arama

Donald Trump ve Barış Pınarı Harekatı

  • paylaş
  • paylaş
  • Hakan Ömer Uslu
  • Beğen
    Loading...

Bildiğimiz üzere 9 Ekim 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile Türkiye tarihindeki en büyük sınır ötesi operasyonu olan Barış Pınarı Harekâtı başladı. 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekatı’ndan bile daha büyük ve kapsamlı olan bu plan önümüzdeki günlerde Türkiye, Orta Doğu ve dünya gündemini meşgul edeceğe benziyor.

Bu plan tam olarak nedir ve ne amaçlıyor?

Barış Pınarı Harekatı, Türkiye’nin güneyinde oluşabilecek bir terör örgütü yönetimine ve ülkemize gelebilecek terör saldırılarının önüne geçebilmek amacıyla 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik koridoru yaratmayı hedefliyor. Aynı zamanda Türkiye sınırları içinde bulunan Suriyeli sığınmacıların ülkelerine ve evlerine güvenli bir şekilde dönebilmeleri için uygun ortamı yaratmayı hedefliyor.

Türkiye bunları uluslararası hukuk kurallarına uygun bir şekilde BMGK’nin terörle mücadeleye yönelik özellikle 1373 (2001), 1624 (2005), 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015), 2254 (2015) sayılı kararları ve BM sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan “Meşru Müdafaa Hakkı” çerçevesinde gerçekleştiriyor.

Donald Trump ve Twitter Diplomasisi

Donald Trump
“Daha önce de belirttiğim gibi, eğer Türkiye benim muhteşem ve eşsiz aklımla çizginin aşıldığını düşündüğüm bir şey yaparsa, Türkiye’nin ekonomisini tamamiyle yok ederim (daha önce yaptım!). Onlar, Avrupa ve diğerleri de dahil olmak üzere hareketlerine dikkat etmeliler.”

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte dünya siyaset literatüründe “Twitter diplomasisi” kavramı kendisine yer edindi. Yıllardan beridir gelişmekte olan diplomasi, devletler arası iletişim, uluslararası etkileşim, elçiler, diplomatlar, konsolosluk ve elçilik çalışanlarını devre dışı bırakan ve sosyal medya mecrası olan Twitter üzerinden devletlere ve devlet başkanlarına yönelik tweetler ile iletişim kurulması anlamına gelen Twitter diplomasisi, Trump ile hayatımıza girdi. Devlet ciddiyetini ve diplomasinin tüm kanallarını hiçe sayan bu iletişim yöntemi çoğu kişi tarafından eleştirilse de Trump twitter üzerinden devletlere mesaj göndermeye ve çoğu zaman tehdit etmeye devam ediyor.

Donald Trump’ın ve twitterın Barış Pınarı Harekâtında bu kadar önemli olmasının birkaç nedeni var. Bunlardan ilki şu anda Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü operasyon birkaç gün öncesine kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetimi altında olan topraklarda gerçekleştiriliyor olması. O halde akıllara şu soru geliyor, NATO müttefikimiz olan Amerika Birleşik Devletleri’nin yönetimi altındaki bu bölgede Türkiye Cumhuriyeti nasıl operasyon gerçekleştiriyor? Bu sorunun cevabı aslında hem çok basit hem çok karmaşık. Amerikan askerlerinin bulunduğu bölgeye bir başka silahlı kuvvetin ya da ordunun operasyon yapması Amerika’nın şu anda dünyadaki en büyük güçlerden biri olduğu düşünülürse o kadar kolay değil. Peki Amerika Birleşik Devletleri ya da görevde olan başkan bu operasyona onay vermediyse Türkiye bu operasyona nasıl girişti? Eğer onay verildiyse hala neden Türkiye yaptırımlarla tehdit ediliyor?

ABD’nin bölgeden askerlerini çekmesi Türkiye’ye bu operasyon için yeşil ışık yakmak anlamına geliyor. Açıkça bu durum kabul edilmese de diplomaside bunun anlamı açıktır. Biz askerlerimizi çektik, buyurun bölge sizindir. Aslında Türkiye ve Amerika tarihte benzer durumlarda karşı karşıya kaldı. Bunlardan en bilinir olanı Kıbrıs Barış Harekâtı Planı.

Türkiye, güneyinde bulunan Kıbrıs’taki soydaşlarının öldürülmesine ve yerlerinden edilmesine daha fazla izleyici kalamayacağını belirtip, o yıllardaki garantörlük antlaşmasındaki hakkını kullanıp adaya müdahalede bulunacağını açıkladığında dönemin ABD Başkan Lyndon B. Johnson diplomaside daha önce eşi benzeri olmayan bir üslupla dönemin başbakanı İsmet İnönü’ye bir mektup yazdı. Tarihe Johnson Mektubu olarak geçen bu mesajın daha doğrusu tehdidin içeriği eğer adaya bir müdahale olursa Türkiye dönemin en büyük tehditlerinden biri olan SSCB’ye karşı Amerika ve NATO tarafından hiçbir destek alamayacağıydı. Müttefikimiz olan ve o yıllarda inanılmaz bir güven duyduğumuz Amerika tarafından böyle bir mektubun gelmesi doğal olarak Türkiye’yi ve müdahale hazırlığını o yıllar için durdurmuştu.

Barış Pınarı Harekâtına karşı olan ve bu harekâtı durdurma imkânı olan Trump’ın bölgeden askerlerini çekmesi ne anlama geliyor o halde? Daha öncede belirttiğim gibi, bu Türkiye’ye ve operasyona açık olmayan bir biçimde yeşil ışık yakmaktı. O halde hala twitter üzerinden Türkiye’yi yaptırımlarla tehdit etmenin amacı ne? Şu anda iç siyaset sorunlarıyla boğuşan Donald Trump, göreve seçilmeden önce verdiği “askerlerimizi Suriye batağından kurtaracağım, IŞID’i bitireceğim” sözlerini yerine getirmeyi hedefliyor, aslında bir bakıma şu anda yaptığı hamlelerle bunları yerine getirdiğini iddia ediyor. Trump’ın bir siyasetçiden çok iş adamı gibi düşündüğü siyaset çevrelerince çok tartışılan ve öne sürülen bir konu ve Orta Doğu’da, ülkesinden 7000 km ötede olan topraklarda asker bulundurmak Trump için siyasi güçten çok ekonomik bir yük. Daha fazla bu bataklığa batmak istemeyen Trump, böyle bir olasılık varken askerlerini bu bölgeden çıkartmak için harekete geçti.

Trump için başarı anlamına gelen bu durumda hala Türkiye’ye tehditler savurması anlamsız görünebilir ancak tam olarak öyle değil. Donald Trump şu anda ülkesinde “azledilme süreci” anlamına gelen impeachment süreciyle boğuşuyor. ABD’de meclisin yürüttüğü bu süreç Trump’ı görevden almaya kadar gidebilecek bir süreci temsil ediyor. O yüzden attığı her adımda dikkatli olması gereken Trump, ülkesi için yıllardır önemli olan Orta Doğu’dan çekilmesi doğal olarak her taraftan baskı görmesi anlamına geliyor. Baskılara bir şekilde karşı çıkabilmek için Trump, bölgeden çekilse dahi oradaki sözde “müttefikleri” kürtleri yalnız bırakmadığını, eğer Türkiye insani sınırları aşarsa onlara daha önce görmedikleri bir ekonomik yaptırımla cevap vereceğini belirterek hem iç siyasetteki baskıları hem de dış siyasetteki baskıları savuşturabilmek için Türkiye’yi tehdit etmeye devam ediyor.

Bu da bizi Twitter’ın neden bu kadar önemli olduğu konusuna getiriyor. ABD ve Türkiye arasındaki saat farkı yüzünden her sabah uyandığımızda bizi yeni tweetleriyle karşılayan Trump, Twitter’ın bu harekattaki önemini arttırıyor. Bildiğimiz üzere geçen yaz Rahip Brunson krizinde de twitterı aktif şekilde kullanan Donald Trump, Türkiye ekonomisine fazlasıyla zarar vermiş ve dolar 7 lira bandını görmüştü. Barış Pınarı Harekâtı “krizi”nde de aktif şekilde twitterı kullanan Trump, her sabah yeni spekülasyonlara uyanmamıza neden oluyor. Bir gün Türkiye bizim müttefikimiz, askerlerimizi bölgeden çektik, bölgede bulunan IŞID’li tutsakları da Türkiye’ye bırakıyoruz diye tweet atan Trump ertesi gün eğer Türkiye dikkatli olmazsa eşi benzeri görülmemiş yaptırımlarla karşılaşacak şeklinde tweetler atmaya devam ediyor. Türkiye’de ve dünyada “kafası karışık” başkan olarak nitelendirilmesinin en büyük sebeplerinden biriside günü gününü tutmayan twitter diplomasisi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bunun en büyük sebeplerinden birisi azledilme sürecinde olması ve her taraftan farklı baskılar altında bulunması olabilir.

Türkiye’ye gelecek günlerde yaptırım uygulanması olası mı?

Tabii buna net bir cevap vermek şu an için mümkün olmasa da bölgeden kendi isteğiyle çekilen ve operasyona ışık yakan ABD’nin yaptırım uygulaması şu an için mantıklı ve mümkün görünmüyor. Ancak şöyle bir durumda mevcut, ABD sadece başkanlık kurumu tarafından değil aynı zamanda çok güçlü yetkileri olan bir meclis tarafından da yönetiliyor. Meclisten çıkacak bir yaptırım kararını Donald Trump veto edecek mi veya veto etse dahi meclis bu vetoyu geçersiz kılmak için farklı yollar izleyecek mi veya Amerika sırf sözde “müttefikleri” için NATO ve Orta Doğu’daki güçlü müttefiki Türkiye’yi karşısına alacak mı? Bunları gelecek günlerde göreceğiz. Şimdilik umudumuz bu operasyonun en kısa zaman ve Türkiye için en zararsız şekilde sonlanması yönünde.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.