Dumlupınar Denizaltısı Kurtarılamadı…

Tarihler 4 Nisan 1953’ü gösteriyordu. Türk donanmasına bağlı iki denizaltı, NATO birliklerinin Akdeniz’de düzenlemiş olduğu Blue Sea tatbikatından dönüyordu. Bu denizaltılar TCG Dumlupınar Denizaltısı ve TCG I. İnönü idi. Başarılı bir tatbikat geçiren denizaltılarımız kalktıkları liman olan Gölcük limanına doğru yol alırken, Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu açıklarında talihsiz bir olay yaşadılar.

Sayın okuyucularımız, yazımı okurken lütfen Ah Bir Ataş Ver adlı türküyü arka fona alarak okuyunuz. Teşekkür ederim.

TCG Dumlupınar’ın ABD donanmasında görev yaparken ki resmi -USS Blower-

Denizaltılarımız dan biri olan TCG Dumlupınar, gece 2 saatlerinde İsveç bandıralı ‘Naboland’ adlı bir gemiye çarpmıştı. Hava o gün normal zamandan da sisli bir haldeydi. Gecenin karanlığı ile birlikte göz gözü görmüyordu. Çarpışma gerçekleştiğinde Dumlupınar’ın ön kısmı bir bomba gibi patladı ve denizaltının üstünde nöbet tutan askerler sağa sola savruldular. Denize düşen denizcilerden ikisi İsveç gemisinin pervanelerinde can verdiler. Bir denizcimiz ise akıntıya dayanamayıp hayatını kaybetti.

Dumlupınar Denizaltısı
Kazanın resmedilişi

Makine dairesinden ve burun kısmından ağır yaralar alan TCG Dumlupınar, Çanakkale Boğazı’nın derinliklerine hızlıca batıyordu. Denizaltı mürettebatı, denizaltı batmaya başlamadan önce yüzeye bir şamandıra göndermişlerdi. Bu sırada denizaltı içinde 81 mürettebat vardı. Bunlardan 22’si denizaltının kıç torpido bölümüne toplanmıştı. Deniz yüzeyiyle aralarında 87 metre varken, gönderdikleri şamandıra sayesinde (Şamandıraya bağlı telefon kablosu) yukarısı ile iletişim kurabildiler. Kıç bölgesine saklanamayan askerlerimiz ise, geçilemeyen Çanakkale Boğazı’nın sularında, atalarının düşmana geçit vermediği o sularda ebedi uykularına dalmışlardı.

Kurtarma Çalışmaları

Dumlupınar Denizaltısı
Kurtaran gemisi ve Mürettebatı

Gün ağarmaya başladığında olay yerine gelen kurtarma gemisi Kurtaran, Dumlupınar’ın kurtarma şamandırasını buldular. Denizaltı ile kurdukları ilk bağlantında kurtarma gemisinin komutanı “Sizi kurtarmaya geliyoruz.” Diyerek mürettebatın içini bir nebze de olsun rahatlatmak istedi fakat bunun kolay olmayacağını iki tarafta biliyordu. O an Astsubay Selami Özbek akıllara ve tarihe “Sağ olun, Vatan Sağ olsun” sözlerini kazıdı! Aynı zamanda Kurtaran ve Astsubay Selami Özbek’in arasında şöyle bir konuşma da geçmiştir.

“-Alo… aşağıdan… alo… Dumlu…”
“-Evet Dumlu…”
“-Ben Üsteğmen Suat…”.
“-Evet efendim, ben Selami…”
“-Selami nasılsınız? Biz geldik, şimdi bana durumu anlat”.
“-Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı.Bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik. Şimdi manevra dairesi suyla dolu…”
“-Kaç kişisiniz orada…?” “-Diğer dairelerle irtibatınız var mı?”
“-Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar”.
“-Merak etmeyin, Kurtaran geldi, biz buradayız”.
“-Efendim manometre 267 kadem gösteriyor, doğru mu?”
“-Selami, Kurtaran geldi. Şimdi kurtarma işlemine başlanıyor. Ben biraz sonra yine gelirim”.
“-Peki efendim…”.

Bu konuşmayı rapor eden Üsteğmen Suat tekrardan şamandıraya dönerek mürettebata moral vermek istemiştir.

“-Alo… Dumlu…?”
“-Evet… Dumlu…”
“-Efendim hava biraz fenalaştı.”
“-Morallerinizi bozmayın. O hava size daha 2 gün yeter. Sen çocukları yatır. Sigara içmeyin”.
“-Yok efendim, hepsi yatıyor. Sigara da içmiyoruz. Işık da yok. Karanlıktayız”.
“-İhtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak”.
“-Kullanmıyoruz zaten. Birinin ışığı çok zayıfladı”.

Kurtaran’ın yaptığı planlardan biriyse Dumlupınar’ın attığı şamandıraya tutuna tutuna denizaltıya ulaşmaktı. Daha sonra denizaltı Kurtaran’a bağlanacak ve sudan çıkartılacaktı. Yapılan 11 dalış 90 metre derinlikteki Dumlu’ya ulaşmak için yetmedi. O yılda ki şartların yetersizliğinden bu dalışı yapabilecek bir teçhizat yoktu.

Dumlupınar Denizaltısı
Yapılan kurtarma planı

Kurtarma çalışmaları umut vermeyince Kurtaran’dan Dumlu’ya bir anons geçildi, “Askerlere söyleyin, sigara içebilirler, sohbet edebilirler ve türkü söyleyebilirler.”. Bu yazıyı okurken dinlediğiniz ‘Ah Bir Ataş Ver’ türküsünü bütün mürettebat hep bir ağızdan söyleyeme başladılar.

Dumlupınar Denizaltısı

Kurtarma çalışmalarından vazgeçmek istemeyen Kurtaran boğazın kuvvetli ve dayanılmaz akıntısına rağmen bir dalgıç ile daha şanslarını denemek istediler. O dalgıç tam 80 metre derinliğe dalmayı başardı fakat teçhizat yetersizliğinden basıncı dengelenemedi ve o dalgıçta baygın olarak su yüzeyine çıkartıldı. Çalışmalara en yardımcı olan o şamandıra teli ise belli bir aradan sonra koptu ve kurtarma çalışmaları orada boşa çıktı. Takvimler 7 Nisan’ı gösterdiğinde ise Dumlupınar Denizaltısı ile hiçbir şekilde iletişim kurulamıyordu. Tahmine göre mürettebatın 72 saatlik bir oksijeni kalmıştı. 7 Nisan tarihinde ise bu sürenin dolduğunun farkındalardı. Saatler 15.00’ı gösterdiğinde ise Başaran adlı gemide TCG Dumlupınar’ın mürettebatı için bir tören düzenlendi ve kurtarma çalışmaları sona erdirildi.

Kazanın son tanığı!

Kazadan sağ olarak 5 denizci kurtulmuştu. Bu 5 kişiden sadece hayatta olan 97 yaşındaki Seyir Kıdemli Başçavuş Hüseyin Akış olayları şöyle anlatmakta:

“Birden kaportadan su girmeye başladı. Su, iki askeri alıp denize götürdü. Sol elimle çıkış merdiveninin demirini tuttum. Kolum kopacak gibiydi, bu sefer iki elimle tuttum. Ne zaman ki geminin içerisi tamamen su doldu, bana sanki birisi ‘hadi yürü git’ dedi. Su tamamen içeriye dolmuştu. Suyun içinden çıkmak için uğraşıyordum. Yine ‘haydi yürü’ der gibi dışarıya çıkma hissi geldi. Bir ara kafamı geminin kaportasına vurdum. Gemiden çıktıktan sonra 90 santime kadar deniz dalgası vardı.”

Naboland mürettebatı tarafından kurtarılan Hüseyin Akış kurtuluşunu ise şu şekilde anlatmakta:

“Ağırlık yapmasın diye ayakkabılarımı çıkardım. Ayağımı köpek balığı ısıracak diye korkudan ağlamaya başladım. ‘İmdat imdat’ diye bağırdım bizimle çarpışan gemiye. Sandal indirdiler. Bir kişi denizden beni alamadı, bir kişi daha geldi. Beni aldılar gemilerine çıkardılar. Onların gemisinin baş tarafı da çarpışma nedeniyle açılmıştı. Gemiye çıktığımda suya baktım. Denizaltının pervaneleri tamamen suyun üzerindeydi. Aradan 5 dakika geçti, suda kayboldu gitti.”

Dumlupınar Denizaltısı
Hürriyet gazetesinin yaptığı Dumlupınar haberi

Şehitlerimiz!
Her yıl Dumlupınar Şehitlerimizin anısına kazanın olduğu yerde tören yapılmaktadır. Bu törenle birlikte her yıl hatırladığımız şehitlerimizin isimleri;

Subaylar: 
Kurmay Albay Hakkı Burak, Makine Kıdemli Yüzbaşı Naşit Öngören, Makine Yüzbaşı Affan Kayalı, Güverte Üsteğmen İsmail Türe, Makine Üsteğmen Fikret Coşkun, Güverte Teğmen Bülent Orkun, Güverte Teğmen Macit Şengün 

Astsubay Kıdemli Başçavuşlar: 
Şevki Özsekban, Ali Tayfun, Emin Akan, Ömer Öney, Mehmet Denizmen, Sait Yıldırım 

Astsubay Başçavuşlar: 
Cemaleddin Denizkıran, Salahaddin Çetindemir, Zeki Gider, Kemal Acun, Hüseyin Uçan, Cemal Kaya, Naci Özaydın 

Astsubay Çavuşlar: 
Bahri Serseren, İhsan İçdemir, Selami Özben, İbrahim Altıntop, Şaban Mutlu, İhsan Coşkun, Hamd Reis, Samim Nebioğlu, Mustafa Doğan, İhsan Aral, Zeki Açıkdağ, Necdet Yaman, Tuğrul Çabuk, Mehmet Ali Yılmaz 

Mükellef Çavuşlar: 
Karasulu Veysel Saygılı, Rizeli Ramazan Yurdakul  

Mükellef Onbaşılar: 
Milaslı Niyazi Giritli, İstanbullu Züğfer Ceylan, İstanbullu İbrahim İşlemeci, Trabzonlu Murat Yıldırım, Bodrumlu Mehmet Kızılışık, Bodrumlu Emin Süzer 

Bu vatan için canlarını feda eden tüm şehitlerimizin mekanları cennet olsun!


Kaynakça:

  • https://www.trthaber.com/haber/gundem/dumlupinar-denizaltisi-65-yil-once-81-murettebatiyla-batti-358719.html
  • https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/dumlupinar-denizaltisi-ah-bir-atas-ver-turkusunun-yurek-daglayan-hikayesi-1335
  • http://www.denizalticilarbirligi.com/db.alodumlu.htm

Kerem Akmil
Çankaya Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler 2. sınıf öğrencisiyim. NATO ve Uluslararası Güvenlik ve Terörizm konuları özel ilgi alanım. Aynı zamanda askeri ve modern dünya orduları konularında da bilgili ve ilgiliyimdir.