Doğu Akdeniz ve Türkiye

2000’li yılların başından itibaren Bilim İnsanlarının Doğu Akdeniz üzerinde zengin doğal gaz ve petrol kaynaklarının bulunduğunu açıklamasıyla yaşanan gerginlik kıyıdaş ülkeler arasında (GKRY, İsrail, Mısır, Lübnan) ‘Deniz Yetkilendirme Anlaşmaları’ çerçevesinde diplomatik ve hukuki bir kriz iken Türkiye’nin de bu konuda aktif bir şekilde rol almasıyla son dönemlerde uluslararası bir soruna evrilmiştir.

Doğu Akdeniz ve Doğu Akdeniz’deki Rezerv Miktarının Türkiye İçin Önemi

Doğu Akdeniz

Türkiye doğal gaz ihtiyacının %99’unu ve petrol ihtiyacının %89’unu başta Rusya ve Azerbaycan olmak üzere dışarıdan karşılamaktadır. Yapılan araştırmalar ile ortaya konulan varsayımlar Doğu Akdeniz üzerindeki rezerv miktarının Türkiye’nin 500-600 yılını karşılayabilecek miktarda olduğu öngörülmektedir. Bu durumda Doğu Akdeniz ve enerji rezerv miktarı Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltması açısından önemlidir.

Türkiye’nin Temel Tezi ve Temel Prensibi

Temel tezi, GKRY’nin tek taraflı hareket edip Münhasır Ekonomik Bölge ilan etmesiyle hem Türkiye’nin hem de KKTC’nin haklarını gasp ettiği yönündedir. Türkiye adanın 3’de 1’i Türklerden oluştuğu için Rum kesiminin tek başına hak iddia edip 13 adet sondaj ruhsatını Avrupalı ülkelere ait şirketlere (Noble Energy, ENI, Total, Novatek) vererek ortaklaşa sondaj yapılması için anlaşmalar yapılmasını uluslararası hukuka aykırı bulmaktadır. Temel prensibi, KKTC gibi bağımsız bir devletin sonlandırılmasına izin vermemektir.

Türkiye’nin Çalışmaları ve Faaliyetleri

Türkiye fiili çalışmalarını çoğunluk olarak Türk Deniz Kuvvetleri üzerinden yürütmektedir. Türk Deniz Kuvvetleri “Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz’dir! ileri!” emrini ilke edinerek çalışmalarını sürdürmektedir. Bu ilke ile birlikte Türk Medeniyetinin Akdeniz Medeniyeti ile buluşması gibi bir gayesi olan Türkiye, 1980’lerden itibaren gemi inşasında bulunmaktaydı ve günümüzde artık bu inşaların dizaynını dahi kendisi yapabilecek konuma ulaşmıştır. Buna en büyük örnek Milli Gemi projesidir. (MİLGEM)

Türkiye ve KKTC’nin Yanıtı

2006: Türk Deniz Kuvvetlerinin açık denizlere çıktığı ve “Mavi Vatan” kavramının ortaya çıktığı yıldır.

Mavi Vatan: Karadeniz, Ege ve Akdeniz’i kapsayacak şekilde 462.000 km²’dir. Karadeniz’deki sınırlarımız Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile belirlenmiştir. Ege’de 153 ada-adacık ile ilgili Türkiye-Yunanistan arasındaki sorun devam etmektedir. Akdeniz’de Türkiye Mavi Vatanından kendi tabiri ile 150.000 km² alanın ‘çalınmaya’ çalışıldığını iddia etmektedir. Bu alan Türkiye’den ‘çalındığında’ Türkiye’nin İskenderun Körfezi ile Antalya Körfezi arasına sıkışması söz konusudur.

Doğu Akdeniz
KARADENİZ-EGE-AKDENİZ: MAVİ VATAN (462.000 km² )

2011: Türkiye-KKTC arasında Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması imzalanmıştır.

Kıta Sahanlığı: Ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısıdır. Kıtanın bitip okyanusun başladığı kıtasal çizgiye kadardır.

Böylelikle KKTC, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) yedi alan tanımlayarak Türkiye’ye sondaj yapması için ruhsat vermiştir. Ve Oruç Reis, Barbaros sismik gemilerimiz ile Fatih sondaj gemisi donanmalarımızın eşliğinde arama yapmaya başlamıştır.

Rumlar tarafından ilan edilen on üç parselin bir bölümü Türkiye’nin ilan ettiği Kıta Sahanlığı ile; bir bölümü ise KKTC’nin Türkiye’ye ruhsat vermiş olduğu yedi alan ile çakışmaktadır. Bu durum gerginliğin daha da artmasına sebep olmuştur.

Doğu Akdeniz
TÜRKİYE’NİN KITA SAHANLIĞI VE TPAO RUHSATLARI İLE GKRY’NİN İLAN ETTİĞİ MEB’İN ÇAKIŞMASI
Doğu Akdeniz

Buna rağmen; Yavuz sondaj gemisi Karpat açıklarındaki tartışmalı bölgede sondaj işlemlerine başlamıştır.

Sondaj işlemlerinin yanı sıra tatbikatlar yapılarak bölgede ağırlık konulmak istenmiştir:

27 Şubat 2019; 13 Fırkateyn, 6 Korvet, 16 Hücum Bot, 7 Deniz Altı, 7 Mayın Avlama Gemisi ve diğer 53 Gemi ile Mavi Vatan tatbikatı.

13 Haziran 2019; 131 Gemi, 57 Uçak, 33 Helikopter ile Karadeniz-Ege-Akdeniz’i kapsayan Deniz Kurdu tatbikatı.

Yaşanan Güncel Gelişmeler

Türkiye ile Libya arasında (Ulusal Mutabakat Hükümeti – UBH) Deniz Yetki Alanlarının sınırlandırılmasına yönelik Mutabakat Muhtırası imzalanmış ve BM’ye bildirimde bulunulmuştur. Türkiye’nin Libya’ya askeri yardımda bulunması gündeme gelmiş ve Askeri İşbirliği Mutabakatı TBMM’den geçmiştir. Dışişleri Bakanı Mevlüt ÇAVUŞOĞLU, Milli Savunma Bakanı Hulusi AKAR, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan FİDAN Rusya’ya giderek Libya ve Suriye konusunda görüşme gerçekleştirdiler. Bu görüşmenin yanı sıra Libya Başbakanı SERRAC (UMH) ve Halife HAFTER Rusya’da bir araya geldiler. Hazırlanan ateşkes anlaşması Serrac tarafından kabul edilirken, Hafter anlaşma metnini imzalamayarak görüşmeden ayrılmıştır.

Trablus, o bahtsız ülke, şimdilik kaybedilmiş gibi görünüyor, kim bilir belki de kaybettik. Peki hala niye gidiyorum? Kutsal bir vazifeyi yerine getirmek için, bütün İslam aleminin bizden beklediği bir görev.” -ENVER PAŞA

Libya harita üzerinden biraz uzak gözükebilir ama bize yabancı bir yer değildir. Barbaros’un yadigarıdır. Burada yaşananlara kayıtsız kalamayız.” –Cumhurbaşkanı ERDOĞAN

Belki de Enver Paşanın ruhu bizleri çağırıyordur!

GENEL HARİTA-DURUM

KAYNAKÇA

Doğu Akdeniz’de Yükselen Gerilim Raporu – SETA

Bilkent Enerji Notları / Doğu Akdeniz’de Ne Kadar Doğal Gaz Var? – BİLKENT ENERJİ POLİTİKALARI ARAŞTIRMA MERKEZİ

Hedefteki Donanma, Mavi Vatan Yazıları – Emekli Tümamiral Cem GÜRDENİZ


Oktay Soysal
Ben, 1997 İstanbul doğumlu Oktay SOYSAL. İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisiyim. Siyaset, Tarih alanlarıyla ilgili hem bölümüm gereği hem de hobi olarak araştırmalar yapmaktayım ve bu araştırmalarımı akademik düzeye çıkarmayı hedeflemekteyim.