doga-bizden-intikam-mi-aliyor

Doğa Bizden İntikam Mı Alıyor?

Birkaç gündür ülkemizde ”farklı” olarak nitelendirebileceğimiz doğa olayları yaşanıyor. Önce Bursa, ardından İstanbul sel taşkınları yaşıyor, insanlar canlarını kurtarmak için saniyelerle yarışır hale geliyor. Tabii ki bu durum yalnızca insanları değil hayvanları da etkiliyor ve onlarca canlının telef olmasına sebep oluyor. Peki ama neden İstanbul’da hortum oldu? Bursayı ve İstanbul’u neden ”aniden” şiddetli sel bastı? Bakın bilim insanları bunu nasıl açıklıyor.

Süper Hücre Yağışı Nedir?

Öncelikle süper hücre her zaman oluşan bir şey değil. Ülkemizde en son 2017 yılında görülmüştü. Daha çok Amerika’da görülüyor. Bunu başından belirtelim. Süper hücrenin oluşması için ön koşul sıcak ve nemli hava. Sıcak ve nemli hava soğuk esen rüzgarla karşılaştığı zaman öncelikle yatay bir şekilde dönmeye başlıyor, ve bu şiddetli dönmenin etkisiyle oluşan yağışlara ”süper hücre” adı veriliyor.

Eğer dışarıdaysanız ve gök gürültüsü duyuyorsanız buna fırtına eşlik ediyorsa bu ambulans sireni gibi bir ”alarm” anlamına geliyormuş. İşinizi bırakıp hemen kapalı alana girmenizi öneriyor uzmanlar.

Türkiye’de neden yaşandı?

Meteoroloji uzmanları bu durumu Akdeniz ve Egeden gelen sıcak hava ile oluşabileceği gibi Balkanlardan veya Karadenizden gelebilecek sıcak ve nemli havanın çarpışması sonucu oluşabileceğini şeklinde açıkladı.

Elbetteki Türkiye’de oluşma sebebi yalnızca iki farklı havanın karşılaşması değildi. Şimdi gelin diğer sebeplere göz atalım.

İklim Değişiklikleri

Tüm Dünya şu an ”İklim krizi ‘‘ ile mücadele ediyor. En azından ben kendimi buna inandırmaya çalışıyorum. Peki bizim ülkemizde bu ne kadar yapılıyor? Ben bizim ülkemizde hiç iyi müdahale edildiğini zannetmiyorum açıkçası. Daha geçen gün piknik yapan insanların yedikleri içtikleri çöpü bile kaldırmaya tenezzül etmediklerini kare kare izledim. Eğer bir yazı paylaşacak olsaydım ”Memleketimden utanç manzaraları” olarak kesinlikle paylaşırdım. Şimdi ”ee kardeşim o çöple, kesilen ağaçlarla sel taşkının yağmurların ne alakası var?” diyebilirsiniz veya çevrenizde size böyle diyen birileri varsa sizin yerinize Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Ve Politikaları Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu üyesi, iklim bilimci Prof. Dr. Levent Kurnaz veriyor.

 “Seller hep vardı. Olmaya da devam edecek. Bu sağanak yağış ne ilk ne de son olacak. İklim değişikliği bu tür olayların sıklığını ve şiddetini artırır. O yüzden dere yatağına ev yapmayacağız. Ağaç kesmeyeceğiz, erozyonu engelleyeceğiz”

Prof. Dr. Levent Kurnaz

Çukur Yerlere Bina Yapmak

Prof Dr. Kadıoğlu bu olayların günden güne artacağını belirtiyor. Zaten sel hayatımızda hep vardı. Yalnızca ufak boyuttaydı. Şimdi ”hortum” denilen bir gerçek daha girdi hayatımıza ve süper hücre de bu gidişle şiddetini artırarak var olacak. Bodrum katında oturan insanların yaşam mücadelesini izlemişsinizdir ekranlardan. Kurtarılan bir vatandaş ”Hayatım film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden” diyordu. Bir an kendimi düşündüm orada. Nefes alamadığımı hissettim inanın. Ama tabii bizim yaşadıklarımız saniyelikti. O insanlar o olayları yaşadılar ve binaların yapılmasına izin verildikçe yaşamaya devam edecekler. Çünkü seller daha şiddetli gelmeye devam edecek.

 “Önemli olan önlem almak. Apartman çatılarından akan suyu yola vermemiz lazım. Çukur yerlerde su basmasına sebebiyet vermemek için bina yaptırmamak lazım” 

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu

Dere Yataklarına Ev Yapmak

Hatırlayanınız var mı bilmem 9 Eylül 2009 tarihinde İstanbul’da yine şiddetli bir yağış meydana gelmişti. Evleri ve iş yerlerini su bastı ve tam 37 vatandaşımız bu su baskınlarında hayatını kaybetti! Tam 37 can! Dereler o kadar dolmuştu ki artık doluluk taşmıştı ve önüne kattığı her şeyi silip süpürmüştü.

2012 yılı. Yer Samsun. Yine bir dere taşkını. 12 kişi hayatını kaybetti. Unuttuk, ekranlarda izledik, ahlandık, vahlandık. 6 çocuk 6 yetişkin derenin sularına kapılıp gitmişti. Tam 12 kişi hayata veda etmişti. Peki suçlu yerini alan dere miydi? Suçlu doğ ana mıydı? Yoksa dere yataklarına ev yapılmasına izin verenler miydi? Bu konuyu bence tartışmalıyız. Çünkü doğa ana yerini kimseye bırakmaz. Yağış yüz yıl sonra bile olsa, o ihtimal hep vardır. O dere muhakkak taşacaktır ve muhakkak bir canı önüne katıp götürecektir. Bu yüzden dere yataklarına ev yasaklanmalıdır.

Her Yer Gri, Her Yer Beton!

Etrafınıza bir göz atın.” Sıcaktan piştik.” diye dolanıyoruz. Klimalardan medet umuyoruz. Çok normal değil mi? Etrafta bir tane ağaç bırakmadık. Var olanları söküp attık, ardından diktiğimiz beton yığınlarının arasına peyzaj harikası olarak üç beş süsleme yaptık. Ağaç yok ki essin. Nasıl serinleyeceksin arkadaşım?

Sel baskını oldu diyoruz üstelik bir de şaşırıyoruz. Çok normal değil mi? Betonlar mı emecek kökleriyle suları? Nereye akacak ki sular? Etrafta bir elin parmakları kadar ağaç var. Hatta belki yarın onlar bile kalmayacak.

Yani dostlar biz doğa anaya ne kadar acımasız davranırsak onun bir sonraki intikamı o kadar güçlü olacak. Doğa bize ait değil. Doğayı adını bile bilmediğimiz onlarca canlı çeşidiyle paylaşıyoruz. Ve yere attığımız çöple, kestiğimiz ağaçlarla, diktiğimiz gri betonlarla onların da yaşam alanlarını daraltıyoruz. Doğayla savaşa girdik, ve kazanmak üzereyiz, işte şimdi gerçekten kaybediyoruz.

Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın!