Demir Leydi: Margaret Thatcher

Tam adı Margaret Hilda Thatcher (nam-ı diğer Iron Lady/ Kızlık soy adı: Roberts) olan meşhur İngiliz siyasetçi, 13 Ekim 1925’te Lincolnshire’ın Grantham kasabasında dünyaya gelmiştir. Thatcher’ın aile yapısına baktığımızda yerel siyasette aktif olan babası bir bakkaldı. Aynı zamanda Metodist kiliselerde vaaz veriyordu. Küçük Margaret tam bir Metodist Hristiyan olarak yetişiyordu. Çocukluğu dükkanlarının üstündeki evde geçen Margaret, Huntingtower Road İlkokuluna gitti ve sonraki yıllarda ”Kesteven and Grantham Kız Okulu”na burs kazandı.

Kız okulundaki eğitimi boyunca not kayıtlarına bakıldığında çalışkan bir öğrenci olduğu görülüyor. Sosyal hayatında piyano, hokey, şiir, yüzme gibi alanlarla aktif olarak ilgilendi. Bir süre sonra Oxford Üniversitesine bağlı Somerville Kolejine ”kimya” alanından burs başvurusunda bulunup yedek listesine alındı. Bir adayın çekilmesi üzerine kabul edildi. Burada kimya okuyup 1947’de onur derecesiyle mezun oldu. Üniversite yıllarında Friedrich von Hayek’ten ve onun devletin iktisada karışmasının otoriter rejimlere yol açtığı görüşünden etkilendi.

Mezun olduğu yılda aynı zamanda Oxford Üniversitesindeki Muhafazakarlar Derneğine başkan seçildi. Daha sonra kimya sektöründe çalışmak üzere Essex’e yerleşti.

Burada da yerel Muhafazakârlar Derneğine katıldı, Llundadno’daki Muhafazakâr Parti kongresinde derneği temsil etti. Oxford’daki arkadaşlarından biri onu Kent’teki Dartford Muhafazakârlar Derneği başkanıyla tanıştırdı. Dernek yöneticileri o sırada milletvekili aday adayları arıyorlardı, ondan o kadar etkilendiler ki, Muhafazakâr Parti’nin onayladığı listede bulunmamasına rağmen Ocak 1951’de onu aday seçtiler.

Resmen Muhafazakâr Parti Dartford adayı ilan edilmesinin ardından verilen bir akşam yemeğinde eşinden boşanmış varlıklı bir iş adamı olan müstakbel eşi Denis Thatcher ile tanıştı. Seçimlere daha iyi hazırlanmak için evini Dartford’a taşıdı. Burada aynı zamanda kimya sektöründeki çalışmalarını da sürdürdü, dondurmanın erimeden saklanmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren ekibin üyesiydi. Bu çalışmalarının yanında bir de hukuk okumaktaydı.

Margaret ve Denis 1951 yılında evlendiler. 1953 yılında ise ikiz bebekleri Mark ve Carol dünyaya geldi. Aynı yıl hukuk eğitimini tamamlayıp vergi hukuku alanında uzman olarak baroya girdi. Muhafazakar Parti’den ilk aday gösterildiği yıllarda parlamentoya giremese de 1959 yılında küllerinden doğup Finchley’den milletvekili seçilerek parlamentoya adımını attı ve parlamentodaki 12 kadın milletvekilinden biri oldu.

Margaret Thatcher, parlamentodaki ilk konuşmasında yerel meclis toplantılarının halka açık yapılması hususunda teklifte bulundu. Bu teklif daha sonra kanun halini aldı. 1961’de kendi partisinin aksine, sopanın bir ceza aracı olarak kullanılmasının kaldırılması için oy verdi. Erkek eşcinselliğinin suç olmaktan çıkması için çaba gösteren nadir Muhafazakarcılardan biriydi. Kürtaja izin verilmesi konusundaki tasarılara oy verdi, idama karşıydı ve boşanmayı kolaylaştırıcı yasa teklifine de destek çıktı.

1967 yılının gölge kabinesinde (ayrıca bkz. Gölge Hükümet) yakıttan, ulaşımdan ve eğitimden sorumlu bakanlıklarda bulundu.

Margaret Thatcher, hem kendi partisinde hem de Avam Kamarasında dikkat çeken bir kadın olmanın da ötesine giderek halkın merak duyduğu bir siyasetçi haline geldi. Bunda medyanın kendisini gündeme getirişinin etkisi büyüktü. Sivri dili, açık sözlülüğü ve İşçi Partisine yönelik sert eleştirileriyle medyanın adeta bir figürü haline gelmişti.

Çeşitli televizyon programlarında halka seslenen Thatcher için bir imaj tasarımı gerekti. Sesinin güzel çıkması ve iyi bir hatip olabilmek adına eğitimler aldı, ayrıca dış görünüşüyle ilgili de saç stili, giyim gibi konularda değişikliğe giderek yeni bir imaj çizdi. Bu konuda yakın arkadaşı Airey Neave‘nin büyük katkısı olmuştur.

Margaret Thatcher ve Airey Neave

Gerek hatipliği gerek görünümüyle yeni bir imaj yaratan Margaret’in yolu daha da açıldı. 1970 yılında uzun aradan sonra tekrar iktidara gelen Muhafazakar Parti bünyesinde eğitim ve bilim bakanlığı yaptı. İlk icraatı çizgisinin ne olduğunu az çok belli ediyordu: Tasarruf etmek. Kariyeri boyunca birçok alanda, tepki almasına rağmen kısıntı yapmaya gitti. Bunlardan ilki 7-11 yaş çocuklara dağıtılan bedava süt hizmetini kaldırmak oldu. Bu icraatı halkın kendisine ”süt hırsızı” (Thatcher Thatcher, Milk Snatcher!) lakabını takmasına sebep oldu. Eğitim alanında da devlet eliyle eşit eğitim politikasını yürüttü. Dolayısıyla bu durumda da özel okulların tepkisine maruz kaldı.

1974’te seçimleri kaybeden Muhafazakar Parti lideri Edward Heath’e karşı yakın arkadaşı Airey Neave’nin de desteğiyle parti liderliğine seçildi ve muhalefette güçlü bir isim konumuna geldi.

Parti liderliği ile uluslararası konulara da dikkat çekmeye başlayan Thatcher, soğuk savaşın hakim olduğu o yıllarda Sovyetler Birliği’ne yaptığı ağır eleştirilerle dış politika ile ilgili çizgisini sağlamlaştırdı.

1976’daki bir konuşmasında,

”Sovyet Politbürosu halk ne düşünürse düşünsün, dünyada bir süper güç olabilmek adına silahı tereyağından üstün tutuyor. Biz ise her şeyi silahlardan üstün tutuyoruz.” cümlesinden dolayı bir Sovyet ajansı olan Kızıl Yıldız kendisine haddini bilmesi için ”Iron Lady (Demir Leydi)” lakabını taktı. Bu durum Thatcher’ın hoşuna gitmiş, lakabı benimsemiştir. Hatta ilerleyen yıllarda bronz heykelini yapanlara ”Demirden olsaydı daha iyi olurdu.” şeklinde eleştirmiştir.

1979 yılında kendisini sarsan bir olayla karşı karşıya kaldı. Bombalı saldırılarla öne çıkan IRA (Irish Republican Army), 2. Dünya Savaşı kahramanlarından aynı zamanda Thatcher’ın da çok yakın arkaşı Airey Neave’e aracına bomba yerleştirerek bir suikast düzenledi. Hayatını kaybeden Neave’den sonra Thatcher, IRA konusunda oldukça katılaştı ve başbakanlık yıllarında da cezaevlerinde yatan IRA mensuplarının grevlerini ve taleplerini dikkate almadı. Bunun neticesinde 10 IRA mensubu grev sonucu ölmüştü.

Neave’in ölümünden 1 ay sonra Margaret Thatcher, Birleşik Krallık’ın ilk kadın başbakanı seçildi. Başbakanlıktan sonra Down Street’deki başbakanlık konutuna taşındığında çocukları farklı ülkelerde kendi kariyerleri üzerinde ilerliyordu. Eşi Denis ile beraber yaşayan Margaret, yeni konutunda dahi tasarruf üzerindeki kararlılığını göstermiştir. Şöyle ki halka da açık olan devlet kayıtlarında Thatcher’ın, ev eşyalarından nevresimlere kadar tasarruf ettiği yazar. ”Çok fazla çarşafa gerek yok, sadece 2 kişiyiz.” veya ”Yeni ütü masasına gerek yok, kendi masamı getirdim.” gibi cümleler sarf etmiştir.

Thatcher başbakan olduğunda ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıyaydı. Şöyle ki yüzde 22’lik bir enflasyon, yüksek vergi oranları, ülkenin her yerinden ve her kesiminden yükselen grev çığlıkları, geri kalmış endüstri yatırımları bunların başında geliyordu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere, diğer ülkeler kadar zarar görmese de özellikle endüstride diğer Avrupa ülkelerinin gerisinde kalmıştı.

Bu durumun altyapısına bir parantez açmak gerekir. İkinci Dünya Savaşı’nı, Churchill başkanlığında kazanan İngiliz halkı savaş sonrasında İşçi Partisi’ni iktidara getirdi. İşçi Partisi döneminde sosyalist politikalar güdüldüğünden özel sektör fazlasıyla zayıfladı. Ekonomi git gide kötüleşiyordu.

Winston Churchill, II. Dünya Savaşı yılları

Thatcher, henüz başbakan değilken sarf ettiği sözlerde İşçi Partisi’ne bakışını şöyle belirtti:

“Sosyalizm, İngiltere’nin özgürlük anlayışına hitap eden bir sistem değil. Bu rejimde herkesin itaat etmesi beklenen bir devlet var. Normal bir vatandaş ya da Kral’ın sadık bir hizmetkarı; kime nerede çalışacağını, ne iş yapacağını, nereye gideceğini, neyi söyleyip neyi söyleyemeyeceğini, neyi sahiplenebileceğini söyleyecek ve çocuklarının nasıl bir eğitim alacağına onlar adına karar verecek bu sisteme karşı çıkabilecek mi? Sosyalist bir devlet karşıt görüşleri kaldıramaz. Politik polis olmadan asla sosyalist bir sistem yaratılamaz. İşçi Partisi üyeleri gelecekte bir çeşit Gestapo’ya dönüşmekten kendilerini kurtaramayacaklar.”

11.5 yıllık başbakanlık döneminde Thatcher, üst üste 3 kez başbakanlığa seçildi. Bu durum İngiltere seçim tarihinde bir ilktir. Thatcher, hem kadın başbakanlığı hem de üst üste 3 kez seçilmesiyle İngiliz seçim tarihinde ilklere imza atmıştır.

1940-2019 yılları arası BK Başbakanları
1945-2010 yılları arasında Muhafazakar Parti-İşçi Partisi oy dağılımları
(CON: Muhafazakar Parti / LAB: İşçi Partisi)

Bu uzun başbakanlık dönemlerinde Thatcher, doğal olarak hem desteklendi hem tepki gördü. Özellikle işçi sendikalarına karşı tutumlarından dolayı birçok greve sebep oldu. Bunların en büyüğü 1984-85 yıllarında Milli Madenciler Sendikası’nın düzenlediği grevdir. Elbette sosyalist sendikaların da fazlasıyla tepkisine, grevlerine maruz kaldı. Tüm bunların yanında ”vergi hukuku” alanındaki uzmanlığını ve tasarruf konusundaki hassaslığını da unutmadan yaptığı ekonomik iyileştirmelerle, daha liberal bir ekonomi sisteminin benimsetilmesiyle büyük destek aldı, takdir edildi.

Margaret Thatcher’ın düşmanlarından biri de apaçık bir şekilde IRA idi. 13 Ekim 1984 yılında sabaha karşı MP (Muhafazakar Parti) kongresinde konuşmasına hazırlanan Thatcher, otel odasına yerleştirilmiş bombanın patlamasından kıl payı kurtuldu. Fakat kendisi yerine içinde arkadaşlarının da bulunduğu 5 kişi öldü, 35 kişi yaralandı. Böylesi ciddi bir duruma rağmen basın açıklaması yapan Thatcher; kongrenin iptal edilmeyeceğini, yarına ertelendiğini duyurarak IRA’ye karşı vurdumduymaz cesur tavrıyla hem iç hem dış politikada takdir edildi.

Thatcher’ın ekonomik çizgisi serbest pazar ve girişimcilik üzerine kuruluydu. Bundan mütevellit kamuya bağlı birçok işletmeyi özelleştirmiş ve olumlu dönütler almıştır. Örneğin iktidara geldiği ilk zamanlar denemek için küçük bir kamu işletmesini, işletmede çalışan işçilere sattı. İşçiler bu durumdan fazlasıyla memnun kalınca kamu mülkiyetinde olan daha büyük işletmeleri de 1940’dan itibaren elden çıkardı. Böylece hem işçilerin girişimciliğin büyük katkıda bulundu hem de serbest piyasa ekonomisini canlandırdı. Sırf bu politikalarından dolayı bu ekonomik metoda ”Thatcherism” adını verenler de olmuştur.

Dış politikadaki gidişatına da göz ucuyla bir bakacak olursak, Thatcher başta ABD olmak üzere birçok ülkeyle olan ilişkileri sağlam tutup dış politikadaki yerini de sağlam bir zemine oturtmuştur.

Margaret Thatcher ve ABD eski başkanı Ronald Regan

Ve tabi uzun süren bu iktidar koltuğunun el değiştirmesi kaçınılmazdı. Görev süresinin 10. yılında aldığı sert eleştirilerin artmasıyla eşi Denis T. kendisine görevden ayrılmasını öğütledi. Fakat Margaret, bu sözlere kulak asmayıp göreve devam etti. Thatcher’ın iktidardan düşüşü halk eliyle değil kendi kabinesi tarafından oldu. O dönemlerde kendi kabinesiyle çeliştiği önemli bir konu vardı: AB’nin para politikaları. Kendisi kabinesinin aksine Euro’ya geçilmesine karşıydı, Sterling’e bağlı kalınmasını savunuyordu. Çünkü aksi durumunda İngiltere’nin AB’den zararla çıkacağını düşünüyordu. (Brexit ile kendisinin ilerigörüşlülüğüne de şahit olduk.)

Bunun dışında, öncesinde kazanç ve mal oranına göre alınan vergilendirme sistemi yerine herkesi eşit vergilendirmeyi kabul etmesi halkın doğal olarak tepkisine neden oldu. Hazine Bakanının da istifasıyla Thatcher karşıtı topluluklar güçlendi. Eşinin tavsiyelerini dinlemese de o haklıydı. 1990 yılı sonunda Margaret Thatcher, halk eliyle değil kendi kabinesi tarafından düşürüldü.

Başbakanlık elinden alınsa da pes etmedi ve kendi adayı olan John Major’un koltuğa oturmasını sağlayarak ülkede kendi politikalarının devamını garantiledi.

Daha sonra verdiği röportajlarda şu sözleriyle çekti: “İşçi Partisi’nin asla yapamadığını bana kendi partim yaptı: Beni yendi.”

Thatcher, 8 Nisan 2013 yılında Londra’daki evinde felçlik geçirdiği sırada hayatını kaybetti.

Kaynakça

Thatcher, Margaret, The Path to Power, 1995

Campbell, John, The Iron Lady

wikipedia.com

“Thatcher’ı oynamak acı vericiydi” Meryl Streep röportajı, Tempo Dergisi, 2011


Hasan Hüseyin Tekerek
Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencisi. İletişim: [email protected]