Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme

Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme

müzik çalan adam uygur

Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme yazımıza hoş geldiniz. UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası Temsili Listesi’nde yer alan Dede Korkut Hikayeleri, Türk tarihinin ve dilinin en önemli destanları arasında ilk sıradadır. ‘‘Bütün Türk edebiyatını terazisinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar.’’ sözüyle Fuat Köprülü, Dede Korkut Hikayeleri’nin mahiyetinin altını kalın çizgilerle çizmiştir. Türk edebiyatının tarihinden sosyal yapısına ve coğrafyasına kadar ışık tutan nadide ve mukaddes bir eserdir. Bu sebeple eser, yıllardır araştırma konusu olmakta ve her bir araştırmada eserin farklı bir boyutu ele alınmaktadır. Bu çalışmada ise Dede Korkut Hikayelerini; tabiat, at, av, toy ve kadın konuları çerçevesinde inceleyeceğiz.

Yeryüzünün Kutsanmış Motifi: Ağaç

kutsal ağaç motifi

Orta Asya Türklerini en çok etkileyen ve onlar için epey kutsal sayılan bir unsurdur ağaç. Yeraltına inen kökleri, yeryüzündeki gövdesi ve gökyüzüne uzanan dallarıyla, mitolojide yeraltı ruhları ile Gök Tanrı’ya ulaşım aracı olarak görülmüştür. Beri yandan Yaradılış Destanı’ndaki dokuz dallı ağaç da yaradılışın ana kaynağı kabul edilir. Salur Kazan’ın evinin yağmalanması bahsinin geçtiği destanda, Kazan’ın oğlu Uruz’un esir düştüğü vakit ağaçla olan diyalogu mevcuttur:

Ağaç ağaç der isem sana üzülme ağaç, Mekke ile Medine’nin kapısı ağaç, Musa Kelim’in asası ağaç, büyük büyük suların köprüsü ağaç, kara kara denizlerin gemisi ağaç, erlerin şahı Ali’nin Düldülü’nün eyeri ağaç, Zülfikar’ın kını ile kabzası ağaç, Hasan ile Hüseyin’in beşiği ağaç…

Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, syf.52

Türkler için ağaç, hayatı bahşeden, yeraltı, yeryüzü ve gök alemini birbirine bağlayan bir kudrete sahiptir. Bununla birlikte dini ve sosyal hayat genellikle bir ağaç etrafında yaşanırdı, şaman ayinleri, şölenler, cenaze merasimleri, toy toplantıları, dua ve adaklarla birlikte yapılan ibadetler gibi. Ayrıca ağaç etrafında gerçekleştirilen özel törenler de vardır. Hatta Han Ağacı ve Hakan Ağacı diye de adlandırılan Hayat Ağacı, kainatın omurgası olarak nitelendirilmiştir. Tabii bu bahsi geçenler İslamiyetten önce gerçekleşen ayinlerdir. Fakat Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra da kutsal saydıkları değerlerden vazgeçmeyerek İslamiyetle bunu harmanlamayı tercih etmişlerdir. Ki zaten Uruz’un ağaçla konuşmasında da görüldüğü üzere İslamiyet için de mühim olan her şey ağaçla bütünleştirilmiştir.

Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme: Türk’ün Kanadı At

at üstünde türk

İlk kez Türkler tarafından ehlileştirilen at, Türk’ün kanadıdır diyebiliriz. Birçok destanda da geçen at, kahramanın yanında önemli yer teşkil eder. Yol gösterici olmasının yanında Şamanizm’de şamanın gökyüzüne yaptığı yolculukta yoldaşıdır. Manevi değerinin yanı sıra Türk toplumu için at iktisadi manada hem ticaret yapmanın başlıca unsuru hem de askeri başarıların kazanmasında temel vasıtalarından biri olarak dikkat çekmektedir. Bu kadar önem arzeden atın, Dede Korkut Hikayeleri’nde de epey geniş yer tutması yadsınamaz. Destanların tamamı bazında toplam 291 defa at kullanılmıştır. Bunun yanında atasözü mahiyetindeki sözlerde birçok şekilde kullanılmıştır. Bunlardan bazıları şöyledir:

At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur.

At işler el öğünür.

Beri yandan Dede Korkut, destan sonlarındaki duasının bir bölümünde, koşar iken ak boz atın sendelemesin, der.

Av

Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme

Hasan Yazıcı, “Dede Korkut Hikâyelerinde Av” başlıklı yazısında avcılığın, hikayelerde “Savaş için manevra yapıp hazırlanmaya, hüner göstermeye, konuk ağırlamaya, eğlenip tatlı vakit geçirmeye yarayan bir çeşit silahlı spor” olarak yer aldığını dile getirmektedir. Fakat av keyif için, gereksiz yere çıkılırsa cezalandırılacağı destanlarda net bir şekilde görülmektedir. Bunun bir örneğini Dede Korkut Hikayelerinden biri olan Begil Oğlu Emre Destanı’nda bulabiliriz. Begil, Salur Kazan‟ın marifeti erde değil atta görmesini dile getirmesinden incinir. İnsanın büyüklenmesi, avdaki başarılarını kendi dışında başka bir varlığa borçlu olmadığı düşüncesi, Begil için kötü bir sonuç doğurur. Çıktığı avda atından düşerek bacağını kırması ve bunun üzerine obasına kâfirin baskın yapması Begil’in doğaya karşı kendini üstün görmesinin sonucunda gerçekleşmiştir. Beri yandan erlerin oğullarını alıp ava çıkarması savaş taktiklerini gösterip öğretmek içindir. Ayrıca gençlerin ilk avı törenselleştirilir.

Meclis: Toy

Toylar, Türk kültür tarihi açısından çok önemlidir. Türklerde törenler ve toy, çeşitli sebeplerle kutlanırlar. Bu toyların örneklerini Dede Korkut Kitabı’nda açık ve net bir biçimde görmek mümkündür. Hikâyelerde toylar; han toyları, akına gidiş ve akından dönüş toyları, ilk avdan dönüş toyları, hacet veya dilek toyları, ad koyma toyları, düğün toyları, yağma toyları şeklinde geçmektedir. Dede Korkut Kitabı’nda Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu, Kam Püre’nin Oğlu Bamsı Beyrek Boyu, Kazılık Koca Oğlu Yigenek Boyu ve Begil Oğlu Emren’in Boyu adlı hikâyelerin başında hanlar hanı Bayındır Han’ın toy düzenlediği görülmektedir.

Toylarda bulunabilmek için de beylerin bir yiğitlik göstermesi lazım gelirdi, hikayelerde bu geniş yer tutmaktadır.

Yadsınamaz İnci: Kadın

İnceleme yazımızda kadına değinmesek olmazdı. Dede Korkut’ta erkekler kadınlara yaklaşırken derin bir sevgi hisseder. Destanların birçoğunda kadınlar için edilen iltifatlardan bu çıkarım desteklenmiş olur. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı’nda, Dirse Han’ın eşine ettiği iltifat şöyledir:

Beri gel başımın bahtı evimin tahtı, evden çıkıp yürüyünce servi boylum, topuğunda sarmaşınca kara saçlım, kurulu yaya benzer çatma kaşlım, çift badem sığmayan dar ağızlım, kavunum, yemişim, düvleğim. Görüyor musun neler oldu.

Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı, syf.23

Sevginin yanında saygı vardır Dede Korkut’ta. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı’nda çocuğu olmayan Dirse Han, Tanrı tarafından lanetlendiğini düşünür. Bu lanetin sebebini ise sadece karısına yüklemez. Lanetin kendisinden ötürü de olabileceğini düşünür. Böylece sadece kadını suçlu görebilecek iken bunu yapmaz ve sorumluluğu paylaşır. Buradaki eşitlik vurgusu ve kadına suçun yıkılmaması önemli bir noktadır. Beri yandan erkekler, kendi canlarına zarar gelecek bir durum söz konusu olduğu durumlarda, geri döneceğinin garantisi olmadığı vakitlerde, hanımına hayatını devam ettirmesi gerektiğini söyler, koca baskısı mevzu bahis değildir.

Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme

Ayrıca sadece çocuk doğurup neslin devamını sağlayan pasif kadın tipinde değildir Dede Korkut’ta kadınlar. Sevinçli’ye göre, toplum hayatında hem anneliği hem fedakarlığı hem hoşgörüsü hem de kahramanlığı ile görülür. Kadın, toplum hayatında erkeklere söz geçirmesi, kılıç kuşanması ve kendi başına karar verebilmesi ile erkekten bağımsız aktif bir karakter çizer. Yani Dede Korkut’taki kadınlarda, alp kadın tipi mevcuttur.

Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme – Sonuç

Dede Korkut Hikayeleri Yorumlama ve İnceleme yazımızın sonuna geldik. Dede Korkut Hikayeleri’nde doğanın canlı bir varlık olarak yer aldığı, insanın ise doğaya karşı sorumlu, saygılı ve korumacı bir tutum sergilediği görülür. Bununla birlikte av kültürünün temelinde de doğanın bir ruhu olduğunun düşüncesi, ava olan saygıyı vurgular. Kadın konusundaki sadakat ve bunun yanında saygı ve bağlılık, toy konusundaki çeşitlilik Dede Korkut Hikayeleri’ nin hem birçok konuya değindiğini hem de değinirken nasıl bir kültür zenginliği ve taşıyıcısı olduğunu kanıtlar.

Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın!


Esra Nur Zileli
Satır aralarını dipnotlarla bezeyen biri.