Karantina ve Kitaplar Serisi: Dövüş Kulübü

Dövüş Kulübü

Karantina sürecinin hala devam etmesi ve çoğunluğun hala evde olması sebebiyle serimize bir kitap daha eklemek istedim. Siz sevgili okurlarla buluşmak ve edebiyat dünyasının farklı isimlerinden dünyayı size göstermek benim için bir zevk oldu.

Her gün işe gidiyorsun. Akşamları erken uyuyorsun ve bunun karşılığında aldığın tek şey koltuk takımı. Gerçekten acınası bir durumdasın.

Tyler Durden- Fight Club
Dövüş Kulübü

Tyler Durden ile Dayak Vakti

Dövüş Kulübü filmini izlemeyenimiz çok azdır. Yıllardan beri gerek filmde kullanılan diyaloglar, oyunculuklar hepimizi derinden etkilemiş ve ağzımız açık izlememize sebebiyet vermiştir. Hepimiz bir Tyler Durden olmak istedik filmden sonra, garip kimya formüllerini aklımıza kazıdık, sabun yapmanın göndermesini sevdik. Kısacası herkes bu filmde kendisine bir rol buldu ve oynadı, ama kimse son kısımdaki yazılar akarken Chuck Palahniuk ismine dikkat etmedi.

Filmi izledikten sonra nedir bu “Dövüş Kulübü” diye internette aratırken denk geldiğim “Aa kitabı varmış” lafını dedikten sonra hemen sipariş ettiğim ve kitaplığımda baş rafa tutturduğum bu kitap Dövüş Kulübü.

İlk kez yayımlandığı 1996’dan beri bir yeraltı klasiği olarak anılan ve sinemaya aktarılan bu güzide eser bir anti-ütopya öyküsünü bizlere anlatmaktadır. Chuck Palahniuk her gün bizler gibi metroyla, metrobüsle seyahat eden, evine eşyalar alan kısacası biz olan bir adamı anlatmaktadır.

“Narrator” adlı baş kahramanımız işe gider, uyku sorunu yaşar, Ikea marka koltuk takımları alır. Yalnız yaşamasına rağmen ömrü boyunca kullanmayacağı yemek takımları alır. Dergiler ve markaların reklam kataloglarından kurtulamayan “Narrator” iş yerindeki patronuyla da zamanla arasını açmaktadır.

Bir gece iş seyahatinden dönerken Tyler Durden ile tanışır, Tyler sabun işinde olduğundan bahseder ve ona kartını verir ve kısır döngü burada başlamaktadır. Bir zaman sonra Tyler’ın yanına taşınan ana karakterimiz zamanla dünyanın biz insanlar için aslında nasıl olduğunu anlayacak ve Chuck Palahniuk’un Ütopik Amerikasının en ünlü adamı olacaktır.

Bütün gece kafan darmadağınıktır. Uykuda mıyım? Hiç uyudum mu? Uykusuzluk budur işte. Verdiğin her solukla biraz daha gevşemeye çalışırsın ama kalbin hala güm güm atmakta ve düşünceler kafanda fırtına gibi savrulmaktadır.

Narrator-Fight Club
Dövüş Kulübü

Boş Ruhları Doldurmak

Beyler, Dövüş Kulübü’ne hoş geldiniz. Dövüş Kulübü’nün ilk kuralı, Dövüş Kulübü hakkında konuşmamaktır. Dövüş Kulübü’nün ikinci kuralı, Dövüş Kulübü hakkında KONUŞMAMAKTIR! Dövüş kulübünün üçüncü kuralı biri “pes” diye bağırır, sakatlanır ya da bayılırsa dövüş sona erer. Dördüncü kural, bir dövüşte yalnızca iki kişi dövüşür. Beşinci kural her seferde tek bir dövüş gerçekleşir. Altıncı kural t-shirt ve ayakkabı yok. Yedinci kural, dövüş ne kadar sürmesi gerekiyorsa o kadar sürer. Sekizinci ve son kural, eğer bu Dövüş Kulübü’nde ilk gecenizse, dövüşmek zorundasınız.

Tyler Durden – Fight Club

“Narrator” Tyler ile ilk kavgasını verdikten sonra onun yanına taşınır ve gelişimini tamamlamaya başlar ve bu sıralarda uyku problemini yenmek için hastalıklı insanların gittiği gece terapilerine gitmektedir. Bir gece terapilerin birinde “Marla” adında bir kadınla tanışır. Marla’nın da hayatına girmesiyle bir karmaşa başlangıcına maruz kalan karakterimiz Tyler ile olduğu zamanlar beyni berraklıktayken Marla ile bir karadeliğe maruz kalmaktadır.

Zaman içerisinde Dövüş Kulübü kurulur. Çok basit bir mantığı olan Dövüş Kulübü tek amaca hizmet eder 20.yy erkeklerinin erkek haline getirmeyi amaçlar. Bir grup erkeğin üstlerini çıkardıktan sonra bir alanda dövüştüğü bir kulüptür. Her erkeğin camdan olmadığını anlamasını sağlamaktadır amaç, iş yerindeki sorunlar, aile içi problemlerden bir anlığına kurtulmak isteyen erkeklerin hepsi bir çatı altında toplanmaktadır.

Uykusuzluk böyledir işte, her şey çok uzaklardadır, bir kopyanın kopyası gibi, dünyayla arana öyle bir mesafe koyar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin ne de bir şey sana.

Narrator-Fight Club
Dövüş Kulübü

Güzel Yüz ve Dostları

Zaman içerisinde Amerika’nın bir çok eyaletinde farklı dövüş kulübü kurulmuştur ve bir çılgınlığa dönüşen bu yolda “Narrator” Tyler’ın evinde planlanan “Kargaşa Projesi” adı altındaki eylemlerin gerçekleştiricisi ve organizatörü olmuştur. Devletin her bir alanında kendine yer bulan bu topluluk onları kurallarla yaşatmaya çalışan toplumlarına karşı insanlara bir mesaj vermek için saldırılarına başar. Öyle bir hal alır ki artık “Narrator” buna son vermek ister. Kısaca olay bundan ibarettir peki biz ne anladık gelin birlikte bakalım.

Ağzınızda bir silah varken ve silahın namlusu dişlerinizin arasındayken ancak sesli harflerle konuşabilirsiniz.

Narrator-Fight Club

Bir Tümörüm Olsa Adını Marla Koyardım

Dövüş Kulübü

Öncelikle kitap bir yeraltı edebiyatı olduğu için bolca kara mizah, bolca argo bulunuyor. Chuck Palahiuk bu eserde eser miktarda felsefe, amatör düzeyde postmodernizm, sosyoloji, topluma yönelik sivri dilde eleştiri, yüksek miktarda duygusallık, harika bir kurgu, üç tane farklı kişilikli, üç ayrı karakter sunuyor.

Bir kitabın içine bunların hepsini karıştırınca karman çorman olmaması elde değil. İşte bu yüzden bu eseri bir düz metinmiş gibi sorgulamadan okuyanlar bir daha yeraltı edebiyatına girmemek üzere “Sadece dövüşüyorlar ya!” deyip kitabın yüzüne bir daha bakmıyorlar. Anlamaya uğraşarak okuyanlar ise böyle bir eseri okuyarak toplumdaki bu uyuşukluğumuzu görerek gözlerini bu dünyaya bir daha açıyorlar.

Marla’nın hayat felsefesi söylediğine göre her an hazır oluşu. Marla’nın hayatındaki trajedi ise Marla’nın ölmüyor oluşu.

Narrator-Fİght Club
Dövüş Kulübü

Hangisi Daha iyi?

Belkide bu zamana kadar olan Kitap-Film konusunun en çok tartışması döndüğü kitaptayız. Aslında bu soruyu sormak için kendimize şunu sormalıyız; “Ne için kitap okuyorum?”. Benim buna cevabım “Kendimden bir şey bulabilmek için. “Peki bir film mi hayatımızı daha çok etkiler? Yoksa bir kitap mı? Bunun cevabı bu eser için diğer filmi yapılan kitaplara nazaran çok zor. Filmin vermek istediği mesajı tamamıyla vermesi, muhteşem oyuncu kadrosunun olması ile bir çok kez izlenilebilir olması zor bir ikilemde bırakıyor bizleri.

Bir filmi izlerken hepimiz filmdeki bir karakter ile bağdaştırırız kendimizi, kitapta ise tüm o olayları ve karakterleri kendi hayal gücümüzde resmederiz ve tüm o kurguyu kendi içimizde yaşarız. Yine her Kitap-Film uyarlamasında olduğu gibi kitapta olup filmde yer almayan bölümler var bu sebeple önce kitabını okumanızı ve hala izlemediyseniz isteğe bağlı olarak filmini izlemenizi öneririm. 

Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bizler büyük bir acı yaşamadık çünkü bizim acımız, hayatlarımız. “Televizyon programları izleyerek bir gün milyoner olacağımıza, film yıldızı, rock yıldızı olacağımıza inandık. Ama, hiçbirini olamayacağız.” 

Tyler Durden-Fight Club

Kısaca böyle sevgili dostlar bir sonraki kitabımızda görüşmek üzere, umarım bu inceleme sonrasında sizlere bir nebze yardımcı olabilmişimdir esen kalın ve unutmayın karantinada olmanın birinci kuralı Maske Takmaktır.

Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Furkan Sarıca
Çok gördüğü için ölürken yüzüstü gömülmek istenen kişi.