Ego dost mudur, düşman mı?

Ego aslında fazla olmadığı sürece yararımıza işleyen, hatta çoğu yerde stresle başa çıkmamızı sağlayan kararında olması gereken bir şey olarak tanımlayabiliriz aslında. Elbette sizler de bunun fazlasının ne gibi şeylere yol açabileceğini biliyorsunuzdur, en başta kibir olmak üzere mesela Hitler kendi egosu ve kendinin yenileceğini hazmedememesi yüzünden yenilmiştir. Bizler ise bu savaşı hayatımızın her anı veririz, çoğu zaman farketmesek de…


“Özür dilemek, sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Karşınızdaki insana verdiğiniz değerin egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.

Sigmund Freud


Mesela gündelik hayatımızı ele alalım haklı olduğumuz bir konuda tartışmayı veya kavgayı bitirebilecek bir özür dilemeyi çoğumuz “gururumuza” yediremeyiz ancak bunun sebebi de aslında egomuzdur, haklıysam neden ben özür diliyorum düşüncesidir hatta. Elbette sizlere egomuzu bir kenara bırakmamız gerektiğini söylemiyorum çünkü ben bunu uzun zamanlar boyunca denedim yarardan çok zararı dokunuyor insan, kendini sevemiyor bunu basit bir örnekle anlatmam gerekirse yazdığım hiçbir yazıyı sevemiyorum insanların sürekli hatalar bulmasını istiyor, hiçbir zaman mükemmel olamayacağıma inanıyorum. Bu düşünceye geniş bir açıdan bakarsanız aslında güzel bir şey gibi görünebilir, sonuçta bu düşüncelerimden ötürü kendimi sürekli geliştireceğim ve daha fazla yazacağım. Ancak pek öyle olmuyor çoğu zaman iyi denilebilecek bir sayfayı komple siliyor, yazıyı bitirmenin verdiği o hazzı alamıyorum sadece duygularımı insanlara az çok aktarabildiğimi düşünüyor ve kendimi tatmin ediyorum. Peki bunun tersi bir durum nasıl oluyor diye düşünelim.

ego
Herkes önemli biri olmak ister.

Biz mi egoyu, o mu bizi kontrol ediyor?


Çevremizde bu tip insanlar fazlaca bulunduğundan ötürü bunu düşünmemiz daha kolay olacaktır. Kibirli, sürekli kendiyle övünen, yanlışlarını bile göremeyen sadece kendileri için yaşayan ve düşünen insanlar ve herkes bilir ki egonun fazlası hiç iyi bir şey değildir bundan ötürü uzun uzadıya önceki yazdığım şekilde yazmayacağım. Peki bunun ortası nedir, ego dediğimiz şeyi gündelik hayattan çıkarmalı mıyız? Elbette hayır, şöyle düşünelim bedenimiz bir hapishane ruhumuz ise onun kapanına kısılmış. Bu durumda egonun yok olmaya yüz tutması veya yok olması bizim için bir beden hapishanesi olacaktır buna ek olarak egonun fazlası da hapishaneden fazlası olmayan bu alanı geliştirmemize engel olacaktır. Sürekli olumsuzluklardan bahsettiğimin farkındayım şimdi bize kattığı şeyleri ve kendimizi sevmenin önemini konuşalım.

Akıllı insan kendine fırsatlar yaratır, bulmaz.

Francis Bacon

Çok sevdiğim bir yazar olan Montaigne şöyle demiştir: “Ne biliyorum ki?” eğer bu kısa ve öz cümle bizlere Montaigne’nin kibrine yenik düşmediğini ve egosunun onun öğrenmesine, gelişmesine engel olamamasını anlatır. Cahil insanların en büyük sorunu mesela egolarına yenik düşmeleridir her şeyi bildiklerini sanıp, karşı düşünceyi değerlendirmezler bile. Ego bizim değerli olmamız için çaba gösterir kendimiz veya insanlar için mesela vücudumuza bakım yapmamız, spora gitmemiz, yeni insanlarla tanışmamız, herhangi birine veya hayvana yardım etmemiz hepsi aslında egomuz sonucu oluşan istekler. Bu kötü bir şey mi? Aksine gayet doğal ve olması gereken bir şey, hepimiz bir yerlere gelmek, önemli biri olmak, sevilmek istiyoruz işte bu egonun tam olarak doğru kullanımıdır. Kendini kısıtlamayan, gelişmeyi amaçlayan insan…

Unutmayın insan sürekli evrim geçiren bir varlıktır önceden savaşımızı fiziksel olarak verirken şimdi ise mental olarak veriyoruz.


Semih Şevik
Genel olarak okumayı seven, bilgisayar oyunlarıyla, yazılımla arada oyun geliştirmeyle uğraşan biriyim, biraz da karamsar ve yalnız. En kısa bu şekilde anlatabilirim kendimi sanırım...