arama

Eleştiri Hastalığı ve Sosyal Medya

  • paylaş
  • paylaş
  • Emrecan Ulu

Sosyal medya hayatımızı kolaylaştıran sağlıklı pratikleri bizlere sunmasının yanı sıra çok fazla sağlıksız pratiklere de yol açtı. Bu yazıda bahsedeceğim eleştiri hastalığı konusu da, bu pratiklerden birisi olacak. Sosyal medyanın bizlere kazandırdığı işlevlerden birisi olan anonimlik sayesinde eleştiri artık hiç olmadığı kadar kolay hale geldi. Hem anonim olmamızın, hem yüz yüze olmamamızın, hem de eleştirdiğimiz bireyi tanımamamızın verdiği özgüvenle oldukça rahat biçimde yorumlar yapabiliyoruz. Artık bireyler hemen hemen her konuda fikirlerini açıkça ve hiçbir şeyden çekinmeden beyan edebiliyorlar. Aslında bu durumun insanlara fikir özgürlüğü, eleştiri alışkanlığı, eleştiriye açık olma, analiz yeteneği ve benzeri birçok alışkanlıkla beraber fayda sağladığını söyleyebiliriz. Ancak elbette bu faydaların yanında beraberinde getirdiği zararlar da var. Bu yazıda yazılanlar, verilen araştırmalar ve alıntılar harici, kişisel yorumlarıma dayanmaktadır.

Gelişimi ve Sebepleriyle: Eleştiri Hastalığı

Eleştiri

Eskiden TV başında ünlülerin yaptığı eleştirileri ve yorumları izleyen insanların buna cevap verme imkanı yoktu. Televizyonda yapılan yorumlar her zaman televizyonda kalırdı. Bazı noktalarda stüdyoya mesaj yollayarak, telefonla bağlanarak ya da o anda stüdyoda bulunan seyircinin katılımıyla açık oturumlar yapılarak yorum ve eleştiri imkanı arttırılmıştı fakat yeterli değildi. Günümüzdeyse artık durum tam tersine döndü. Öyle ki artık her şeyi sosyal medya aracılığıyla eleştirebiliyoruz. Bu durum bize yorum yapma özgürlüğümüzü kazandırırken aynı zamanda da eleştiri hastalığını kazandırdı. Bana göre, insanların sosyal medyada kendisine bir suret yaratması ve bu sureti belirli bir gruba dahil etmek zorunda hissetmesi eleştiri hastalığının en büyük tetikleyicisi oldu. Sosyal medyada gördüğümüz fenomenleri kendimize rol modeli edindik. Elbette onların hemen hemen her konuda eleştiri yapması, bizi de eleştiri yapmaya güdümledi. Artık onların yaptığı gereksiz ve yersiz eleştirileri hiç düşünmeden kabul eder duruma geldik. Ancak unuttuğumuz şey, onların da eleştiri hastalığına yakalanmış olmasıydı.

İnsan mükemmel yorumlar yapan birisini görünce, özellikle yaşı küçükse, tıpkı onun gibi olmak ister. Ekran arkasında kaldığı içinde kendi çapında oluşturduğu kalkan aslında onun için çok iyi bir korumadır. Eleştiri yapabiliyoruz, evet, ancak farkında olmadığımız şey eleştiri yapmak zorunda olmadığımız. Bu durum eleştiri obsesyonu olarak da adlandırılabilir. Fenomenlere ve örnek aldığımız insanlara bakarak tıpkı onların yaptığı gibi her şeyi yorumlamayı o kadar takıntı hale getirdik ki artık durduramıyoruz.

obsesyon: takıntı

Eleştiri

Unuttuğumuz şeyse; hayatları mükemmel gözüktüğünden dolayı kendimize rol modeli aldığımız bu fenomenlerin, internette hayatlarının sadece iyi yanlarını paylaşıyor oluşu. Paylaştıkları fenomen sureti kendilerinde narsizme yol açarken, bizlerdeyse imrenmeye yol açıyor. Bu imrenme sonucunda bizler de hayatlarımızın sadece iyi yanlarını paylaşmaya başlıyoruz. Elbette sosyal medya suretimizde hayatımızın sadece iyi yanını görüyor oluşumuz, bizde de narsizmi tetikliyor.

Eleştiri

Narsizm, eleştiri hastalığıyla birleşince ortaya çok kötü sonuçlar doğuruyor. İnsanlar o kadar özgüvenli oluyor ki, fikir sahibi olmadıkları bir konuda yaptıkları yorum onlar için mutlak gerçek oluveriyor. Yorumlarının yanlış, yetersiz, yersiz ya da saçma olduğunu asla kabul etmiyorlar. Narsizm, yaptıkları yanlış yoruma kendilerinin de kalpten inanmasını sağlıyor. Bunun sonucunda yorumlarını desteklemek için değişik argümanlar üretiyor, kafalarında değişik kurgular kuruyor, hatta bazen küfür edip zorbalık bile yapabiliyorlar.

Eleştiri

Ne olduğumuz, gerçekte ne hissettiğimiz veya ne düşündüğümüz, ne yaşadığımız ve gerçekten neye ihtiyaç duyduğumuz değil, nasıl göründüğümüz, insanların karşısına nasıl bir görüntüyle çıktığımız önem arzediyor. Fark edilmek, ayırt edici olmak, kendini var hissedebilmek için, artık kişinin kendini gerçekleştirmesi, hakiki ilişkiler kurması, erdem sahibi olması gerekmez. Mezun olduğu okul, yemek yediği ve eğlendiği mekân, kullandığı araba, giydiği “blue jean”, güzel, bakımlı, genç ve zayıf görünmesi âdeta yeterli sayılmaktadır. Ancak bu koşulda, insanlar birbirine değer veriyor ve birbiriyle ilgileniyor.

Prof. Dr. Vehbi Bayhan


Yapılan bir araştırma Twitter kullanan insanlarda narsist psikolojinin çok daha öne çıktığını vurguluyor. Elbette Twitter’in tamamen yazı üzerine kurulu olması bu durum için mükemmel bir alt yapı. Yazının başlarında bahsettiğimiz TV programında yapılan yorumlar artık Twitter’e taşındı, ancak fark şu ki; Twitter herkesin erişebildiği bir platform. İnsanlar ünlülerle aynı platformu kullandığı ve aynı seçeneklere erişebildiği için kendilerini daha önemli hissediyorlar, bu da narsizmi tetikliyor. Sosyal medya üzerinden herhangi bir konuda, bilip bilmeden, yorum yaptıkları zaman kendilerini mutlu hissediyorlar ve bir bağlamda eleştiri obsesyonuna yenik düşüyorlar.

Eleştiri

Ayrıca uzmanlar her şeyi eleştiren insanların genelde aşağılık kompleksine sahip olduklarını söyler. Yani eleştiri hastalığına tutulan insanlar kendi olumsuzluklarını başkalarına yansıtarak ve kendilerini diğer insanlardan üstün görerek düşük benlik duygularını yenmeye çalışırlar. Hayran oldukları insanların bir açığını bulup eleştirerek kendilerini tatmin ederler.

Sen kendini biliyorsan, bil ki kendini bilmezlerin söyledikleri anlamsızdır. Unutma gereksiz eleştiri sadece gizli hayranlıktır.

Cengiz Aytmatov


Bütün bu etmenlerin sosyal medyayla birleşimi, her şey hakkında yorum yapma ihtiyacı duyan insanları bizlere sunmuş oldu. Özellikle siber zorbalıktan dolayı intihar vakalarının arttığı bu dönemlerde; eleştirilerini zorbalık derecesine varacak kadar ağır ve fazla agresif yapan insanlar, kendi duygularını tatmin ederken eleştirdikleri insanlara verdikleri zararın farkında değiller.

Bunca boş konuşan insanın arasında dilsiz olmak engel değil, devrimdir.

Özdemir Asaf


Bir konuda fikriniz yoksa yorum yapmak zorunda değilsiniz. Eleştiri özgürlüğünüzün olması her konuda fikir belirtmeniz gerektiği anlamına gelmez. Herhangi bir konuda fikrinizi belirtmemeniz sizi bilgisiz ya da cahil yapmaz. Herhangi bir konuda fikir sahibi olmanız da illa bu bilgiyi dışa vurmanız gerektiği anlamına gelmez. Bir olayı veya bir insanı eleştirirken söyleyeceklerinize çok dikkat edin. Ünlülerin ya da arkadaşlarınızın sürekli açığını aramak, bulduğunuz açıkları yüzlerine vurmak zorunda değilsiniz. Kibar olun. Karşınızdaki kişiye zarar vermemeye özen gösterin. Yüz yüze geldiğiniz zaman size insan olduğunuzu hatırlatacak kişilere, sosyal medyada oluşturduğunuz kalkana sığınarak eleştiri adı altında zorbalık yapmayın. Eleştiri obsesyonunuzu yenin. Gerektiği yerde ve gerektiği noktada yorum yaparak, az ve öz olun.

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
Hoşgörülükte deniz gibi ol.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Mevlana


Kaynakça
:

Ayrıca sosyal medyayla alakalı ilginizi çekebilecek yazılar:


  • Mert Can Ay
    2 ay önce

    Twitter platformunda paylaşılmış çok güzel bir cümleyi anımsattı yazınız ”Eleştiri Hakaret Değil. Hakaret Eleştiri Değil.” diye. İnsanlar sözüm ona klavyenin vermiş oldukları özgüveni, tam karşıtı olarak yücelterek hadsizliğe çeviriyor. Halbuki kendi fikirlerini ifade edebilmek için böylesine kapsamlı ve böylesine tesirli bir etkeni bu denli yanlış kullanmak sizin de deyiminizle çokça eğilim gösterilen bir durum oldu çıktı. Kullanmak isteyene, görmek isteyene çok güzel şeyler sunan sosyal medya yine yanlış kullanıma ya da zararlı kullanıma vesile de olabiliyor.

    2
    yorum beğen