Covid-19 Sürecinde Kadına Yönelik Şiddet

Son günlerde tüm dünya COVID-19 adlı virüsle mücadele kapsamında evlerine çekilmiş vaziyettedir. Ülkemizde de bu tedbir süresi yaklaşık iki aydır devam etmektedir. Dışarıda hayat durmaya yakın bir noktaya gelmişken hane içerisinde etkileşim artmaktadır. Bu etkileşimlerin olumlu sonuçlarının yanında bir de olumsuz sonuçlarına şahit olmaktayız. Özellikle son günlerde; gerek sosyal medya hesaplarımızdan gerek cep telefonlarımızdan şikayetler ve yardım talepleri alıyoruz. Bu şikayet ve taleplerde kadınlar, gördüğü şiddet karşısında çareler aramaktadır. Hane içerisinde kadına yönelik şiddet, bu süreçte ivme kazanmaya başlamıştır. Bu sebeple, kadınlarımıza haklarının anlatılması veya hatırlatılması adına bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettik. Bu yazı şiddet mağduru vatandaşların ve kadına yönelik şiddet uygulayan bireylerin kolayca anlayabilmesi için olabildiğince sade bir dil ile aktarılmaya çalışılmıştır.

kadına yönelik şiddet

Öncelikle kadına yönelik şiddetin amacından bahsetmemiz gerekir. Şiddetin amacı, eşit olmayan bir güç ilişkisi içerisinde, kadın davranışlarını korkuya dayalı kontrol amacıyla gerçekleştirilir. Şiddetin birçok sebebi olabilir. Birkaç örnek verecek olursak bunlar, ataerkil toplum yapısı, kadının kontrol altına alınma isteği, kadının özgüveninden duyulan rahatsızlık, kadının ev işlerinde verdiği emeğin değersiz görülmesi gibi sıralanabilir.

Şiddet dört grupta tasnif edilmiştir. Bunlar:

  1. Fiziksel Şiddet
  2. Psikolojik Şiddet
  3. Ekonomik Şiddet
  4. Cinsel Şiddet

Şiddet denince her ne kadar akla ilk gelen fiziksel şiddet olsa da; kadının kişiliğini ve fikirlerini önemsememe gibi davranışlar, kıskançlık ile psikolojik şiddet, kadının iradesi dışında onu çalışmaya zorlama ya da çalışmaktan alıkoyma gibi çeşitli eylemler ile ekonomik şiddet, cinsel ilişki sırasında incitmek, acıtmak gibi davranışlar ile cinsel şiddet meydan gelir.

Devlet, kadına yönelik gerçekleştirilen her türlü şiddete karşı önlem almakla yükümlüdür. Anayasamızda,  “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” denilerek bu husus açıkça ifade edilmiştir. Yine Anayasamızın 10. maddesi “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.” demektedir. Bunun dışında, şiddetle ilgili mücadelede birçok kanunda ve sözleşmede düzenlemeler yapılmıştır.

Ekonomik şiddete maruz kalan kadınlarımız, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 196. maddesi uyarınca; Hakimden, eşinin ailenin geçimi için yapacağı katkıyı belirlemesini isteyebilir. Eş aile giderlerine gerekli katkıyı yapmamış ve kadın bu zorunlu giderleri karşılamak adına borçlanmışsa yine bu kanunun 198. maddesi uyarınca hakim, eşe bu borçların tamamını veya bir kısmını ödemesi yönünde emir verebilir. Eşlerin beraber ikamet ettikleri ev konusuna değinecek olursak; “ aile konutu şerhi” verilmesi faydalı olacaktır. Bu şerh verildikten sonra eşlerin her ikisinin rızası olmadan, kira sözleşmesi feshedilemez, devredilemez. Ayrıca kira sözleşmesinde eşlerden birisi taraf gösterilmiş, diğerinin ismi geçmiyorsa diğer eş kiralama yapacağı bir bildirimle bu sözleşmenin tarafı haline gelecektir.

Türk Ceza Kanunu’nda ise ön görülmüş belli başlı suç düzenlemeleri bulunmaktadır. Bunlar:

  • Madde 82 /1-d: Kasten öldürme suçu nitelikli hali
  • Madde 86/ 2-a: Kasten yaralama suçu
  • Madde 96/2-b: Eziyet suçu
  • Madde 102/2: Cinsel saldırı suçu
  • Madde 103/3 : Çocukların Cinsel İstismarı
  • Madde 105/2: Cinsel taciz
  • Madde 109/2-e: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
  • Madde 233/1-2: Aile Hukukundan Kaynaklanan yükümlülüğü ihlal
  • Madde 232/1-2:Aynı Konutta yaşadığı kişiye/ idaresi altındaki/bakmakla yükümlü olduğu kişiye kötü muamele
  • Madde 234/1-2: Velayet hakkı elinden alınmış ebeveyinin çocuğu kaçırması vb.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile birlikte bu mücadeleye ilişkin çok önemli düzenlemeler getirilmiştir. Bu kanunda ihlalin kapsamı genişletilmiş, şiddetin tanımı ayrıntılı bir şekilde dile getirilmiştir. Ayrıca bu hususa yönelik özel olarak çalışacak, “Şiddet Özleme ve İzleme Merkezleri” kurulmuştur. Şiddet mağdurlarının, 6284 sayılı kanunla birlikte getirilen haklarını aktaracak olursak:

Valiliklerden veya Kaymakamlıklardan talep edilebilecek haklar:

  • Mağdura ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması, geçiçi maddi yardım yapılması,
  • Psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi,
  • Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resmen geçici koruma altına alınması,
  • Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması,

Hâkim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları:

  • İşyerinin değiştirilmesi,
  • Kişinin evli olması hâlinde ortak yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi,
  • Şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması
  • Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları:

  • Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,
  • Ortak konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve ortak konutun korunan kişiye bırakılması,
  • Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması,
  • Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması,
  • Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması,
  • Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi,
  • Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi,
  • Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi,
  • Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması,

Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Bu hususta şiddet mağdurunun ilgili merciye gidip sadece söz ile beyanda bulunması yeterli olacaktır.

Yukarıda anlatılan hususlarla ilgili olarak herhangi bir mağduriyet yaşayan kadınlarımız; devletin, kolluk kuvvetlerinin, adaletin ve en önemlisi toplumun yanında olduğunu unutmamalıdır. Şiddetin hangi türüne maruz kalırsa kalsın şiddet gören kişi bu durumu emniyet birimlerine, savcılıklara bildirmelidir. UNUTMAMAK GEREKİR Kİ HER CİNAYET “BİR TOKATTAN BİR ŞEY OLMAZ” , “ASLINDA ÖYLE SÖYLEMEK İSTEMEDİ”, “ SEVEN İNSAN KISKANIR” gibi cümlelerle başlamaktadır. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin önüne geçebilmek adına herkesin bu konuda cesaretli ve duyarlı olması gerekmektedir. Toplumun tüm bireyleri olarak el ele verip bu sorunu çözmemiz son derece mümkündür.

Kadınlarımız yaşasın diye…

Av. Mustafa YILMAZ