin de planları olduğunu unutmuştuk.” Bunu unutan biri olarak size birkaç paragrafla açıklamak istedim.

Düşünün; hayatımız sonsuz olasılıklarla dolu ve biz sonsuz olasılıktan sadece bir tanesiyiz. Sonsuz olasılıktan sadece bir tanesini seçiyor, ona göre hareket edip planlama yapıyoruz. Doğru olması bir bölü sonsuz olasılıkta. Biz bunu olur diye düşünüyoruz. Bu insanın acizliğini gösterir. Çünkü insanların bir bölümü sonsuz olasılığa tüm hayatını bağlamıştır. Aslında kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçerken, uyurken, yemek yerken hayatın her yerinde kumar oynuyoruz. Planlarımız, hayattan beklentilerimiz için, mutluluğumuz ve huzurumuz için durmadan, ömür süren bir kumar oynuyoruz. Belki tanrı ya da şeytanla bile kumar oynuyoruz.

Bir kumar masasındasınız. Siz varsınız, Tanrı, Şeytan ve Ölüm Meleği de bu oyuna dahil. Tanrı avantajlı yanında yancı melekleri var, gaybı biliyor. Zarları istediği şekilde atıyor. Siz kazanmak için Şeytan ile iş birliği yapmalısınız. En yakın dostunuzun belli bir süre şeytan olması gerekir ki ufakta olsa bir şansınız olsun. Bakınca bu durum günahlarımızı açıklamaz mı aslında ? İsyankar Adem neslinin Tanrıya her zaman olan bir isyanıdır bu. Tanrıya borçlanmak yerine Şeytan ile iş birliğini tercih ediyoruz. Tanrı bu borçları yüzümüze vurur diye. Tanrının acımasızlığına, bizi ödül ve ceza sistemine dahil etmesine, sonsuz adaletsizliğine karşı sonsuz cehennemi tercih ediyoruz. Belli koşullarda şeytanla anlaşıyor, onun isteklerini yerine getiriyoruz. Karşılıklı bir çıkar ilişkisi kuruyoruz.

Peki tek başınıza kaldığınızı düşünün o masada. Şeytanla iş birliği yapmadan o oyunu kazanabilir misiniz ? Masadaki tüm oyuncular kendileri oynasalar dahi siz o oyunu, hayat oyununu kazanabilir misiniz ? Ben cevabını vereyim; Hayır! Şeytan sizi dürtecek. Tanrı tüm kartlarınızı bilecek ve sürekli size karşı oynayacak. Şeytan dost gibi görünüp tüm bir ömrünüzü mahvedecek ve buna öbür dünya diye tabir edilen yerde dahil. Ölüm meleği kaybetmeniz için elinden geleni yapacak çünkü onun işi bu. İşte bu kadar. Hayat denilen olay aslında bir kumar masasındadır. Tüm nefeslerinizi, günahlarınızı, sevaplarınızı bu hayata dair her şeyinizi koymalısınız masaya. Önünüzde bir kaç kırmızı oyun fişi var. Elinizde kartlarınız ve akıl almaz rakipleriniz var. İsyankâr Adem neslinin hepsi ayrı bir masada. Dikkatli oynayıp sonsuzda bir ihtimali denk getirmelisiniz.

Aslında bakınca insanın isyan etmesinin, çıkmaza girmesinin ve çıkmazdan çıkması için yasaklanan yollara girmesinin tek sebebi Tanrıdır. Tanrı demek ego, diktatörlük, acımasızlık demektir. Sadece ona yönelince istedikleriniz olur, şartları vardır. Şeytanın çıkarları vardır. Ruhunuzu ele geçirmek ister. Ölüm meleği ise bir emirle canınızı almak. Şimdi soruyorum size,bu oyunda Tanrıyla mı Şeytanla mı bir olurdunuz ? Yoksa hepsini siktir edip kendi başınıza sonsuzda bir ihtimali bulmaya mı çalışırdınız ?
Benim yapacağım şey oyuna dahil olmadan önce yanıma bir silah almak olurdu. Tanrıyı ve Şeytanı vururdum. Dünyanın ve tüm alemlerin özgürlüğü için, akıl almaz bir devrim yapmak için yanıma parlak mermileri olan dolu bir silah alırdım. ”Gerçi böyle bir ölümü benim dışımda hiçbir insan kaldıramaz.” diye yazmıştı Kinyas.

Sonuç olarak nefes aldığımız her an bir kartımızı açıyoruz. Sonunu bilmeden, saniyeler sonrasında ne olacağını bilmeden yaşıyoruz. Büyük ya da küçük planlar yapıyoruz. Ne beklersin ki aciz insandan? Sonsuz ihtimalleri tutturmaya çalışıyoruz. Bu, dünyanın en acımasız olayıdır. Elinizde son birkaç kartınız kaldıysa ve bir ortağınız yoksa Tanrının ve Şeytanın yaptığı gibi sizde hilelerinizi kullanın. Kazanamazsanız bile kendi içinizde bulunan boşluğu kapatıp kendiniz için bir devrim yapmış olursunuz.

*Dostoyevski’nin sözüdür. **Kinyas ve Kayra** kitabından alıntıdır.

  • Tuna
    1 hafta önce

    Bütün o kalıplaşmış “yüce tanrı” öğretilerine bir başkaldırı gibi. “Tanrıyla aynı masaya oturmak”.

    0
    yorum beğen
  • Emre A
    1 hafta önce

    Eline sağlık

    0
    yorum beğen
  • Taha
    1 hafta önce

    Ellerine sağlık bilader güzel yazmışsın hepimiz bir oyunun içindeyiz orası aşikâr ama asıl soru neden 🙂

    0
    yorum beğen