Filmlerin Sırları

Filmlerin Sırları: Filmler Bizi Nasıl Etkiler

Sırlar, merak uyandırmak ve daha fazlasını öğrenme isteğini tetiklemek için birebirdir. Bu nedenle sırlar, film izlememizin en temel sebeplerinden biridir. Kimi zaman eğlenmek için, kimi zaman sorunlarımızı unutup gerçeklikten kaçmak için, kimi zamansa hayal dünyamızı beslemek, kısacası bir şeyler hissetmek için filmlerin ağına düşüyoruz. Bazısıyla karnımıza ağrılar girene kadar gülüyor, bazısıyla yüzlerimiz şişene kadar ağlıyor, bazısıyla da üstümüze yorganı çekip güvende olduğumuzdan emin olana kadar korkuyoruz. Birer sanat eseri olmaları dışında filmlerin en büyük yeteneği, her insanda farklı bir etki yaratmaları ve bir yelpaze duygu hissettirmeleridir. Daha önce tanımlayamadığımız duyguları bile gösterirler, bazense bizi o kadar iyi anlatırlar ki rahatsız hissederiz. Peki, üzerimizdeki bunca etkiyi sağlayan detaylar nedir? Bizi tesiri altına almasını hangi sırlar sağlıyor? Filmler bizi nasıl etkiler? Filmlerin sırları nelerdir?

1. Sessiz Film Efektleri

Günümüzde birçok filmde Yeşil Ekran, Mavi Ekran, CGI (bilgisayar efekti) gibi özel efektler kullanılır. Bu sayede bir filmi uzayda çekmek yerine yemyeşil bir odada çekebilirsiniz. Büyük rahatlık değil mi? Gerçi Elon Musk, NASA ve Tom Cruise, uzayda bir film çekmek için anlaştılar ama her uzay filmi için uzaya gidilemeyeceğine göre, birçok film özel efektlerle yetinmek zorunda.

Buster Keaton’ın unutulmaz sahneleri

Elbette ki her zaman bu kadar ileri bir teknolojiye sahip değildik. Öncesinde ufak videolar yaratılmış olsa da tarihte kabul edilen ilk film, Lumière Kardeşler tarafından 1895’de yaratılan La Ciotat’a Bir Trenin Gelişi adlı filmdir. Demek ki 1890‘lardan beri film endüstrisi var. Düşünün ki, bilgisayar teknolojisini geçtim, elektrik santralleri bile 1880’li yıllarda daha yeni kurulmaya başlanmıştı. O zaman bu sessiz filmlerin efektlerinin arkasındaki sırlar neydi? Bu filmlerde Tom Cruise’un aşık olduğu korkunç tehlikeli sahneler yok muydu? Daha da kötüleri vardı, hem de Tom Cruise’un sahip olduğu can güvenliği olmadan. Hatta filmlerde o kadar tehlikeli boyuta erişen sahneler çekilmeye başlanmıştı ki “dublör” fikri ortaya atıldı. Bu sayede gönüllü ve bu işte usta insanlar filmlerdeki tehlikeli kısımları üstlenecekti.

Sessiz filmlerde bazı deha deli ikonlar vardır, Buster Keaton, Charlie Chaplin, Harold Lloyd gibi… Öyle sahneler tasarlamışlardır ki izlerken seyircinin aklı çıkar. Mesela Buster Keaton’ın üzerine evin duvarı düşer, Harold Lloyd saat kulesinden caddeye düşer, Charlie Chaplin ise bir binanın en üst katındaki yarığın yanında paten kayar. Bu sahnelerin büyüsünü bozmak istemem ama bu korkunç sahneler aslında birer illüzyondur. Tabii Buster Keaton’ın sahnesi hariç, yukarıdaki videoda olduğu gibi onun üzerine gerçekten bir evin duvarı düşürülür. İşte büyünün arkasındaki illüzyon örnekleri:

Korkunç sahnelerin arkasındaki sırlar

2. Rack Odağı

Rack Odağı, devamlı çekim sırasında lensin odağını değiştirmenin film yapım tekniği halidir. Bir çekim “rack” edildiğinde odak düzlemini karedeki bir nesneden diğerine hareket ettirir, film çekimi ise bu sırada durmaz. Aynı zamanda “odak çekme” veya “çekilen odak” olarak da bilinen bu yöntem, küçük veya büyük odak değişiklikleri içerebilir. Film yapımcıları bu tekniği izleyicinin dikkatini belirli bir nesneye çekmek veya karedeki gizli ayrıntıları ortaya çıkarmak için kullanır. Bazense sahneler arasındaki geçişi sağlamak veya bir karede birden fazla çekimi göstermek için kullanırlar.

Rack Odağı*

3. Snorricam Çekimi

Snorricam çekimi, izleyicinin bir film karakterinin bakış açısından ve deneyiminden filmi görmesine izin verir. Snorricam, bizi bir karakterin yerine koyarken aynı zamanda tepkilerini yakından ve kişisel olarak görmemizi sağlar. Bu deneyimler, ilaçların fiziksel etkileri, baş dönmesi, vertigo veya bir durumun tedirginliği olabilir. Özellikle Darren Aronofsky‘nin Bir Rüya İçin Ağıt filminde karakterlerin bağımlılık süreçlerini izleyiciye aktarmak için oldukça fazla ve etkili kullanılmıştır.

Snorricam Çekimi*

4. Kuleshov Efekti

Kuleshov efekti, izleyicinin bilinçaltını filmdeki karelerle tetikleyerek izleyicinin bazı çıkarımlar yapmasını sağlar. 1910’larda ve 1920’lerde Lev Kuleshov tarafından gösterilen bir film düzenleme (montaj) efektidir. İzleyicilerin, izole edilmiş tek bir çekimdense iki ardışık çekimin etkileşiminden daha fazla anlam çıkarmasını sağlayan zihinsel bir fenomendir.

Aşağıdaki video, Kuleshov efektini anlatmak için kullanılan en yaygın ve ünlü videolardandır. İlk Kuleshov efekti örneğinde, önce bir yemek dolu tabak ve bardak gösterilir. Daha sonra ise yüzünde pek de duygu ve mimik olmayan bir adam gösterilir. Ancak bu duygusuz ve mimiksiz ifade bile izleyiciye sadece yemek yemek üzere masada oturan adam mesajını vermekte başarılı olur, işte bu verilen mesaj Kuleshov efektinin bir sonucudur. İkinci Kuleshov efekti örneğinde, önce tabutta yatan küçük bir kız gösterilir ve onu takiben ilk örnekte gösterilen ifadesiz adam tekrar karşımıza çıkar. Bu örnek ise izleyiciye adamın bir katil olduğu izlenimini verir. Son Kuleshov örneğinde ise koltukta uzanan bir kadın ve ardından da aynı ifadesiz adam gösterilir. Bu izleyiciye adamın kadına aşık olduğunu ya da onu istediğini anlatır.

Kuleshov Efekti’nin en ünlü anlatımı

Kuleshov efekti, efsanevi yönetmen Alfred Hitchcock’un en sevdiği yöntemlerden biridir. Rear Window, Psycho ve Vertigo şaheserlerinde oldukça kullanmıştır çünkü ona göre Kuleshov efekti, film anlatımında duyguyu vermek için ince ve etkili bir tekniktir.

5. Dolly Zoom

Dolly Zoom, kameranın özneye yakınlaştığı (veya özneden uzaklaştığı) ancak aynı zamanda da özneyi aynı boyutta tutmak için zoom açısının yakınlaşma veya uzaklaşmaya göre ayarlandığı bir tekniktir. Özetle, kamera özneden uzaklaşırken aynı zamanda özneye zoom yapılır, eğer kamera özneye yakınlaşıyorsa, özneye ters zoom yapılır. Bu çekimi yapabilmek için kamera bir kayar yüzey üzerine yerleştirilir, bu sayede kamera zoom yaparken aynı zamanda kolayca özneye yakınlaşabilir veya uzaklaşabilir. Bu, arka plan boyutunun değişirken öznenin sabit görünmesini sağlar. Zolly olarak da bilinen bu teknik, izleyicide bir huzursuzluk hissi yaratır. Bu teknik genellikle bir karakter düşünürken veya önemli bir şey fark ettiğinde karaktere odaklanmak için kullanılır. Hitchcock bu tekniği ilk kez Vertigo filminde kullanmıştır, bu nedenle tekniğin mucidi Hitchcock kabul edilir ve Vertigo Efekt olarak da bilinir.

Dolly Zoom*

Videodaki filmler sırasıyla Bıçaklar Çekildi, La Haine, Jaws, Galaksinin Koruyucuları 2 ve Sıkı Dostlar.

6. Çifte Dolly Zoom

Çifte Dolly Zoom, Oscar’a sahip ünlü yönetmen Spike Lee’nin imzasıdır. Geleneksel Dolly Zoom çekimine alternatif bir çekimdir. Bu teknikte, sadece kamera bir kayar yüzey üzerinde değildir, aynı zamanda oyuncuda bir kayar yüzey üzerindedir. Bu, sahnede oyuncu hareket ederken havada süzülüyormuş gibi bir görünüm yaratır. Bu teknik en çok Malcom X filminde göze çarpar, Malcom X’in ölüm karşısındaki stoacılığını, ölümünün kaçınılmazlığını yakalamak ve seyirciye aktarmak için kullanılır.

Çifte Dolly Zoom*

7. Stanley Kubrick Tek Nokta Perspektifi

Stanley Kubrick‘in imzası olan tek nokta perspektifi, kamera perspektifini ufuk çizgisinin tam karşısına yerleştirerek oluşturulabilir. Bu tekniği kullanırken izleyicinin dikkati her zaman çekilen karenin merkezindedir. Odağın belirli bir noktaya yerleştirilmesi, seyircinin filmdeki dünyayı farklı bir şekilde görmesini sağlamanın dışında bir şeyler olacağı beklentisini oluşturarak gerilimi artırır.

Aşağıdaki videoda sırasıyla Cinnet (1980), Otomatik Portakal (1971) ve 2001: Bir Uzay Macerası (1968) filmlerindeki tek nokta perspektifini görebilirsiniz.

Stanley Kubrick Tek Nokta Perspektifi*

8. Bölünmüş Diyoptri Lens

Bölünmüş diyoptri lens, kameranın ana lensine takılan yarı dışbükey bir cam parçasıdır. Bu kameranın diğer yarısını ileri görüşlü bırakırken merceğin diğer yarısını miyop yapar ve bu sayede derin bir odak yanılsaması yaratır. Bu teknik, tek bir çekimde daha fazla bilgi aktarmanın yanı sıra izleyicide bir huzursuzluk hissi yaratmak için kullanılır, sanki bir şeyler ters gidiyormuş ya da gidecekmiş öngörüsünü verir.

Filmlerin Sırları Bölünmüş Diyopter Lens*

Filmler sırasıyla The Hateful Eight ve Köstebek.

9. Hollandalı Açısı

Hollandalı Açısı, ya da asıl adıyla “The Dutch Angle” 1920’lerde Alman Ekspresyonistler (Dışavurumcular) tarafından kullanılan bir tekniktir. Ancak burada “Dutch” kelimesi aslında Almanca’da Alman anlamına gelen “Deutsch” kelimesinin zaman içinde değişmesiyle oluşmuştur, yani aslında Hollandaca veya Hollandalılara ait değildir. Kameranın “x ekseni” üzerinde eğim kazanmasıyla elde edilen bir kamera çekimi türüdür. Doğru kullanıldığında, izleyiciye bir şeylerin yanlış, kafa karıştırıcı veya rahatsız edici olduğu sinyalini verir. Kısacası, dünyanın çarpık gittiğine dair bir his yaratır.

Filmlerin Sırları Hollandalı Açısı *

Fimler sırasıyla, Köstebek, Şüphe ve Slumdog Millionaire.

10. Macguffin

Bir MacGuffin (ya da McGuffin) kurgunun konusu ve karakterlerin motivasyonu için gerekli olan, ancak tek başına önemsiz ve alakasız bir nesne, cihaz veya olaydır. Bir MacGuffin bu sebeple kurgunun olay örgüsünün oluşmasında büyük rol oynar, olay akışı için bir aracıdır. Aslında film sırları arasında en büyüğüdür ve bir filmi izlememizin nedenidir.

Hikaye anlatımı açısından The Mandalorian‘daki Bebek Yoda, klasik bir MacGuffin örneğidir. Kurguda oldukça eski bir teknik olan MacGuffin, Alfred Hitchcock sayesinde filmde popüler hale gelmiştir. Bir MacGuffin’i kötüler avlıyor olabilir, kahramanlar onu korumak zorunda kalabilir, ancak MacGuffin tek başına büyük ölçüde önemsiz olsa da, hikayedeki diğer her şeyi kolaylaştırır. Psycho filmindeki Marion’ın çaldığı para, Başlangıç’daki fikir, Ucuz Roman’daki çanta ve Marvel Evreni’ndeki Sonsuzluk Taşları en iyi bilinen örneklerdendir. Bu hikayelerde tek başına bakılınca MacGuffin önemsizdir ama varlığı filmin omurgasını oluşturan kovalamacayı ve akışı tetikler.

11. Godfather Portakal Sırrı

Peki ya Godfather serisinde ne zaman bir ölüm gerçekleşecek olsa sahnede portakalların 🍊bulunduğunu biliyor muydunuz?

Filmlerin Sırları Godfather Portakallar*

Bu anlatılan teknikler ya da sırlar, filmlerin izleyicide yarattığı birçok duygunun ve akılda kalıcılığın nedenidir. Her biri farklı duyguları besler, gerçekleşecek bir olayın öngörüsünü verir, olay akışını düzenler ve filmin tonunu oluşturur. Birkaç kamera açısı, bir iki sürpriz ve ana obje gibi tekniklerin filmlerde bu kadar önemli rol aldığını ve aslında filmlerin sırları olduğunu kim tahmin edebilirdi ki?

‘Filmlerin Sırları: Filmler Bizi Nasıl Etkiler‘ adlı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Ada Ateş
Bir Parça Tuhaftık