Düşen Pegasus Uçağı – O Gün Ne Yaşandı?

Geçtiğimiz günlerde PC2193 sefer numarasıyla İzmir-İstanbul seferini yaparken kırıma uğrayan Pegasus uçağı içerisinde bulunan karakutu kayıtları çözüldü ve kaza tüm yönleriyle açığa çıktı. O gün neler yaşandı?

Neden böyle bir olay meydana geldi? Pegasus Uçağı Gelin hep birlikte anlayalım.

planespotters.net – Gerhard.zant

Uçağın Kimliği

Öncelikle uçağın kimliğini inceleyecek olursak Boeing 737-800NG model 37742 üretim seri numaralı Açelya isimli TC-IZK tescilli Pegasus Uçağı ilk uçuşunu 23 Ocak 2009 tarihinde yapmış. Mayıs 2016 tarihinden beri de Pegasus adına uçuş yapmakta. Yani yaşı ile ilgili bir problem yok. Boeing’in başının belası olan 737 MAX serisinden de olmadığı için teknik açıdan bir kusur gözükmüyor.

Peki ya hava durumu?

O günkü hava durumuyla meydanın -Sabiha Gökçen Havalimanı- durumunu inceleyelim. METAR‘a göre hava durumu değişken, yağmurlu ve aşrı hıza sahip değişken bir rüzgar gözüküyordu. Yani çok da ekstrem bir durum gözükmüyordu. Sıradan yağmurlu bir İstanbul günüydü. Bu bilgiler bir yana, o anlarda neler yaşandı, dakika dakika bakalım.

TC-IZK, Sabiha Gökçen için alçalmaya başladığında kuyruğuna bir yıldırım isabet etti. Modern yolcu uçaklarının imalatı sırasında bu etken de hesaba katıldığı için uçakta herhangi bir sorun yaşanmadı fakat bu olay kaptan ve yardımcısının dikkatinin dağılmasına neden oldu. Ayrıca yolcular da panikledi. Birinci pilot ise bu yüzden bir an önce iniş yapmak istediğini ifadesinde berlitmişti.

Pegasus Uçağı
planespotters.net – Michael Stappen

Kırılma anı: Kuleyle konuşma

Sabiha Gökçen Havalimanı kulesi pilotlara hava durumu hakkında bilgi verdi ve daha önce inişe geçen iki uçağın da pisti pas geçtiğini belirtti. Bu uyarının havacılık terminolojisine göre önce İngilizce yapılıp daha sonra Türkçe yapılması gerekiyordu ama pilot sadece Türkçe anons yaptı. Kaptan anladığını belirtti fakat bu sırada kule ile iletişimden sorumlu olan ikinci pilot Hollandalıydı ve uyarıyı anlamadı.

Bu sırada başka bir uçak ise aynı pistten aynı rüzgarla kalkış yaptı. O sırada yaklaşık saatte 20-25 civarı hızda seyreden bir kuyruk rüzgarı vardı ve bu kokpitte her şeyin normal olduğunu düşündürttü. İniş esnasında ise saatte 26 km hızla esen bir kuyruk rüzgarı vardı. Pilotlar, pas geçmesi için 28 km hıza kadar bir toleransa sahipti ve buna dayanarak iniş kararı aldılar

Planlı Bir İniş Gerçekleşti

Uçak, 3 Bin metre uzunluğa sahip Sabiha Gökçen pistine 705 metrede teker koydu. Bu Boeing 737’ler için normal bir mesafeydi. Yine prosedüre göre frenleme yapıldı. Uçağın hızı yine normal olan 98 km’ye düştü. Yolcular için iniş ve “Telefonlarınızı kullanabilirsiniz” anonsu yapıldı. Buraya kadar her şey normal bir uçuşun planları dahilindeydi.

Uçak pistte hız kestikten sonra kuyruk rüzgarı aniden 51 km gibi müthiş bir hıza çıktı. Fakat rüzgar planlananın tam aksine uçağın arkasından esmeye başlayınca uçak yavaşlamak yerine hızlanmaya başladı. Pilotlar sert bir frenleme yerine daha fazla mesafede daha yavaş bir frenleme yapmayı tercih ettiler ve pistin sonundaki çıkıştan pisti terk etme konusunda mutabakat sağladılar.

Uçak cevap vermiyor!

Pilotlar pist sonunda gelince yavaşlamak için frenleri kullandı fakat Pegasus uçağı frenlemeye cevap vermiyordu. Sanki sürtünmesiz bir yüzeydeymişçesine kaymaya başlamıştı!

Pegasus Uçağı

Lastiğin suyu tahliye edememesinden dolayı lastik ile zemin arasında toplanan su nedeniyle taşıtın zeminden ayrılarak suyun yüzeyinde kaymasına hyrdoplaning ya da aquaplaning denir.

İşte bu noktada pilotlar uçağın kontrolden çıktığına emin oldu. Pist sonundaki lastik izleri ve aşırı yağış nedeniyle oluşan hyroplanning (Lastiğin suyu tahliye edememesinden dolayı lastik ile zemin arasında toplanan su nedeniyle taşıtın zeminden ayrılarak suyun yüzeyinde kayması) nedeniyle duramıyordu. Pilotlar var güçleriyle frenlere asıldı fakat bu uçağı yeterince yavaşlatamamıştı. Normal bir uçağın durması için yeterli denebilecek 700 metre gibi bir mesafeyi 17 saniye boyunca hiç yavaşlamadan kat etti.

Diğer bir ihmal: Pist Sonu Güvenli Alan

Her bir pistin bitiminde “Ulusalarası Sivil Havacılık Komitesi” ICAO tarafından belirlenmiş “Pist sonu güvenli alan” bulunmak zorundadır. Bu mesafeler 90 metre asgari, 240 metre azami olarak belirtilmişti fakat Sabiha Gökçen pistinin sadece bir yönünde bu alan vardı. Pegasus uçağının indiği yönde ise yeteri kadar düz alan yoktu. Pist neredeyse bir hendekle bitiyordu!

Pegasus Uçağı

İşte bundan da yoksun olan pistte duramayan uçak, pist sonunda gelince hendekten aşağı yuvarlandı. Eğimli zemin için yapılmış istinat duvarına çarpınca ise yapısal olarak daha fazla zarar gördü. Duvara çarpan uçak bağlantı noktalarından koparak üç parçaya ayrılarak malum son gerçekleşti. Kokpit kısmı ters döndü. Motorlar ise parçalanarak gövdeden ayrıldı ve olası bir yangının çıkmasını engelledi.

Pegasus Uçağı
Pegasus Uçağı

Kanla Yazılmış Bir Tarih ve Son Olarak

Havacılık tarihine bakacak olursak hiçbir zaman tek bir nedenden ötürü kaza gerçekleşmemiştir. Her bir olay bir ihmaller zinciri sonucu meydana geldi ve her kaza havacılığın daha güvenli bir hal almasını sağladı. Havacıların da dediği gibi “Havacılık tarihi kanla yazılmıştır.” Başta bu uçak kazası olmak üzere diğer kazalarda vefat edenlere Allah’tan rahmet, başsağlığı diliyoruz.

Kaynakça


Alperen Karademir
Araştırmayı haddinen fazla seven, gökyüzü sevdalısı ve havacılık aşığı, hayattan bezmiş bir makine mühendisliği öğrencisi [email protected] Instagram: alprnk_