arama

Filistin – İsrail: İhanet

  • paylaş
  • paylaş
  • Osman Seyrek Osman Seyrek
filistin israil

Filistin ve İsrail arasında 100 yıldır süren bir anlaşmazlık var. Yıllardır her iki devletin halkları bu anlaşmazlık yüzünden savaşta birçok kişiyi kaybetti. En çok Filistin’in kayıplar verdiği bu anlaşmazlık son günlerde yapılan bir duyuru ile doruk noktasına ulaştı.

İhanet edenin çok olduğu bir meseleden bahsedeceğiz. Kim bilir daha kaç yıl sürecek.

28 Ocak 2020’de ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı ‘“Yüzyılın Anlaşması” olarak nitelendirilen sözde barış planında Kudüs’ün İsrail’in ebedi başkenti olarak kalacağı öne sürülmüştür. Tüm dünya kamuoyunun çok iyi bildiği gibi bu, İsrail’in Filistin topraklarında yaptığı işgalin meşru hale getirilmesi için yapılmış, İsrail ve ABD’deki Yahudi lobisinin ortak çalışmasını yaptığı bir plandır.

Bu planlar yeni olmayıp 1799’da Fransız General Napolyon Bonaparte Osmanlı yönetimindeki Filistin topraklarında bir Yahudi devletinin kurulması fikrini ilk kez ortaya atmıştır. 1880’li yıllarda Birinci Siyonizm Kongresi İsviçre’nin Basel şehrinde toplandı. Toplantı sonunda yayımlanan Basel Programı’nda, Filistin’de bir Yahudi vatanının kurulması ve Dünya Siyonizm Teşkilatı’nın bu amaca ulaşmak için faaliyete geçirilmesi öngörülüyordu.

1918’de bölgedeki Arap güçleri İngiltere’nin de aklına girmesiyle Osmanlı idaresindeki Filistin topraklarını Osmanlı’dan koparmayı başardı. 1920’de Milletler Cemiyeti kararıyla İngiltere’ye bölgenin manda idaresi için yetki verildi. İngilizler çeşitli oyunlar ve vaatlerle bölgedeki Arap milletlerini kandırmıştır. Bölgede Arapların kendine ait bir devlet kurma vaadi, verilen vaatler içerisinde en cezbedici olanıydı. Bunun yanında silah, para, zenginlik, refah gibi vaatler de verilmişti. Ancak İngilizlerin asıl niyeti bölgedeki petrol rezervlerine erişmek ve dünyaya kendi eliyle ulaşmasını sağlamaktı. Kraliçe yine gücünü göstermiş olacak ve bütün dünyanın gelecekteki en çok ihtiyaç duyacağı şey olan petrolü kendi elinde bulundurarak gücünü gösterecekti.

İngilizlere yardım eden Araplar işte bu noktadan sonra yıllarca pişman olacakları bir adım attıklarını anlayacak ancak iş işten geçmiş olacaktı. Zira bölgedeki savaşan Osmanlı askerlerinden aktarılan bazı hatıratlara göre Osmanlı askerleri Cuma namazı kıldıkları esnada saldırıya uğramışlardı. Saldıranlar Araplar ve İngilizler. Savaş düzenine göre ön sırada Araplar, arkalarında ise İngilizler vardı. Osmanlı askerleri içinde olan Araplarda vardı. Bir Cuma namazı esnasında iki Müslüman halk birbirlerini katlediyordu. İngilizler ise hem Arapların hem de Osmanlı askerlerinin etrafını çevirmiş vaziyetteydiler. Hem kendi tarafında olan askerleri hem de Osmanlı askerleri alandan çıkmaya çalışırlarsa İngilizler hepsini öldürüyordu. Savaş alanında ise zaten iki dindaş millet birbirini kıyıyordu.

Bu konuda Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamız; ’’Osmanlı’ya başkaldırıp ihanet eden Filistin, bugün bu ihanetini canıyla ve malıyla ödemektedir.’’ diyerek düşüncelerini dile getirmiştir. Bizim de düşüncelerimize tercüman olmuştur.

1922’de İngilizler bölgede bir nüfus sayımı gerçekleştirmiş ve Yahudilerin sayısının, Filistin’deki 750 binlik nüfusun yüzde 11’ine ulaştığını belirlemişlerdir. 1929’da Araplar ve Yahudiler arasındaki düşmanlık kanlı çatışmalara yol açtı. 133 Yahudi öldü. İngilizler de 110 Filistinliyi öldürdü. 1937’de bu kanlı çatışmaları önlemek için İngilizler bu bölgeyi Yahudi ve Arap devletleri arasında ikiye bölmeyi teklif etti. Filistinliler bunu reddetti.

1947’de İngiltere, Arap ve Yahudi sorununu çözmek için sorumluluğu Birleşmiş Milletler’e devretti. Avrupa’daki Nazi zulmünden kaçan binlerce Yahudi için bu bölgede bir devlet kurma girişimleri başlamıştı. Birleşmiş Milletler, Filistin topraklarını ikiye bölüp bir tarafına Filistinlileri diğer tarafına da Yahudileri yerleştirmeye başladı.

filistin israil

1948’de dünyada 2 bin yıldır ilk kez bir Yahudi devleti kurulmuş oldu. Adı ‘’ İsrail ‘’. Filistinliler 15 Mayıs 1948 gününü “El Nakba” diye anarlar, yani “Felaket” günü.

İşte bu tarihten itibaren Filistin topraklarında, günümüze kadar sayısız kan dökülmüş, binlerce kişi çok zor şartlar altında yaşama mücadelesi vermiştir. İsrail, ABD’nin de desteğiyle bölgeyi sürekli karıştırmış ve bununla kendine birçok çıkar sağlamıştır. Temeldeki anlayış: ‘Böl, Parçala, Yönet’. İsrail, Avrupa ve ABD’de güçlü Siyonist lobileri sayesinde her istediğini yapar hale gelmiştir. Orta Doğudaki devletleri birbirine düşürürken kendisi bilim ve teknoloji alanında ilerlemiş, sanayi endüstrisi ve silah satışında dünya pazarlarında söz sahibi olmuştur.

Dünyada Filistin’in haksızlığa uğradığı için onun tarafında yer alan devletler vardır ancak İsrail çeşitli devletler ile yürüttüğü askeri, ticari anlaşmalar ile onları yanına çekmeye çalışmaktadır. Görünen o ki bunu başarıyor. Aynı milliyetten olan kardeşleri Filistin’e ihanet içerisindeler.

filistin israil

Bir vatandaş olarak ülkemizin Filistin çıkarlarını korumak için çeşitli politikalar uygulamasını doğru buluyorum. Ancak bu politikalar yanlış uygulanıyor ya da kısır politikalar olmaktan öteye geçemiyor. Ülkemizin dış politikaları son yıllarda hep bu minvalde olmuştur. Eğer dünyaya hükmeden büyük bir devlet olmak istiyorsak sadece Müslüman, Türk veya komşumuz diye dış politika üretmekten vazgeçmeliyiz. Daha küresel düşünüp geniş coğrafyalarda politika üretmeliyiz.

Kurtuluş savaşında büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve kahraman silah arkadaşlarının sayesinde işte bu dünyaya musallat olmuş terör devletlerinin elinden çok zor kurtulduk. En çarpıcı kıyaslama Filistin ile yapılabilir. Bu vesile ile hepsinin ruhları şad olsun.

Ülkede doğru politika üretmek bunları en iyi şekilde uygulayabilmek için muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcut. Bize gerekli olan ikinci şey ise sadece eğitim, eğitim, eğitim..

Bu yazıda Filistin ve İsrail arasında gerçekleşen olayları inceledik. Yazılarımızın devamı için sitemizi takipte kalmayı ayrıca bizleri Instagram ve Twıtter hesaplarımız üzerinden takip etmeyi unutmayın.