Fikirler Yirmi Birinci Yüzyılın Geçer Akçesidir

Kimileri fikirlerini sunmada olağanüstü iyidir.Yetenekleri, bugünün toplumundaki itibarını yükseltir. Çoğu kişiye ilham verirler. Fakat iyi bir konuşmacı tarafından paketlenip sunulan bir fikirden daha ilham verici bir şey yoktur. Bu fikirler güzel sunulduğunda dünyayı değiştirebilir. İşte bu yazımda klavyemin yettiğince bunlara değinmeye çalışacağım.

ARTIK HEPİMİZ SATICIYIZ..

Unutulmamalıdır ki eğer fikirleriniz birilerine ilham vermiyorsa fikrinizin ne kadar iyi olduğu önemsizdir. Ve bu fikri etkili pazarlayarak bunu yapabilirsiniz. Bunlar aslında ticari terimler gibi gözükse de yirmi birinci yüzyılda artık ürün pazarlamaya üründen fazla para harcanıyor ve bu gerçekten gelirlere büyük etki ediyor.Fikrimiz de aslında bizim bir ürünümüzdür. Bunu ne kadar iyi pazarlarsanız o kadar birilerine dokunabilirsiniz. Veya büyük paralar kazanabilirsiniz.

Okuduğum bir kitap ilham verici konuşmaları üçe ayırmıştır:

DUYGUSALDIR – Yüreğime dokunur.

YENİDİR – Bana bir şey öğretir.

AKILDA KALICIDIR – İçeriği hiç unutmayacağım yollarla sunar.

*Duygusal olmaktan kasıt dinleyicinin yüreğine dokunmasıdır.


Sahnedeyken çıplaksınızdır. En etkili konuşmalar , insanların gerçekten o insanlığı hissedebildikleri konuşmalardır. Chris Anderson.

İnsanların yüreğine dokunmanın en etkili yollarından birisi hikaye anlatmaktır. Hikaye anlatarak dinleyiciyle bir bağ kurabilirsiniz ve aranızdaki duvarları yıkabilirsiniz.Örneğin; TED konuşmalarında en uzun süre ayakta alkış alan konuşmacı Bryan Stevenson , konuşmasının %65’inde hikaye anlatmıştır. İsteyenler TED.com dan izleyebilirler.

Tabii ki hikaye anlatırken anlatımınız , kullandığınız sözcükler , beden diliniz ve tutkunuz da önemlidir. Ama hepsini bir yazıya sığdırmak konunun ciddiyetine aykırı olur. Daha sonra bunlara değinilebilir.

*İnsan beyni yeniliklere karşı kayıtsız kalamaz.

İzleyicinize tamamen yeni , farklı sunulmuş yahut eski bir problemin yeni bir çözüm yolunu sunun.Neden işe yarar: İnsan beyni yeniliği sever.Bir sunumda tanıdık gelmeyen bir şey gören beynin ilgisini çeker.

Ve beni en çok tatmin eden yöntemlerden birisi de sunumda ”Ağızları açık bırakacak bi’ an” yaratmak. Sunumda şaşırtıcı veya hayrete düşürücü bir an yarattığınızda, tabii seyircileriniz balık değilse, daha uzun süre hatırlanıyor. Hatta sunumun her tarafı unutulsa o hayret verici ân unutulmuyor.

Buna örnek vermeden edemeyeceğim.Hepinizin ismini bildiği Microsoft’un milyarder kurucusu Bill Gates, içeride üst düzey yöneticilerin olduğu bir salonda, her yıl 500 milyon kadar sıtma vakasının olduğu Asya ve Afrika’daki duruma dikkat çekmek istiyordu.(Gerçekten eşiyle birlikte bu işte öncülük yapanlardandır.)

Sahnede şunları söyledi: “Sıtma sivrisinekler tarafından yayılır. Buraya biraz getirdim.(Elinde kavanoz , içinde üç beş sinek). Onların etrafa uçmasına izin vereceğim. Sadece yoksul insanlara bulaşması için bir sebep yok.”

İzleyici donakaldı ve hayret içinde sahneye bakıyorlardı. Sonra Gates onları rahatlattı ve sıtmalı sinekler olmadığını söyledi. Vermek istediği mesajı sizce en etkili biçimde vermedi mi ? Orada oturan insanlar mesajı gayet net -ve kalıcı şekilde- almıştır diye düşünüyorum. İşte beni tatmin etmesinin sebebi budur.