Elevator to the Gallows

Elevator To The Gallows Film İncelemesi

Sizler için Louis Malle‘in ilk uzun metrajlı filmi olan 1958 yapımı Ascenseur Pour L’échafaud filminin incelemesini hazırladık. Film, İngilizceye Elevator to the Gallows, Türkçeye ise İdam Sehpası ismiyle çevrilmiştir. İyi okumalar.

Elevator To The Gallows: Tek Film, Üç Hikaye

“Tek bir hikaye hakkında üç hikaye.” Quentin Tarantino, Pulp Fiction‘ın senaryosunun kapağına böyle yazmıştı. Ne var ki bunun bir benzerini Louis Malle, ondan tam otuz altı yıl önce Ascenseur Pour L’échafaud filmiyle yapmıştı. Miles Davis‘in muhteşem besteleri eşliğinde, aynı filmin içerisinde birbirine bağlı üç farklı hikaye izliyoruz Ascenseur Pour L’échafaud filminde.

Elevator to the Gallows
Elevator to the Gallows

Julien, patronunun karısı Florence ile yasak aşk yaşamaktadır. Patronunu öldürüp olaya intihar süsü vermek isteyen Julien, patronunu öldürmeyi başarmış ve olay yerinden kimseye fark edilmeden uzaklaşmıştır. Fakat olay yerinde patronunun odasına tırmanmak için kullandığı halatı unutmuştur ve onu almak için olay yerine geri dönmek zorunda kalır. Halatı alıp iş yerinden gitmek isteyen Julien asansöre biner ve orada mahsur kalır. Bu sırada arabasının anahtarını kontağın üzerinde unutmuştur ve bunu fırsat bilen iki genç onun arabasını kaçırır. Yasak aşk yaşadığı Florence ise büyük bir endişeyle Julien’i bekler; fakat bu bekleyiş, bir arayışa dönecektir.

Jeanne Moreau

Florence karakterini canlandıran Jeanne Moreau, gösterdiği oyunculuk performansıyla filmin en dikkat çeken ismi oluyor. Cadde cadde, dükkan dükkan dolaşıp aşkını arayan Florence karakterinin kendine has melankolik kişiliğini bu denli iyi yansıtabilmek her oyuncunun harcı değil elbette. Ascenseur Pour L’échafaud‘dan dört yıl önce, 1954 yılında oynadığı Touchez Pas au Grisbi filmini izlediğimde, Jeanne Moreau‘yu fark etmem uzun süre almıştı. Ascenseur Pour L’échafaud filmiyle ise –Louis Malle‘in de etkisiyle tabii ki- belki de sinema tarihinin en dikkat çeken oyunculuk performanslarından birisine imza attı.

Elevator to the Gallows
Jeanne Moreau

Julien karakterine can veren Maurice Ronet ise oynadığı klostrofobik sahnelerdeki başarısı ile kendisini büyük bir zevkle izlediğim bir başka oyuncu. Maurice Ronet‘yi yine bir başka Louis Malle filmi olan 1963 yapımı Le Feu Follet filminde tekrar izleme fırsatı bulmuştum. Daha tek karakter odaklı bir film olan Le Feu Follet, Maurice Ronet‘nin ne denli iyi bir oyuncu olduğunu daha iyi fark etmemi sağlayan bir film olmuştu.

Fransız Yeni Dalgası

Julien’in arabasını kaçıran Louis ve Véronique isimli iki genç bu filmin en ilginç yanlarından. Bir nevi Bonnie ve Clyde portresi çizen karakterlerimiz, aynı zamanda Fransız Yeni Dalgası‘yla birlikte daha fazla yaygınlaşan özgürlükçü, asi genç karakter yazımlarının da ilk elle tutulur örneklerinden birini oluşturuyorlar. Sinemada daha önce de bu tarz karakter yazımlarına rastlasak da, genç oyuncuların ve asi genç karakterlerin filmlerde yaygınlaşması Fransız Yeni Dalgası‘yla birlikte gerçekleşmiştir. Yeni Dalga bu konuda Hollywood’u da etkilemiştir. 1967 yapımı The Graduate ve özellikle 1973 yapımı Badlands filmleri bu karakter yazımlarının takipçisi niteliğindedirler.

Ascenseur Pour L’échafaud ilginç bir film noir olmasının yanı sıra Fransız Yeni Dalga sinemasının ilk örneklerinden birisi olarak sayılıyor. Louis Malle, ilk uzun metrajlı filmi olan bu filmde oluşturduğu klostrofobik, gerilimli ve alışılagelmişin dışındaki melankolik anlatısıyla kendisini geleneksel film noir anlayışının dışına iterek fark yaratmayı başarıyor.

“Elevator to the Gallows Film İncelemesi” yazımızın sonuna geldik. Okuduğunuz için teşekkürler. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!