Freud Dizisi ve Farklı Bir İnceleme

Biz bu yazımızı Freud dizisi hakkında bir başka Netflix belgeseli olan “Modern Dünyanın Dahisi” üzerinden sizlere sunacağız. Daha çok oyuncu, kurgu, mekan üzerinde durmaktan ziyade dizinin düşence hafızasını “Modern Dünyanın Dahisi” üzerinden yorumlayacağız.

Ötede bir yerde falan değil, burada, yeryüzünde çoğu insan bir cehennemde yaşıyor… Benim bilgilerim, kuramlarım ve yöntemlerim de insanlar kendilerini bundan kurtarabilsinler diye, onları bu cehennemin bilincine vardırma amacına yöneliktir.

– Sigmund Freud
Freud Dizisi

Freud Dizisi hakkında bilgi vermeden önce “Sigmund Freud kimdir?” Buna değinmeği gerekli görüyoruz. Sigmund Freud 1856 yılında Musevi bir ailenin çocuğu olarak Habsburg Hanedanlığına ait olan Freiberg’de doğar. Ekonomik bunalımda olan aile bu nedenlerden dolayı Habsburg Hanedanlığı’nın başkenti olan Viyana’ya göçmek zorunda kalır. Viyana 1860 yıllarının başında devrimlerin dönüştürdüğü değişik uluslardan insanların yer aldığı bir yapıya sahipti. Sigmund Freud, Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren psikanalitik kuramının kurucusudur. Bir psikoterapi tekniği olarak psikanaliz, hastaları zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışır.

Freud Dizisi

Dizi bu süreci zamanın çocuk kaçırma olaylarına değinerek, polisiye dizi tadında Freud tekniklerini merkez baz alarak bizlere sunmuştur. Dönemin gelenek ve göreneklerini değinmiş, bununla kalmayıp Macaristan’ın özgürlük için duyduğu özlemi, Macaristan’ın asil ailelerinden olan Szapary ailesi üzerinden bizlere aktarmaktadır.

Sigmund Freud 1885 yılındaki Fransa seyahati hakkında “Modern Dünyanın Dahisi” adlı belgesel de şu şekilde bahsedilir: “Bilimin filizlenmekte olduğu ve düşünsel anlam da sıcak bölge olan Fransa’ya seyahat eder. Salpetriére Freud’un zamanındaki bir çeşit tıbbi darülaceze (bakımevi). Çoğuna histeri teşhisi konmuş 5000 kadın için adeta bir çöplük yeri olarak bahsedilir. Yunanca ‘rahim’ kelimesinden gelmekte olan histeri, antik dünyadan beri kadınlara eziyet çektirdiği düşünülen gizemli bir hastalıktı. Hakikaten de geniş kapsamlı bir teşhisti, nöbetlerden ve felçten tutun, anksiyete ve baş ağrısına kadar her türden sinir semptomlarını kapsıyordu. Yüzyıllardan beri erkek doktorların elinde çok tehlikeli bir oyuncak haline geldi. Hiç düşünmeden kadınlara histerik teşhisi koyuyorlardı. İş öyle bir raddeye geldi ki gayet sağlıklı bireyleri hastanelere ve akıl hastanelerine hapsettiler.”

Belgeselde histeri ve buna karşı alınan önlemler bu şekilde açıklanmıştır. Freud’un Fransa’ya gitmesi nöroloji alanında ki çalışmalarını büyük ölçüde etkilemiştir. Burada nörolojinin kurucularından olarak bilinen Jean Martin Charcot ile tanışmış ve ondan etkilenmiştir. Nörolog Charcot, psikanalizin kurucusu Sİgmund Freud’un hocalığını yapmış ve psikanaliz üzerine ona ilham vermiştir. Aynı zamanda histeride ilk hipnozu kullanan kişidir. Freud dizisinde Martin Charcot’un Freud üzerinde etkili bir isim olduğu belli edilmiştir.

Freud Dizisi

Dizinin ilk bölümün de ise Freud daha tam anlamıyla hipnozda gelişmediği üzerinde durulmuştur. Buna rağmen Freud’un farklı düşünme formlarının olabileceğini düşünmesi ve insan zihninin daha ulaşılamamış yerlerin olduğuna olan inancı da aktarılmıştır. Freud’un iç dünyasına olan bilgilerimiz ilk ve tek aşkı olan Martha Bernays’a yazdığı mektuplardan ulaşırız. Karşılıklı olarak aralarında yaklaşık 1600’e yakın mektuplaşma olmuştur. Dizide de kokain içmesinin üzerinde durulduğu gibi bu mektuplaşmalarda da neden kullandığına şu şekilde değinmiştir: “Hazımsızlığa ve depresyona karşı ufak dozda sıklıkla alıyorum”.

Martha Bernays, Sigmund Freud’a onları mutsuz eden sorunlardan uzaklaşmak istediğini dair mektuplar yazmış, Freud ise bunlardan kaçmanın doğru olmadığını ve bunlarla yüzleşmek gerektiğini anlatmıştır. Pskianalitik düşüncenin temellerine burada “özanalls” şeklinde değinildiğini de görürüz. “Aklından geçen her şeyi anlat, içine atma…” Çünkü Freud bastırılan arzunun başka bir formda kendini göstereceğini düşünüyordu. Freud sürçmesinin anlatmak istediklerinden birisi de budur. Bu bastırılan düşüncenin kusurlu eylem “Fehlleistungen” şeklinde ortaya çıkacağını savunur. Freud dizisinde ise sorduğu sorularla hastalarının korkusunun üzerine gitmesi gerektiği ve onlarla yüzleşmesi gerektiğine değinilmiştir. İnsanların en çok arzuladıkları şeyler toplum tarafından kabul edilmeyen şeylerdir ve bu yüzden şüphe duyarız. Bu bastırılan düşünceler farklı şekillerde dışarıya bizim tarafımızdan akseder kimi zaman dil sürçmesi, kimi zaman ise rüyalarla. Freud bu durumu anlamak için insan özünü sorgulamıştır.

Freud dizisi daha çok biyografik bir yapıda olduğu için onu farklı bir bakış açısıyla ele alan “Modern Dünyanın Dahisi” adlı belgeselin rehberliğiyle bu yazıda farklı bir şekil de yorumladık.

Otağ oluşumu olan tarih sayfamızı takip etmenizi tavsiye ederiz.

Le Petit Journal: Ottoman adlı yazımıza göz atmayı unutmayın.

Kaynakça

  • Modern Dünyanın Dahisi.
  • Totem ve Tabu, Sigmund Freud.