arama

Ekonomiye Müdahale: Ülke Ekonomi Durumları ve Düzeltilmesi

Hükümet ve merkez bankasının ekonomiyi düzenlemek için yapabileceği uygulamalar.
  • paylaş
  • paylaş
  • Hasan Berk Zengin

Adam Smith’ten itibaren klasik ekonomistlerin düşüncesi, ülke ekonomisine herhangi bir müdahale yapılmadığı sürece ekonominin “görünmez eller” ile kendi kendisini düzene sokabileceğiydi. Yani toplam talep veya toplam arzdan birinde âni bir azalma veya artma söz konusu olursa, uzun vadede ekonomi kendi kendisini düzeltecek ve eski dengesine dönecekti. Bu teori, ancak 1929 Büyük Buhran’ına kadar doğru kabul edildi.

24 Ekim 1929 günü, insanların büyük paralar verip yatırım yaptığı Amerikan borsası %12.8 düştü ve o günün parasıyla 4.2 milyar dolar yok oldu. Amerikan ekonomisinin %50’sini 200 şirket oluşturduğundan bu şirketlerin herhangi birindeki ufak bir gerileme bile herhangi bir krizi tetikleyebilecek durumdaydı. İnsanların para varlığı büyük ölçüde azaldı, işsizlik oranı %’20yi aştı ve Başkan Hoover (1929-1933) dönemindeki hükümet, piyasaya ve şirketlere müdahaleye şiddetle karşı çıkan liberal ekonomiyi benimsediğinden elle tutulur pek de bir önlem alınmadı. Zaman geçti, ekonomi kendi kendini düzeltmedi. Yoksulluk, insanların çocuklarını satacağı bir seviyeye kadar ulaştı.

ekonomi
Dört çocuğunu satılığa çıkarmış olan bir anne. Satacağı kişiyle içeride görüşeceği yazıyor.

Büyük Buhran’ın sonucu olarak John Maynard Keynes‘in ekonomi teorileri büyük önem kazandı. Keynes’e göre, ekonominin istenmeyen seviyelerde olduğu dönemlerde hükümet veya merkez bankasının bir müdahalede bulunması gerekliydi. Ona göre, eğer piyasadaki toplam talep istenilenden düşük bir seviyedeyse, hükümet veya merkez bankası eğer bu toplam talebi artırmak için bir politikada bulunmazsa ekonomi kendini düzeltmek bir tarafa, daha kötüleşecekti. Amerika’nın Büyük Buhran’la mücadelesi de hükümet ve FED’in çeşitli politikalarıyla mümkün oldu. Yeni altyapı projeleri gibi projelere devlet harcamaları arttı, WPA ile vatadaşlara yeni iş imkanları yaratıldı ve FED artık sıkı para politikası takip ederek para basmamakta (piyasadaki toplam parayı arttırmakta) ısrar etmenin yanlış olduğunu fark etti.

ekonomi
John Maynard Keynes.

Günümüzde, hükümetler ve merkez bankalarının ekonomiyi istenilen seviyeye çekmek için bazı müdahalelerde bulunmasının gerekliliği kabul edildi. Hükümetin izlediği politikalara maliye politikası, merkez bankasının izlediği politikaya da para politikası deniliyor. İki politikadan hangisinin daha etkili olduğu hala kısmen tartışılsa da günümüzde para politikası, maliye politikasından daha etkili kabul ediliyor.

Aşağıdaki grafik sonraki açıklamaların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu grafik, makroekonomik düzeyde arz ve talebin dengesini göstermektedir. Y-ekseni piyasanın fiyat seviyesini, x-ekseni ise ülkenin reel hasılasını göstermektedir. LRAS uzun vadedeki potansiyel üretimi, SRAS kısa vadedeki üretimi ve AD de toplumdaki toplam talebi göstermektedir. SRAS ve AD’nin kesişimi, ülkenin kısa vadedeki reel hasılasını gösterirken; uzun vadedeki reel hasıla her zaman LRAS kadardır.

Hükümet ve merkez bankasının değiştirebileceği tek değişken AD yani toplam talep olarak kabul edilir. Çünkü bir ülkedeki toplam üretim pek çok alanda olduğundan ve farklı farklı ürünler üretildiğinden hükümetin bütün bu üretimi değiştirecek büyük bir etkisi yoktur. Bu sebeple hedef, toplam talebi değiştirmektir. Bunu değiştirmek de, toplam talebi oluşturan; tüketici harcamaları, özel yatırımlar, hükümet harcamaları veya transfer ödemelerini artırmak ile mümkündür. Böylelikle toplam talep ve kısa vadede üretimin (AD ve SRAS) kesişim noktasının uzun vadedeki potansiyel üretime ve fiyat seviyesine denk olmasını sağlamaktır. Bu sayede hem üretim hem de fiyat seviyesi optimal seviyeye ulaşılacaktır. Aşağıdaki görselde de, olması gerekenden az olan toplam talebin (AD1), optimal seviye olan seviyeye (AD2) çıkarıldığını görüyoruz.

Hükümet ve Maliye Politikaları

ekonomi
Amerika Birleşik Devletleri’nin maliye politikalarını belirleyen meclis.

Hükümetin izleyebileceği üç temel politika vardır. Bunlardan birincisi, hükümet harcamalarını arttırmak veya azaltmaktır. Eğer hükümet harcamaları artarsa, piyasaya giren yeni para, çarpan etkisi (paranın elden ele dolaşarak etkisinin katlanması) ile artacak ve hükümet harcamaları da toplam talebin bir parçası olduğundan toplam talep artacaktır. Eğer hükümet harcamaları azaltılsaydı da tam tersi toplam talep azalırdı.

İkinci bir politika vergileri artırmak veya azaltmaktır. Vergilerin azaltılması, vatadandaşlara giden net parayı artırmaktadır. Bunun sonucunda vatandaşların tüketim harcamaları ve yapacakları yatırımlar artacaktır. Bu da toplam talebi sağa artıracaktır. Ancak vergileri azaltmanın potansiyel bir sonucu daha vardır: hükümetin kasasına giren para azalacaktır. Bu da devlet borcunun artmasına ve hükümet harcamalarının azalmasına sebep olacaktır.

Bir diğer politika da transfer harcamalarının artırılması veya azaltılmasıdır. Hükümet bazen çeşitli firmalara veya vatandaşlara yardım olarak para vermektedir. Bu yeni para da yine toplumdaki toplam tüketici harcamalarını ve yatırımları artıracağından, toplam talebi arttıracaktır. Bütün bu yöntemler toplam talebin değiştirilmesinde kullanılabilir.

Merkez Bankası ve Para Politikaları

ekonomi
Amerika Birleşik Devletleri’nin para politikalarını belirleyen merkez bankası.

Merkez bankasının da yine üç temel politikası vardır. Bunlardan birincisi, zorunlu karşılık oranının artırılması veya azaltılmasıdır. Bilindiği üzere, günümüz bankacılık sistemine göre bankalar, yatırılan paranın bir kısmını rezervlerinde saklamak zorundadır. Böylelikle, olur da birisi parasını çekmek isterse, banka rezervlerinde olan para ile bu parayı geri verebilecektir. Bu bağlamda, örneğin eğer merkez bankası zorunlu karşılık oranını %10’dan %15’e arttıracak olursa, ticari bankalar artık yatırılan toplam paranın %15 kadarını rezervlerinde saklamak zorunluluğunda olacaktır. Bu sebeple de yatırılan paranın sadece %85 kadarını kredi olarak verebileceklerdir. Bunun sonucunda da, daha fazla para rezervlerde kaldığı için piyasadaki toplam para azalacaktır. Piyasadaki toplam paranın azalmasının sonucunda da insanların cebinde daha az para olacak, daha az tüketim ve yatırım harcaması yapacaklardır. Bu da toplam talebi azaltacaktır.

Bir diğer politika ise indirim oranının değiştirilmesidir. İndirim oranı; merkez bankasının, ticari bankalara borç verirken kullandığı faiz oranıdır. Eğer ki indirim oranı azaltılırsa ticari bankalar, merkez bankasından daha küçük faiz oranlarıyla borç alabileceği için daha çok borç alacaktır. Bu da piyasadaki toplam parayı arttıracaktır. Toplam paranın artması da yatırım ve tüketim harcalamarını artıracak, toplam talebi arttıracaktır.

Son politika ise açık piyasa işlemleridir. Merkez bankası, hükümete tahviller satarak veya hükümeten tahviller alarak piyasadaki toplam parayı artırıp azaltabilir. Böylelikle, piyasadaki toplam tüketim ve yatırım miktarını değiştirerek toplam talebi değiştirebilir. Bunun sonucunda yine toplam talep ve kısa vadede üretimin, uzun vadeli üretim doğrusu üzerinde kesişmesi ve optimal seviyede olması hedeflenir. Ekonomi düzeyini düzeltmek bir hayli zor olsa da, yapılabilecekler yapılır ise düzeltilebilir.

  • Ibrahim Özkan
    1 ay önce

    Yapılması gereken şeyleri tüm ekonomistler biliyor. Ama devlet vergileri azaltmak yerine arttırıyor. Transfer ödemeleri ve hükümet alımlarını arttırmak yerine azaltıyor. Yani bile isteye kriz çıkarıyorlar.

    0
    yorum beğen