halil inalcık

Halil İnalcık Hocadan 10 Çarpıcı Alıntı

Prof. Dr. Halil İnalcık hocanın, Osmanlı Devleti’nin sosyal ve siyasi tarihini incelediği ve günümüzde başvuru eseri olarak literatüre kazınmış 4 ciltlik Devlet-i Aliyye eserinden bazı alıntılara yer vereceğimiz bu yazımızla kaliteli ve özgün bilgileri elde edeceksiniz.

halil inalcık

1. “Dünya tarihinin ve Türk tarihinin en büyük sorularından biri, Batı Anadolu’da ortaya çıkan bir Türkmen beyliğinin yarım yüzyıl içinde Tuna’dan Fırat’a kadar uzayan bir imparatorluk halinde gelişmesi sorusudur.”

osmanlı haritası

2. “İltizam yöntemi, ortaçağ devletinde vazgeçilmez bir tahsil yöntemi olup Osmanlı Devleti’nde başlangıçtan beri kullanılmıştır. Devlet, bu yöntemin kötülüklerinden haberdar idi ve bu yöntemi olabildiğince az uygular ve kanûnsuzlukları önlemeye çalışırdı. Fakat 16. yüzyılın ikinci yarısından beri, iltizam yönteminin uygulama alanı ziyadesiyle genişledi. Bunun başlıca sebebi, savaş döneminde hazır para bulma gereği ve timar sisteminin bozuluşudur.”

halil inalcık

3. “Başlangıçta Aykut Alp, Turgut Alp, Konur Alp, Hasan Alp, Akça Koca, Samsa Çavuş gibi uc liderleri bağımsız hareket ediyorlardı.Zamanla onlar, Osman Gazi’nin “yoldaş”ları oldular; zira Osman Gazi, çağdaş gözlemci Pachymeres’in kanıtladığı gibi, bu ucda en atılgan, en başarılı gazâ öncüsü durumuna gelmişti.”

halil inalcık

4. “Fâtih tahta çıkar çıkmaz, küçük kardeşi Ahmed’i ortadan kaldırdı.O, bu eski âdeti, kanûnnâmesinde, sultan ” karındaşlarını nizâm-i âlem için katletmek münasibdir, ekser ulema dahi tecviz etmiştir” formülü ile ifade etti.”

sultan mehmet

5. “Merkantilist düşünceye yabancı kalan Osmanlı devlet adamları, ülkede mal bolluğu sağlamaya ve ticari vergilerden alınan devlet gelirlerinin azalmamasına dikkat ederlerdi. Şu bir gerçektir ki, kapitülasyonlar, gereksinim duyulan bazı önemli maddelerin (başlıca ince yünlü kumaş, kalay, çelik, barut ve kristal, saat gibi lüks eşya) sağlanması ve hazineye ait gümrük gelirinin artması göz önünde tutularak kaygısızca verilmiştir.”

ilber ortaylı ve halil inalcık

6. “İstanbul fethiyle beraber Fâtih üçüncü bir geleneği de benimsemiştir. Fâtih, İstanbul’u aldıktan sonra kendisini  Roma İmparatorluğu’nun tek meşrû varisi saydı. J.Languschi’ye göre” (Fatih’in) iddiasınca dünyada bir tek imparatorluk, bir tek iman ve bir tek hükümdarlık olmalı imiş. Bu şehir sayesinde Hristiyan dünyasını hükmü altına alabilirmiş”. Bu sonuncu cümle, Fâtih’in kayserlik geleneğini nasıl bir anlayışla benimsediğini açıklar.  Fâtih, aynı amaçla Rum Ortadoks Patriğini, Ermeni Patriğini İstanbul’da pâyitahtında yerleştiriyor, 1456 tarihinde Amurutzes’e bir dünya haritası yaptırıyordu. Özetle  Türk, İslam ve Bizans geleneklerini bağdaştırarak klasik Osmanlı padişahını yaratıyordu.”

fatih sultan mehmet

7. “Moğollarla işbirliği yapan ve Fars kültürüne tutkun Celaleddin Rumi ile halk adamı Ahi Evren arasında düşmanlık vardı. Bu düşmanlık Mevlana’nın şeyhi Şems-i Tebrizi’nin katliyle ilişkilidir.”

mevlana

8. “Bapheus (Koyunhisar) savaşı Osman’a bir hânedân kurucusu karizmasını kazandırmış, kendisinden sonra oğlu Orhan itirazsız beylik tahtına geçmiştir. Biz 27 Temmuz 1302 tarihini Osmanlı hânedânının, dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin kesin kuruluş tarihi olarak kabul edebiliriz.”

osman paşa

9. “Türk beyliklerinde gelişen kültürün en belirgin vasfı, İslam kültürü içinde öz Türk kültür geleneklerini devam ettirmeleridir. Bu bakımdan en anlamlı olanı, Türkçenin devlet dili ve yazı edebiyatı dili olarak kabul edilmesidir. Bu Türkmen beylerin emriyle Farsçadan ve Arapçadan klasik eserlerin çevrildiğini biliyoruz.”

halil inalcık

10.” Eski Türklerde, beyliği ancak Tanrı bağışlar inancı vazgeçilmez bir gelenekti. Herhangi bir hanlık vesaret kanûnu yoktu. Kurultay kararı veya bir savaş sonucu zafer, Tanrı’nın kut’una mazhar olunduğuna bir işaret sayılır; yaş veya vasiyet, beylik / hanlık için bir kural kabul edilmezdi. Aslında, her oğula bir yurtluk verilerek ülkenin beyin oğulları arasında bölüşülmesi, Avrasya’da Türk-Moğollar arasında süregelen aile hukukundan kaynaklanmaktaydı. Ülkeye feodal bir karakter veren bu gelenek, Osmanlılarda merkeziyetçi bürokrasi güçlendikçe sembolik bir düzenleme biçiminde kalacaktır. Fatih’ten sonra da devleti sarsan şehzâdeler mücadelesinin temelinde bu Avrasya egemenlik ve ülke anlayışının devamını görüyoruz.”

Otağ oluşumu olan tarih sayfamızı takip etmenizi tavsiye ederiz.

Tarihin Yön Verdiği Kişilik: Mustafa Kemal adlı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.


Murat Demir
Tarih Otağ yönetici. Tarihçi.