Fatih Terim ve Sistemi – 1

Fatih Terim ve sistemi kimileri için sadece gazdan, kimileri içinse tamamen ard arda gelmiş şans zincirinden ibaret. Ki zaten Terim, kimileri için yaşayan bir efsane, kimileri içinse sadece itici bir figür. Ancak her iki tarafın da, tarafsız ve objektif bir biçimde, reddedemeyeceği bir durum var ki o da Terim’in son 20 yıla damgasını vurmuş bir adam olması. Her sene kendisini geliştiren, her sene farklı çözümler üreten, her sene içinde bulunduğu durumdan çıkmasını bilen bir adam. Fatih Terim’in Galatasaray’da oynattığı futbolu inceleyeceğimiz bu yazı disizinde 2002 dönemi hariç her yılın analizini ve değerlendirmesini yapacağız. Yazının ilk bölümünde Terim’in oyun felsefesini ve Uefa Kupası yolculuğunu anlatırken, ikinci bölümünde değişen oyun stilini ve Galatasaray dinamikleri içerisinde yaşadığı zorluklara bakacağız. Yazının üçüncü bölümünde günümüzden, yani Terim’in endüstriyel futbolla tanışmasından bahsedeceğiz. Bu yazı dizisinde anlatılan olaylar gerçek yaşanmışlıklara dayanırken, aralarında yapılan yorumlarsa tamamen yaşananların üzerine yaptığım şahsi yorumlarımdan oluşmaktadır.

SAVUNMA FOBİSİ OLAN BİR ADAM 1996-2000

Fatih Terim’in sistemi, 2000 yılına gelene kadar öncesinde 4 senelik kuvvetli ve güçlü bir hazırlık süresinden geçti. 2000 yılında alınan başarı mucizevi bir şekilde, bir anda gerçekleşmemişti. Son derece bilimsel, planlı ve kurgulanmış bir durumdu. Galatasaray’da kaptanlığı boyunca geri dörtlüde oynayıp arkada takımını izlemeye mahkum olan bir adamın, teknik direktörlük kariyerine başladığı andan itibaren savunma fobisi olması ve her zaman sahada hakim olan, atak olan, pres yapan, rakibi kendi yarı sahasına hapsedip futbol oynatmayan bir sistemi yaratması aslında son derece normaldi. Fatih Terim’in sistemi, sahaya çıkan ilk 11 ve dizilimden daha çok bir futbol felsefesi üzerine dayanıyordu. 96-2000 döneminde rakibe göre sık sık formasyon ve 11 değiştiren Galatasaray’ın temelde futbol fikri rakip alanda seri şekilde pres yapıp topu ele geçirmek ve sonrasında oyunun akışına göre seri hucuma geçmek ya da topa hakim olmaktı.

Fatih (Terim) Hoca, ‘Ya bu gegenpress falan diyorlar, biz bunu 20 sene önce yapıyorduk. Biz bunu satamadık’ dedi. Doğru diyor. Galatasaray o dönemde top kaybından sonra inanılmaz pres yapıyordu. Karşı presi o dönem kimse bilmiyordu.

Hikmet Karaman


Fatih Terim’in sistemi, o dönem sadece top kaybından sonra yapılan prese değil genel olarak rakip yarı sahada bulunan her oyuncuya yapılan seri preslerden oluşuyordu. Bu pres sonrasında kazanılmış toplarla oyuncular genelde oyunun gidişatına ve rakibin kurgusuna göre spontane kararlar alarak oyunu sürdürüyor ve gole gidiyorlardı. Bu bağlamda da, Terim’in ileri uçtaki oyuncularının kondisyonu yüksek, azimli, pes etmeyen, savaşçı, pasör ve oyun vizyonu yüksek oyuncular olmaları gerekiyordu. Öyle ki bu özelliklerin vücut bulmuş hali oyunculara Avrupa’da “vampir orta saha” diyorlardı.

Okan – Suat – Emre

Benimle birlikte Suat ve Emre’nin de büyük bir fizik gücü var. Aramızda beyin uyumu var. Birlikte düşünebiliyoruz. Kısaca Voltron gibiyiz. Herbirimizin ayrı özelliği oyun içinde birleşiyor. Kısa boylulardan bir dev oluşuyor.

Okan Buruk, 96-2000 Galatasaray oyuncusu


Fatih Terim’in sistemi sadece bu komplike pres oyunuyla bitmiyordu. 2000’li yıllarda başarıyla uyguladığı pres sisteminin yanı sıra aslında bir diğer formasyon rüyası da 2-5-3’tü. “3-5-2’nin tersten oynanışı” diyerek açıkladığı sistemin temel mantığı aslında Terim’in pres sistemine tam oturuyordu. Eğer top kazanıldıktan sonra oluşan senaryoda hızlı bir kontra atakla gol şansı yaklanmamışsa, 2-5-3 şeklinde rakip sahaya yayılınır ve gol şansı aranırdı. Geride 2 adam bırakarak arka tarafı savunmasız hale getirmek ve bütün varoluşuyla takımı ileriye yıkmak, ancak hayatı boyunca savunma yapan ve atakla kafayı bozmuş bir adamın uygulayabileyeceği bir kurguydu.

Fatih Terim
Bülent Ünder – Fatih Terim – Müfit Erkasap

1982 Dünya Kupası’nı hiç unutmam. Brezilya, İtalya ile 2-2 berabere giden maçta sürekli atak oynuyordu. Oysa beraberlik onlara yetiyordu. Sonra gol yediler, elendiler. Hocaları Tele Santana, ‘Yapacak bir şeyim yoktu. Çünkü oyuncularım hücumu seviyorlar’ demişti. Biz de öyleyiz. Hücumu severiz.

Biz alışılmış 3-5-2’yi tersten 2-5-3 şeklinde oynayalım dedik ve bunu gerçekleştirdik. Böylece libero olarak bağlanan bir oyuncuyu orta alana kazandırmış olduk. Geride çift stoperle savunmayı kurduk. Orta sahada kanatlardaki futbolcular da savunmaya yardımcı oldular.

Fatih Terim


Terim’in antrenörlük kariyeri boyunca savunma anlayışları kötü, ancak hücum vizyonu ve sprinter yetenekleri zirvede olan beklerle çalışmasının sebebi budur. Fatih Terim’in sistemi bekleri orta saha, yerine göre de forvet yapıyordu. Bu beklerin atlet, hızlı ve çalışkan olmaları gerekiyordu, çünkü onlar 2-5-3’ün sağ ve sol kanatlarıydı.

İtalya’daki 7.5 yıllık tecrübemin çok faydalarını görüyorum. İtalya’da oyunun savunma yönünü yapmam isteniyordu ve defansı öğrendim. Şimdi Türkiye’de daha çok atak kısmını oynuyorum. Çünkü Fatih Terim hücumcu kanat beke önem veriyor. Defansif ve ofansif yanlarımı bir dengede yürütmeye çalışıyorum. Bu şekilde oynuyor olmaktan keyif alıyorum.

Yuto Nagatomo, Galatasaray’da oynamış sol bek oyuncusu

Herkes beni normalde sol bek bilirdi ama ben sol bek falan değildim. Sistem içerisinde, sol açık gibi oynuyordum.

Hakan Ünsal, 96-2000’deki oyun stili hakkında

Eğer Fatih Hoca gelmese ben muhtemelen Galatasaray’dan ayrılıyordum. Galiba Ergün (Pembe) ve Okan’da (Buruk) aynı durumdaydı. Hoca kalmamızı istedi o sene. Belirli bir programın sonunda, sistemi oturtulmuş, her şeyiyle belirli bir süreden sonra gelmiş bir başarı (Uefa Kupası) bu.

Hakan Ünsal, 96-2000 Galatasaray oyuncusu

O zaman teknik takım çok iyiydi, oyuncular çok iyiydi, kalite vardı. O zaman herkes beraber büyük iş yaptık, kazandık. Hatırlıyorum, milli takımlarda 13 oyuncu Galatasaray’dandı. Ne zaman iyi teknik direktör ve kalite varsa, kolaydır.

Gheorghe Hagi, 96-2000 Galatasaray oyuncusu


Fatih Terim’in Sistemi, dizilim ne olursa olsun hep belirli bir çerçeve içerisindeydi. Rakibe göre yapılan formasyon ve 11 değişikliklerinin dışında futbol felsefesi olarak hiçbir şey değişmiyordu. Hagi ileri geçtikten sonra 3’lü forvet oynayan takım (sağ, sol kanat forvet ve Hakan Şükür merkez forvet şeklinde) beklerin de orta sahaya çekilmesiyle 5’li orta saha dizilimini oluşturuyordu. Bu dizilimin gelişiminde pres çok önemliydi. “Uçurtma bekler” ve “vampir orta sahalar” rakip takıma rahat vermiyor, topu ele geçirmek için her şeyi yapıyorlardı.

Fatih Terim
Bülent Korkmaz – Hakan Şükür
Uefa Kupası Sevinci

Sisteme gelince; biz kazanmış haldeyken, liderken değişikliğimizi (sistemsel) yaptık. Bülent Hoca bana “Zaten kazanıyoruz, lideriz, değiştirmeyelim.” diyordu. Bugün bizim oynadığımız 2-5-3 konuşuluyor. Yüzlerce antrenman yaptık. Artık, Hakan’ın hücumdaki yönlenmesinden bütün takımın işaret aldığı bir döneme gelmiştik. Bunun yüzlerce çalışması yapıldı.

Fatih Terim


Takım birbiriyle yüzde yüzlük bir uyum içerisindeydi. Oyuncular öyle bir durumdaydılar ki, herhangi bir takım arkadaşının sahadaki bakışından hangi reaksiyonu vereceğini anlayabiliyorlardı. Terim bu felsefeyi takıma öyle bir oturtmuştu ki, katıldığı bir televizyon programında sezon öncesi kamp yapmadan yeni sezona geçmekten bahsetmişti.

Antrenman programı bile asmazdık. Herkes ne yapacağını, hangi gün, hangi saatte geleceğini, ne çalışacağını bilirdi.

Bülent Ünder, 96-2000 Fatih Terim’in yardımcı antrenörlerinden

Son sene (2000 senesi), maç öncesi toplantılar neredeyse 5 dakikaya inmişti. Zaten her şeyi önceden çalışıyorduk. Takım uyum içindeydi. Her şeyi ezberlemiştik. Eğer devam etseydik muhtemelen Türkiye’de ilk defa kampı da (sezon öncesi kamp) kaldıracaktık.

Fatih Terim


Tamamen sistematik çalışma ve kurgulanmış devrimci bir futbol vizyonuna dayanan Fatih Terim’in sistemi büyük başarılar kazandırttı. Terim, yarıştığı bütün kulvarlarda, bütün kupalara talip olan Galatasaray’ı başarıdan başarıya koşturttu. Öyle ki, bu başarıların bir benzeri ya da daha iyisi hala kazanılamadı.

Fatih Terim
Okan Buruk – Fatih Terim
Uefa Kupası Sevinci

Alıntı Kaynakları:


Emrecan Ulu
Krypton'un oğlu, Gotham'ın yarasası.