Girişimci Olmalı Mıyız?

Yeni çağın gerekliliklerinden biri olarak sunulan girişimci kelimesini eminim sizler de duymuşsunuzdur. Bu yazıda ise var olan bilgileri size sıralamak ya da nasıl girişimci olacağınızı anlatmak yerine “Girişimci olmalı mıyız?” sorusunu sorarak ne tür bir gereklilik olup olmadığını kendi içimizde tartışacağız. Girişimci olup/olmama yükü her birimizin içsel olarak sorguladığı bir şeydir. Girişim yapmamak sizi eksik ya da geri de konumlandırabilir bazı noktalarda. Gelin var olan öğretilerin dışında düşünmeye çalışalım.

Girişimci Olmak Ne Anlama Geliyor?

Günümüzde çok satan kitaplara baktığımızda girişimci ya da influencer olma gibi temalar işlendiğini görüyoruz. Çağın hızını bu şekilde yakalayabileceğimizi söyleyen bu kitapların yanı sıra birçok Ted konuşmasını dinlemişsinizdir. YouTube üzerinden de karşımıza çıkan insanlar bu kelimeleri cümle içinde kullanarak bizlere bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Kendi başarılarını (!) bizim de gerçekleştirmemiz noktasında bizi motive (!) ediyorlar. Peki ya o başarı bazı durum ve şartlar neticesinde ortaya çıkmışsa ve tekrarlanması çok da mümkün değilse?

Girişimci olmak genel anlamda yeni bir şeyi ortaya koymak, etki yaratmak şeklinde tanımlanabilir. Gerçi “yeni bir şey” kısmı sadece kitaplarda ya da konuşmalarda geçiyordur sanırım. Baktığımız zaman etki yaratmak oldukça ağır basıyor. Yeni bir şey ortaya koymasanız da etki yaratmanız bekleniyor. Hatta birtakım ahlaki normlara uygun olmasına da gerek yok ortaya koyduğunuz şeyin, etki yaratmışsanız bir şekilde girişimci oluyorsunuz. Sunduğunuz ürünün insanların hoşuna gitmesi, izliyor/kullanıyor olması en önemli sonuçtur. Böylece bu girişimci olayı oldukça sömürüye açık bir hâl almış oluyor. Ortaya koyduğunuz ne olursa olsun (gerçek anlamda) eğer siz takip ediliyor ve takdir ediliyorsanız bu tamamdır. Hatta takdir edilmenize bile gerek olmuyor bazen, yerilseniz de sizi insanlar takip etmeye devam ediyor.

Kim Bu Girişimciler?

Kim olduklarının önemi var mı? Ne bildiklerinin, ahlaki değerlerinin ya da okudukları kitapların, izledikleri şeylerin… Bunlardan çok nasıl sundukları daha önemli oluyor. İzleniyor mu, beğeniliyor mu, takip ediliyor mu ya da konuşuluyor mu? Kimileri onlara fenomen dese de bazen kendi içlerinde kendilerini girişimci olarak nitelendirebiliyorlar. Hatta hadlerine dahi olmadan hiçbir bilgilerinin olmadığı bir ürün ortaya koyabiliyorlar. Bazen o ürünü kendi bedenleriyle sergiliyorlar bazen de o ürün kendileri oluyorlar.

Hep kötü şeylerden bahsettik. Buraya kadar okuyup “E bu çok lanet bir şeymiş!” diyebilirsiniz. Aslında tam olarak öyle değil. Bizim girişimci algımız daha çok fenomenlere, youtuberlara ya da bir ürün ortaya koyanlara yönelik. Girişimcilik iyi bir youtube videosu dizayn etmek ile sınırlı değildir ya da instagram’a kahveli kitap fotoğrafı koymak değildir. Bazı girişimler gönülden olabilmektedir.

Gönülden Girişimler

Gelelim yazının keyifli kısmına. Aslına bakarsanız bu kadar markanın, marka olmuş insanların, altı boş motivasyon videolarının yanı sıra öyle çok takip etmediğimiz, gördüğümüzde ekranı yana kaydırdığımız tatlı küçük girişimler de var. Bu girişimler gönülden geliyor tam anlamıyla. Mesela bir insan topluma baktığında “Ben bu toplum için ne yapabilirim?” dediğinde gönülden girişim için bir adım atmış oluyor. Evet belki topluma dair umudumuzu kaybetme noktasına gelmiş olabiliriz, belki kimsenin bizim fikirlerimizi dinlemeyeceğine inanmış olabiliriz. Belki de fikirlerimizi dinlenilmeye değer yapmaya ihtiyacımız vardır. Belki doğru insanlarla denk gelmeye ihtiyacımız vardır.

İlla dünyanın bütün sorunlarını çözecek bir şey değil, sokaktaki bir hayvana yardım etmek, onun için bir şeyler yapmaya niyetlenmek bile bir adım olabilir. Yardım edeceğimiz sayısız kurum var, sayısız proje var ve sayısız minik kalpler var. Belki maddi bir gelir elde etmeyeceğiz ama bu tip gönülden girişimler içinde olursanız bir süre sonra içsel olarak da iyi hissediyorsunuz.

Sonuç

Sizi popüler olmak, takip edilmek, beğenilmek daha mutlu edecekse ve böyle bir insan olma motivasyonu içerisindeyseniz tabii ki “Bunu yapma” gibi bir şey denilemez. Aklımıza bunun çok da normal olmadığı düşüncesi oluşsa da “Peki” diyelim. Fakat siz bir şeyler yapmak istiyorsanız ve girişimciliğin sadece popüleriteyle sınırlı olduğunu sanıyorsanız, öyle olmadığını da ekleyelim bu yazıda. Belki birinin kalbine dokunursunuz, iyi şeyler yapmaya dair motivasyon edinirsiniz. Herkes elbette tercihlerinin sonuçlarıyla yaşayacaktır. Sadece biraz içsel sorgulama yapalım diye tüm bu yazılanlar. Tercih tamamen sizin.

Şunu da ekleyerek bitirelim: Kimse sizi herhangi bir ürün ortaya koymadığınız için “eksik” ya da “geri” şeklinde tanımlayamaz. Birinin sizi bu konuda yargılamasına izin vermeyin. İçsel olarak bir motivasyonunuz varsa bunun peşinden gidip sizi “mutlu” edecek işlerde olmanız daha doğru olur. Düşünsenize istemediğiniz bir gönüllülüğün içinde olduğunuzu ya da bir projede olduğunuzu. Ortaya çıkan şey mükemmel dahi olsa siz mutlu olmayacaksanız bu öylesine bir çabadır.

Çağın gereklilikleri yok sayılamaz ama bizler insanız.


Nida Nur Yağız
Araştıran, öğrenen ve aktarmayı seven; bilginin paylaşılması gerektiğine inanan biri. İletişim için: [email protected]