Efe Aydal ile Röportaj – 2

Selamlar. Dün yayımlamış olduğumuz Efe Aydal ile Röportaj yazısının devamını bugün yayımlayacağımızı belirtmiştik. Keyifli okumalar! Röportajın ilk kısmına ulaşmak için butona tıklayın.


Kırmızı Hap ve Astronomi serileriniz çok seviliyor. Belgesel yapmaya devam edecek misiniz? Gelecek projeler hakkında bize ipucu verir misiniz?

Belgesel gibi bir projem yok. Kırmızı Hapın beşincisini de film formatında çekmek isterim. İzlediğiniz zaman Kırmızı Haptan da esintiler bulacaksınız, mesaj veren bir film olacak. Onun haricinde de film formatında çekmek istiyorum. Uzun metraj olmak zorunda değil. Daha zor ama kısa film olarak çekebiliriz. Kafamda projeler ya kısa film ya uzun film. Bunun haricinde Amiga oyunun 7 bölümlük serisini yapmıştım. Bunun 4 tanesinin montajlarını yapabildim. 3 tanesi de vakit bulduğum zaman yapmak istiyorum. Yapmak istediğim bir çok şey var ama vakitsizlikten olmayacak.

Rol model olarak aldığınız bir insan var mı?

Tam olarak yok aslında. Sadece hangi konuyla ilgileniyorsam o konuda sevdiğim insanlar oluyor tabi. Hiçbir zaman ben bu kişi olsam ya da bu kişinin yerinde olsam dediğim olmuyor. Bu sadece filmcilikte yapmak istediğim birçok farklı şeyde de geçerli. Filmcilikte sevdiğim, taktir ettiğim bir sürü yönetmen var. Hepsinin farklı yönleri taktir ediyorum. Alfonso Cuarónvar sevdiğim yönetmenlerden biri. Tek kişilik film makinesi olmasın. Aamir Khan ve Jackie Chan’i takdir ediyorum. Özellikle Jackie Chan benim gözümde idollerimden bir tanesi. Yapmak istediğim tür, onun türü olmasa da, bence emeğin, hiç kimsenin yapmadığı şeylerin, iş disiplinin rolü benim için.

Bazen çok hassas konulara değiniyor açık açık konuşuyorsunuz, alacağınız tepkilerden korkmuyor musunuz?

Sosyal medya şu anlamda bozuk olması, insanların amacı sosyalleşmek mi. Sosyalleşmek ise neden kimliklerini gizliyorlar. İnsanların kimliklerini gizlemeleri, gizledikleri için canlarının istemedikleri bir şeyi söylediğin için, sana ağza geleni söylemek istiyorlar. Ya da trol denilen hayatta yaptıklarının bir heyecanı yok . İnternette gördüğü insanları etkilemeye çalışıyorlar. En azından bunun birinci suçlusu sosyal medya platformların kendisi. En azından bir çok sitede kimlik onayı var. Burada da kimlik onayı zorlu tutulmasa bile ünlü olan kişilerin “Ben sadece kimliği onaylı, gerçek kişilerle etkileşime geçmek istiyorum. Diğerleri benle etkileşime giremesin.” demesi ile blocklanan insanlar geri gelip durmaz. Benim için daha önemli olan biz +18 konular konuşuyoruz. Çocukların dinlemesini istemiyorum. Maalesef bunun bir filtresi yok. Alacağım tepkilerden çekinmiyor muyum diye düşündüm. Sürekli benimle uğraşan insanların bana ulaşmamaları için adminler koydum. Onun haricinde farklı platformlarda benim hakkında yazıp çizen insanlar var. Tabi ki lafı çarpıtarak yetiştiren diyoruz ya bu insanlar trol. Trol ne ister, bende bu dünyayı değiştireyim bir şeyler katıyım. Yapabildiğim birşey var mı? Yok. O yüzden dedikoduculuk yapıyım. Filanca gamere şu kişi senin hakkında konuştu deyim. Tabi ki sözlük form sitelerinde yine söylemiş olduğum şeyleri çarpıtarak beni hedef göstermiş olmaları. Biliyorsunuz bazı insanlar bilerek tepki çekecek, nefret uyandırıcı şeyler yapıyor. Takipçisi çok olan insanları gündeme düşmeye başladığında da bunu yapıyorlar. Evet kendi takipçilerinin bazılarını kaybediyorlar. Ama gündeme geldikleri için gündeme geliyorlar. Ben bunu yapmak istemiyorum. Bunu yapan eski ünlüler var. Benim için yeni takipçi önemli ama eski takipçilerim bu Efe ne saçmaladı demelerini istemiyorum. O yüzden kasıtlı olarak bunu yapmıyorum. Tepki çekecek açıklama yapmıyorum.

Yurtdışına gitmek isteyen Türk gençlere söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Tabii, isteme sebebi farklı oluyor. Çevremde böyle konuşan insanları önce İzmir’e gel diyorum. Evet İzmir gittikçe bozuyor. Birçoğu meslekten dolayı gidiyor. Eğer ben filmci olmasaydım. Belgesel paylaşan, podcast paylaşan ilgi gören birisi olmasaydım, mutlu olmasam da Amerika’da kalırdım. Bir çok gencin bahanesi benim kalitemi anlayamıyorlar. Gerçekten birikimli, becerikli, çalışkan bir insanız ve buna bakmayıp kim neresini öptüğünüze bakıyorlar. Ama yurtdışına gidiyorsunuz, yeteneğiniz varsa kapıyorlar ve hızlı yükseliyorsunuz. Ben bir sene kalayım şu patron olayı gerçekleşirse o zaman geri dönerim dedim. Öyle de oldu. Mutlu olmadığım halde. Neden ailem, arkadaşlarım, alışkanlıklarım Türkiye’de. Amerika’da ve Kanada’da bulundum. Çok güzel mekanlar var. Belki orada iyi insanlar bulursun ama kafa dengi arkadaşların hiçbir değeri yok. Bazı kişiler var annesiyle babasıyla arası çok kötü, onlar için bir artı. Bazı kişiler var sevgilisi yok, onlar için bir artı. Bütün insanların gitmesi doğru.

Türk Sinema Dünyası’nın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Birçok şeye müdahale ediliyor? Sinema özgür mü? Özgür kalacak mı?

Açıkçası benim gözümden çok parlak değil. Sinema sektörü açışından. Bir sürü yüksek prodüksiyonlu film geliyor. Ama filmlerin yalnızca prodüksiyon olarak bakmamak gerekir. 1980’ler de ve daha da öncesinde insanlar hikaye anlatıyordu. İnsanlar değinilmeyen konulara parmak basmaktan çekinmiyordu. Hatta arada ki kalite farkını görmek için Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan gibi uzun süredir film çeken insanlara bakın. Cem Yılmaz’ın Her Şey Çok Güzel Olacak filmi en iyi filmlerden bir tanesi. Şimdiyse filmde gişede de çakılmamak için bir çok kalıba sokuluyor o yüzden Arifv216 gibi filmlere yetinmekle kalıyoruz. Yılmaz Erdoğan için aynı şey geçerli. İlk Vizontele ile şimdi ki Organize İşler 2 arasında ki kalite farkı. Türk sineması devlerinin bu hallere düştüğünü görünce üzülüyor insan. Bir sinema sektöründe devrim olması lazım. Kalıplara uymak gerekiyor. Şiddet fazla olmayacak, küfür şu kadar olabilir. Konu deseniz fazla suya sabuna konulan konu. O zaman niye film seyrediyoruz. Dijital platformlar sinemanın yerine alırsa devrim olabilir diyeceğim ama Netflix’te ki Türk dizilerinde görüyoruz. Yapımcının gözünden bakarsak mantıksız gelebilir. Filmi çekip üzerine zarar ediyorsun. Ben Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan olsam düşünmem o insanlar çok zengin. Daha para kazanacaksın da ne olacak. Birçok Türk film sitesinde Türkler kalitesiz sever yorumları var. Sizler yabancı film kalitesinde bilim-kurgu filmi çekin. Gişenizi yaparsınız. Bizde ki korku filmlerinin (Cin hariç) fantastik filmlerin gişe yapmama sebebi çok iyi olmaması. Onlar yabancı olarak bilim kurgunun birçok versiyonu gördü, sen çok iyi olmak zorundasın. Gerçek anlamda yabancı filmlerin kalitesinde bir şeyler çekersek gişemizi yaparız. Hem destek olmak için gelirler hem de filmi seyretmek için gelirler. Cumali Ceber veya Recep İvedik kadar gişe yapar mı? Belki yapmaz. Senin kaliteli filmini yurtdışında ki insanlar da seyredecektir. Japon filmlerini biz seyrediyorsak, insanlar da seyredecektir yeter ki iyi olsun.

Acı çikolatalar kitabınızı okuduk. Bütün bu karakterlerinizi nasıl yarattınız yaşadıklarınız payı var mı?

Kitabı yazdığımda 20-21 yaşındaydım. Bittiğinde 22-23 yaşlarındayım. Bir noktaya gelmiştim. Artık bu hikayeler kafamdan patlayacak noktaya gelmişti. Sürekli kafamda bu hikayeler çıksın diye yazmaya başladım. Yaşadıklarımın etkisi oldu. Genelde düşünmüyordum, nasıl bir konu yapıyım diye bazı şeyler görüyorsunuz, bazı haberler görüyorsunuz, bazı şeyler görüyorsunuz, şöyle olsaydı diyorsunuz. Takır takır işlemeye başlıyor. Şu an kafama gelen projeler de öyle . Beyin fırtınası yapıyorum. Seneler sonra ünlü olunca yayınevleri kabul etti. “Bok” hikayesi gördüğüm bir kabustan geldi.

Türk Sinema hayatında adını geçerken nasıl bahsedilmesi istiyorsunuz?

Benim amacım, yapmak istediğim şeyler, ben yapamasam bile kimsenin yapmayacağı şeyler. Yapılmayanı yapan olarak geçmek istiyorum. Hayalim bu. Bu işe girmenin sebebi de bu. Gerçekleştirir miyiz? Bilmiyorum. Ancak şunu olacağımı sanmıyorum. Boş ver piyasa filmi çekelim bu moda geçeceğimi sanmıyorum. Hiçbir destek bulamasam, şimdi yaptığım işe devam ederim.

Ülkemizde Bilim Kurgu filmi yapmanın nedeni eksik olan para mıdır?

Birincisi sebep para değil. Bazen aklıma fikirler geliyordu. Türkiye’de uygulanmayacak şeyler. Ormanda gizli deney yapan laboratuvar gibi. İnsanların mutasyona uğrayacağı bir konu olsa . İnsanların soracağı şey şu: “Normalde bilime değer veren insanlar değiliz ki, gizli laboratuvar açalım. Bizim gizli olmayan laboratuvar kaç tane ki. Bizim gizli olmayan laboratuvarımızda neler yapıyor, gizlide ne yapılsın.” O yüzden birinci sorun bu. Bilim-kurgunun Türkiye’de geçecek olmasının pek inandırıcı olmaması. Yapılabilir mi yapılabilir ama sınırlı. Diğer sorun da bilimden fazla anlayan yazarlarımız yok. Var ama tanınmıyorlar. Amerika’da gidiyorsunuz bilim-kurgu bölümüne yüzlerce kitap var. Bizde bu olay tek tük. Yazılan hikayelerin çoğu yabancılardan alıntı olduğu için uymuyor. Bizde oluyor ilk Türk bilim-kurgu filmi, onlar da kitaplardan olmuyor. Senaryosunu kafadan yazıyorlar. Temeli yabancı bilim-kurgu filmlerinin üzerine oturtuyorlar. Bu yüzden inandırıcılığını kaybediyor. Uzaylı gelse nasıl olur, filmlerde ful komedi. Para bunlardan sonra geliyor. Fikir gelsin para bulunur. Süper kahraman filmleri de aynı şekilde. Yabancı versiyonları çok inandırıcı değil. Gerçekçi olunca Dark Knight gibi muhteşem filmler oluyor. Aslında insan soruyor bu ülkenin askeri polisi yok mu? Türkiye’de gerçekçi süper kahraman filmi yapılır mı? Bence yapılır. Komedi, dram, aksiyon hepsini barındırır

Kitap alırken kapağına bakarak, filme giderken fragmanına bakarak gitmek benzer şeyler midir?

Kapağın üzerinde ki yazıları ve arka kapağı da okuyorsan benzer şeyler diyebiliriz. Fragmanlar yanıltıcı olabiliyor. Filmi sattırmak için fragman çok iyi olmak zorunda. Film iyi değilse bile fragman iyiyse sattırabiliyor. Film hem iyiyse hem de fragman iyiyse tadından yenmiyor. Bizde aslında pek umursanmayan bir sanat dalı fragman, filmden parçalar konuyor film iyi de olsa kötü de olsa. Fragmanda bir saniyenin bile önemi var. 7 dakikalık fragman gördüm, ideali 2.5 dakika. Bunun her saniyesi iyi olmalı. Maalesef şu sorun var filmin güzel yerleri göstermek istediğin zaman spoiler vermiş olabiliyorsun.


Efe Aydal’ı Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın.


Aydın Çetin
vive per il suo bambino. contact: [email protected]