Cenk Ünnü Röportajı

Cenk Ünnü Röportajı

Müzik Otağ sayfamıza konuk olan Pentagram kurucu üyesi ve davulcusu Cenk Ünnü ile tatlı bir sohbet gerçekleştirdik. Bu röportajda yeni albüm hakkında bilgiler verirken, Pentagram hayranlarından birçok soru ilettik.

Türkiye’de Heavy Metal’i sevdirme konusunda bir şeyler başardığınızı düşünüyor musunuz? Aldığınız geri dönüşler arasında zaman içerisinde farklılıklar oldu mu?

Tam bizim gençliğimiz, bu müzik türünün dünyada popüler olduğu zamana denk geliyor. Tabii gençlik yıllarımızda, lise yıllarımızda bundan çok etkilendik. O dönem çıkan gruplar gerçekten bize göre çok özeldi. Arka arkaya çok sevdiğimiz albümler bir anda çıktı ve bunlar da çok etkiledi bizi. Onlar gibi olmayı düşündük ve onları örnek alıp kendi müziğimizi ilk başta onları örnek alır bir şekilde yapıp, daha sonra ki albümlerde biraz daha kendimizden bir şeyler katmanın daha yararlı olacağını düşünerek; buna tabi yurt dışında gittiğimiz konserlerin de etkisi oldu, kendimizi bulduğumuz albümler yapmaya başladık diye düşünüyorum.

İlk albümümüze baktığımız zaman, benim için çok önemli bir yeri vardır. Hâlâ daha çok ayrı bir değerdir. Hatta onun plağını çıkarmayı düşünüyoruz şu an. Umarım bu pandemi döneminde olur. O ilk albümümüze baktığın zaman daha yabancı grupların bir benzeri gibi düşünebilirsin. Aynı dönemde çıkan 80’ler 90’lar da ki grupların aynı tarzında hemen hemen. Çok benzeyen bir grup gibi düşünebilirsin bizim ilk albümümüzü. Ama tabii Türkiye için o çok “ilk” bir albümdü. Yabancı sözlü olarak çıkan ilk kasetti ve ekstrem bir tarzdı. O zaman ki metal dinleyicisi için bile çok sert bir tarzdaydı. Hatta sözlerinden müziğine kadar biz bunu çıkardık. Türkiye’de metalin gelişmesinde böyle küçük bir faydamız olmuş olabilir.

Bizden sonra diğer rock ve metal grupları kasetlerini çıkarma imkanı buldular. Onun satışı iyi bir rakama ulaşmıştı ve “Allah Allah bu tarz müzik satıyormuş” dedirtti oradaki şirketlere, firmalara. Ama tabii herkesin dayanışması ile de oldu. Herkes o kasetin satması için, bu tarz müziğe ne kadar faydası olacağını düşünüp, ikişer üçer tane alan arkadaşlarımız da olmuştu o dönemde. Ama yine de hakikaten biz o kasetin çıkması için çok uğraştık. Gerçi bundan çok bahsettik her yerde, istersen hiç konuşulmamış şeyleri de konuşalım bu yayında.

Wacken’a çıkmış ilk ve tek Türk grupsunuz. Bunu nasıl başardınız ve nasıl bir deneyimdi?

Wacken çok özel bir festival. Rock ve Metal dünyasında çok ayrı bir yeri var. Festivalde gruplar açıklanmadan bile biletler sold out oluyor. Bizim için de çok özeldi. Unspoken ve bir albümü yurt dışında yayınladık, oradaki yabancı firmalar bizi yabancı festivallere çıkarmak istiyorlardı zaten. Ama bir türlü anlaşma olmuyordu. O arada askere gittik falan 2000 senesinde.
2002’de çaldık biz Wacken’da. Çok güzel bir saatte çıktık ve iyi bir sahnede çıktık. Çok güzel anılar oldu bizim için. Daha sonra imza günü oldu, sevdiğimiz sanatçılarla bir araya geldik. Çok önemli bir gündü gerçekten.

Yeni albüm hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?

Şimdi biz aslında geçen sene sonlarından itibaren yeni bir albüm hazırlama fikrimiz hep vardı. Firmamız Sony, şirketimiz uzun bir zamandır öyle. Hatta eskileri de onun katoloğun da tamamladık. Akustik albüm çıkardıktan sonra biz de yeni bir şeyler yapmak istiyorduk. Ve kafamızda bir sürü fikir vardı ama artık devir değişmiş durumda, yeni bir albümden önce single çıkarmak, artık hani nasıl diyeyim sana, moda da demek istemiyorum, bir kural haline gelmiş. Çünkü tamamen bir tüketim haline gelmiş.


Bunu yurt dışında Slipknot, Dream Theater, Ozzy Ousbourne’da yapıyor. Türkiye’de de işte Mor ve Ötesi, Hayko Cepkin hepsi bu şekilde arkadaşlarımız da böyle ilerliyor. Firmaların da istediği, beklentisi bu yönde. Önce single çıkarmak. Keşke öyle albüm çıksa, insanlar albümü dinlese ve ona değer verse, vakit ayırsa buna, bütün parçaları dinleyip, hepsi için bir fikri olsa hoş olur. Ama öyle değil, tamamen artık tüketim çağındayız. Parçaları ileri ala ala dinlemek durumunda olacak bence herkes, şirketler de bunun farkında zaten.

Ticari olarak da düşünce zaten bu yönde. Ve biz yavaş yavaş parça seçmek durumunda kaldık. Hazırladığımız şarkılardan önce hangisi çıkmalı oldu. İlk etapta 3 parça kaydettik. Aramızda bir WhatsApp grubumuz var, pandemi döneminde öyle bir araya geldik. Çok güvendiğimiz üç tane parçayı öne aldık. Diğer parçalar da bence çok güzel ama çok heyecanlıyım yani ben bu parçaları insanlara dinletmek istiyorum bir an önce. Ne yazık ki işte koronadan dolayı çok gecikti bu iş. Ama piyasa da biliyorsun, ne konser var ne festival var. Piyasa oldukça durgun. Normalde Haziran’da çıkacaktı ilk single, sonra Temmuz’da ikincisi, Ağustos’ta da üçüncüsü çıkacaktı. Ama Sony parçaları çok beğendi, kliplendirmek istedi. Piyasada da metal ve rock konusunda hakikaten bir durgunluk da var zaten. Yeni parçaları erken yayınlamak istiyoruz fakat bu süreçte klip de olduğu için en erken tarih Eylül gözüküyor.

Bütün ekip bu albümde yer alacak mı?

Evet, Demir de dahil tüm ekibiz. Hatta Hakan da birkaç şarkıda yer alıyor. Yani üç vokal de olacak. Şunu da söyleyeyim; bu kanalda belki ilk defa duyacak insanlar olacaktır. Hazırladığımız üç parçanın biri ingilizce. Sözler de baya anlam yüklü. Zaten sırf müzik değil sözlerin de bir misyonu olmalı diye düşünüyoruz artık. Çünkü eskiden müzik bizim için çok önem arz ediyordu. Artık hem sözler, hem müzik bir bütün gibi düşünebilirsin.

Müzik kariyerinize başka bir ülkede başlasaydınız artıları ve eksileri neler olurdu?

Ülkesine bağlı tabii ki. Suriye’de olsaydık, Irak’da olsaydık pek hoş olmayabilirdi. Ama Avrupa’da bu tarz müziğin çok dinlediği bir ülkede olsaydık herhalde daha iyi olurdu. Ama biz yine de memnunuz, çünkü müziğimize bu ülkenin kültüründen de bir şeyler yansıtmazdık yani anlatabiliyor muyum? Gidip de Amerikalı grup olsaydık, LA’de barda çalsaydık, öyle hissederdik ve bir Amerikalının yaşadıklarını parçalarımıza yansıtırdık. Ama biz, müziğimize bu ülkenin kültüründen bir şeyler yansıtmaktan memnunuz ve bu böyle devam edecek. Yeni parçalarımızda da bunu bence göreceksiniz.

Metal müzik davulcuğulu diğer tarzlara göre çalma anlamında biraz daha kolay ve anlaşılabilir duruyor. Bu sebeple de davulcular, metal müzik çalmanın kolay olduğunu düşünüyorlar. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Şimdi bir kere kolay ve zor olarak hiç ayrılmamak lazım bence. İnsanın sevdiği müzik tarzını çalması, o enstrümanı kullanması önemli. Ayrıca kolay veya zor diye jazz ve metali iki ayrı kutupta ayırmak da bence pek doğru olmayabilir. Bence Tool’un davulları modern jazz quartet davullardan çok daha zor ya da Dream Thearter’ın standartı, bazı jazz standartı çalan davulcu abimizden çok daha zor olabilir. Yani bu zor olması, iyi kolay olması kötü gibi bir şey bence, pek doğru bir anlayış değil. Bir de şöyle bir şey vardır; metal çalan davulcuların kız arkadaşları daha fazladır.

Tabii ki jazz rock fusion davulcuları muhteşem çalıyor onların etütleri ve çalışma programların çok daha farklı ama rock müziğe biz gönül vermiş adamlarız. Halbuki ben jazz da dinliyorum, jazz rock fusion falan da çok seviyorum. Ama rock ve jazz’ın liriği bence daha güzel. Jazz’ın o halini ben çok seviyorum. Fusion altemiolar falan benim her zaman plaklarımın arasındadır, ben aynı zamanda bir arşivciyim. Müzik arşivi yapıyorum, bunların yeri her zaman ayrı tabii. Ama bence türleri ayırmaya gerek yok, ne hoş geliyorsa o dinlenmeli. Rock eğitimi biraz daha farklı, rock davul çalmak daha farklı. Eğitime göre jazz biraz daha zor tabii ki, o konuda hakkını vermek lazım jazz davulcularının.

Single, double, paradiddle gibi stickcontrol çalışmaları hala yapıyor musunuz? Yoksa sadece konser ve provalarda davul çalan davulcular arasında mısınız?

İki saat önce ben dersteydim, koşarak geldim buraya. Her gün derse gidiyorum. Ben single, double, paradiddle yapacak fırsat bulamasam da, dersleri verirken öğrenci arkadaşlarımla beraber yapıyorum. Bunlar her zaman çalışılması gereken etütler, egzersizler. İşte 5 strok, 7 strok, 9 strok rollar bir sürü flamler. 30 – 40 yıllık bir davulcunun bile çalışması gereken bir şey. Konseri ya da gösterisi olmasa bile, yapması gereken egzersizler. Ve bunlara fırsat bulamıyorum ben. Çünkü eve çok geç geliyorum, derslerim çok yoğun. Derslerde zaten öğrencilerle çalışa çalışa neredeyse her gün tekrar etmiş oluyorum.

Yorumlarda bir arkadaşımız çok merak etmiş. Pentagram grubunun sembolünün sizin için bir anlamı, bir önemi var mı?

Ah, anlamı olmasa zaten kullanmayız. O bizim için hayatın anlamı. Zaten dünyada da hayatın anlamı olarak medeniyette geçen bir sembol. Her köşesinin bir anlamı var. Hava, su, ateş ve toprak gibi. Medeniyetlerin, insanlığın gelişimini falan anlatan bir anlamı var. Daha sonrasında tabii bunu sembolü korku filmlerinde epik bazı semboller olarak kullanmış olabilirler fakat hayatı temsil ettiği için büyülerde falan kullanılması gayet normal. Ama aslında ilk tarihte bunun çok daha farklı yerlerde kullanıldığı görülebilir.

Sadece metal müzik dinleyecisi misiniz? Duygusal değişimlerinizin olduğu dönemlerde farklı müzik tercihleri yapıyor musunuz?

Ben rock ve türevlerine daha çok aşık olan bir insanım. Yani rock öyle bir ağaç ki, meyvelerinde metal de, var blues da var. İşte hard rock var, trash metal var. Ama rock şemsiyesi altındaki grupları daha çok tercih ediyorum. Hatta jazz rock falan da bunun içinde var. Daha biraz böyle keskin soundları falan tercih ediyorum. Ama 70’ler 80’ler 90’lar 2000’ler hepsini takip ediyorum çıkan grupları. Tabii ki çok sevdiğim gruplar var. Rock yapan bütün abilerimiz, bize örnek olan ustalarımızın albümlerini de takip etmeye çalışıyorum. Ben Beşiktaş’ta bir dükkan işlettim 22 sene kadar. Uzun bi süre orada da yeni çıkan bütün albümleri, konserleri hep oraya gelen arkadaşlarla konuşuyordum ve devamlı takip ediyordum. Şu son 3 – 4 senedir dükkan yok artık. Maalesef internetten takip edebiliyorum elimden geldiği kadar. Yeni çıkan çok fazla gruplara hakim olamayabilirim ama son 3 – 4 seneye kadar rock, metal gruplarının hepsini takip ediyordum, dinlemeye çalışıyordum. Tabii içlerinde beğendiklerim ve ayırdıklarım oluyordu.

Metal dışında çalmayı sevdiğiniz tarzlar var mı? Mesela bir pop şarkıcının arkasında çalmak ister miydiniz?

Rock, Blues, Hard Rock, Heavy Metal, Trash Metal, Funk Metal, Senfonik Rock. Bütün bu türler, hepsi. Ama o kadar geniş ki, bir de yayılıyor işte. Rap ile Metal birleşti, daha farklı şeyler çıktı ortaya gibi. Pop Rock mesela, Duran Duran. 80’lerin sonuna doğru genç olan birisi için bana göre herkesin disko pop diye nitelendirdiği bir grup gerçekten. Ama hepsinin basçısından davulcusuna, içinde olduğu öyle bir pop grubuydu yani. Bu bir pop grubuysa, popçular dışarı değil. Gerçekten iyi insanların kurduğu bir gruptu. Popçular dışarı olan bahsettiklerimiz hakikatten içinde çok fazla emeği içinde barındırmayan müzikler. Çok fazla samplelar, emek az olan daha sabun köpüğü çalan, sözlerinde zaten pek bir şey anlatılmayan bahsettiklerim. Öyle gruplar vardı ki, pop olarak adlandırılan ama gerçekten içinde çok iyileri vardı. Mesela Michael Jackson’ın Beat It parçasında Van Hallen’in solo çalışması mesela. İnanılmaz bir şeydi. Öyle yapılan her şeye saygı duyulmalı bence.

Davul set-up’unuzda zillerde ve davullarda hangi marka ve modeli tercih ediyorsunuz?

Zilden başlayalım. Zil, Türkiye’de son zamanlarda gerçekten çok büyük gelişme gösterdi zaten. Dünyada zilin çıkış noktası da ülkemiz, buradan dünyaya yayıldı. Bunu yaratan, dünyaya yayan adam Osmanlı İmparatorluğu diyeyim. Buradan Amerika’ya göçtü ve onun çırakları bu ülkede devam etti. Daha sonra Amerika’da da yaydı bu işi. Çok iyi firmalar duyuyoruz son zamanlarda ama benim tercihim, benim sponsorum, benim endorser firmam İstanbul. Ben yıllardır onu kullanıyorum konserlerimde. Onlar her zaman destek oluyorlar. Konserlerimde de istediğim zilleri ben gidip seçebiliyorum, kayıt sırasında hangisinin uygun olacağını, o parçaya onlara anlatıyorum onlar bana yardımcı oluyorlar. Zilde bu sekilde arkadaşlar araştırırlarsa çok iyi isimler bulabilirler. Davulda da yıllardır TAMA davul kullanırım. İlk dönemlerde beğendiğim gruplar da TAMA davullarını kullanıyorlardı. Belki onun etkisiyle yıllardır hep TAMA kullanıyorum. Arada farklılıklar olduysa da hep TAMA kullandım.

Merak ettiğim küçük bir soru var. Power Metal seviyor musunuz?

Tabii ki. Power Metal diyince mesela Helloween, Power Metal olarak anılıyor ama ben çok seviyorum. Helloween harika, çok iyi buluyorum. Manowar ise Heavy Metal olarak çıkıp, daha sonra Power Metal olarak adlandıranlar oldu. O da benim için çok özel. Blind Guardian çok seviyorum. Epik dönemleri olan çok güzel anlatıları olan ve bence müzikte hakikaten öncü olmuş yine alman çıkışlı gruptur. Bazı gruplar var ki, hep aynı gidiyor. Çok fazla birbirini tekrarlayan ritimlerle yapılan albümleri sevmiyorum. Her parçanın farklı bir söylemi ve ritmi olmalı bence. Power Metal’de biraz böyle bir tıkanmışlık var bence. Bazı gruplar var, adını vermiyeyim; beni çok etkilemiyor. Power Metal tabii ki benim sevdiğim tarzlardan bir tanesi.

Severek dinlediğiniz ve ilham aldığınız metal grupları var mı?

Çok fazla. Ama Rock, Hard Rock ve Metal için her zaman Black Sabbath ve Judas Priest benim içim özel gruplardır. Tabii metalik dönemleri; Iron Maiden, daha sonrasında Pink Floyd. O 70 sonları, 80’ler dönemleri çok sevdiğim dönemler.

Ülkemizde metal müziğe gönül vermiş davulculara tavsiyeniz var mı?

Arkadaşlara tavsiyem; çalışsınlar, bol bol pratik yapsınlar. Etüt yapsınlar, egzersiz yapsınlar. Arkadaşlarıyla, dostlarıyla güzel bir ekip oluşturup beste yapsınlar, cover yapsınlar. İlk başta tabii kendileri bir şeyler üretsinler istiyorum. Bir de yeni şarkılar üretsinler ve biz onları dinleyip, sevelim.

Takipçilerimize ve müzik dinleyicilerine buradan neler söylemek isterseniz?

İyi müzik dinlesinler, destek olsunlar ve festivaller başlasın. Başlasa da buluşsak. Yeni parçalarımızı dinlesinler ve fikirlerini söylesinler, yazsınlar. Bir an önce dinletmek için ben çok sabırsızlanıyorum. Herhalde işte Eylül’ün ilk haftası, en geç ortalarında gibi çıkacak gibi duruyor. Klipten biraz işler gecikti. Her an her şey değişebilir tabii. Ama Eylül’den önce çıkmayacak gibi duruyor.

Cenk Ünnü ile yaptığımız röportajın burada sonuna geliyoruz. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Müzik Otağ
Uçuk kaçık bir okur, yazar ve müzisyen.