Çarlık Rusya'nın Düşüşü

Çarlık Rusya’nın Düşüşü: İhtilâl Yolunda Bilinmeyenler

Rus devrimi şüphesiz 20. yüzyılın en önemli olaylarının başında gelir. Bir ülkenin hatta dünyanın geleceğine yön veren devrim niteliğindeki Çarlık Rusya‘nın düşüşü bilinmeyenlerle adım adım gelin beraber göz atalım.

Çarlık Rusya'nın Düşüşü

Tolstoy ve Rejim

Ünlü Rus Yazar Tolstoy, Batı Avrupa’da bulunan meclis ve anayasa gibi kurumlara şiddetle karşıydı. Onun düşüncesine göre bu tip kurumlar Rusya’da hayata geçerse bu yolun sonu komünizme çıkardı.

Yine ünlü yazar Tolstoy, Çar II. Nikolay‘a karşı başarısızlıkla sonuçlanan suikast girişiminden sonra Çar‘a bir mektup yazmış ve ondan suikastçileri affetmesini istemiştir. Tolstoy‘a göre devrimcilere karşı idam cezası hiçbir şeye fayda olamaz ve Çar‘ın onları affederek yüce gönüllülük göstermesi gerekmektedir. Çar’dan onları üstün fikirleri ile alt etmesini ister. Yinede Çar‘ın idam kararı değişmez.

Rejimin Basın Gücü: Sansür

Çar döneminde uygulanan sansürlere bir çok eser takılmıştır. Mesela Thomes Hobbes‘un Leviathan ve Herbert Spencer‘ın Social Statics kitapları sansür kurulundan geçemedi. Sansür kuruluna gönderilen bir diğer kitap olan Karl Marx‘ın Das Kapital adlı kitabı eseri onu okuyan sansür görevlisinin onayını aldı. Çünkü sansür görevlisi kitap için ‘‘zor, erişilmez, tam anlamıyla bilimsel bir eser” ve ”Rusya’da az sayıda kişi bunu okuyacak, daha da azı anlayacak” gibi notlar düşmüştü. Böylece Das Kapital 1872’de Rusya’daki kitapçılarda satışa çıkabildi.

Yazılı yayınlardaki sansür uygulaması ünlü yazar Tolstoy‘un Kreuter Sonat isimli eserine de uğramıştı. İlk seferinde sansür kurulundan geçemeyen eser III. Aleksandr araya girmesiyle yazarın toplu eserleri seçkisinden basılabildi.

Rejimin Korkulu Rüyası: Üniversiteler

Çarlık Rusya’sında üniversiteler siyasetten olabildiğince uzak tutulmaya çalışılmıştır. Çarlık rejimi üniversitelere araştırma yapan ve bürokrasinin tepe kadroları için kalifiye elemanlar yetiştiren kurumlar olarak bakıyordu. Fakat üniversitelerin kesinlikle siyaset ile alakası olmamalıydı. 1847 yılında bir idarecinin üniversiteli öğrencilere verdiği şu tavsiye durumu yeterince açıklıyor: ‘‘Kart oynasın, sarhoş olun, kadınları kovalayın ama siyasetten uzak durun.”

Üniversite yönetimlerinin öğrencileri üniversite içerisinde bulunan hapishanelere atma yetkisi vardı. Hatta bu öğrenciler dersleri sırasında derse girip daha sonra hapishaneye geri dönebilme hakkına sahipti.

Hristiyanlık Dostumuz, Yahudilik Düşmanımız

III. Aleksandr için devrimci düşünceye karşı en önemli kozlardan birisi kiliseydi. Ortodoks Kilisesi gibi kurumlar ile rejimi korumayı ve muhalefeti zayıflatmayı amaçlıyordu. Bu konuda kendisine kilise için ‘‘devrimci zehrin ulusun damarlarına girmesine engel olur” telkininde bulunan Pobedonostsev‘in de büyük rolü vardı. Bunun bir sonucu olarak 1882’de sayıları 4500 olan cemaat okulları hızlı bir artış ile 1894 yılında 32.000’e yükseldi. Ayrıca misyonerlik faaliyetlerine verilen önem arttırıldı. Rusya Müslümanlarını Ortodoks Kilisesi’ne katmayı amaçlayan Nikolay İ. İlminskiy gibi isimler desteklendi.

III. Aleksandr için en büyük tehditlerden birisi de Yahudilerdi. Bu yüzden 1882’de çıkan yasa ile Yahudilerin kırsalda toprak edinmesi yasaklandı. Beş yıl sonra Delyanov tarafından hazırlanan yeni eğitim yasası ile Yahudi öğrencilere yerleşim bölgelerinde %10, Moskova ve St. Petersburg‘da %3, diğer vilayetlerde %5 kota konularak Yahudi öğrencilerin eğitim kurumlarına girmeleri zorlaştırıldı. İleriden Troçki takma adını alacak olan Lev D. Bronşteyn‘da bu yasadan nasibini alarak ilk senesinde başarılı olamayıp liseye girmek için bir sene daha bekleyecekti.

Müttefiklerimiz: Paramız ve Ordumuz

III. Aleksandr döneminde ihracat çok önemli bir teşkil ediyordu. Çar’ın Maliye Bakanlarından Vışnegradskiy ”Yetersiz besleneceğiz, ama ihracat yapacağız” sözü ile ihracatın oluşturacağı cari fazla ile Rusya’nın sanayileşmesinin bağlantılı olduğunu söylüyordu.

”Bu dünyada sadece iki müttefikimiz var… Ordumuz ve donanmamız” diyen III. Aleksandr orduya da çok önemli bir yer veriyordu. Bu yüzden onun döneminde merkezi bütçedeki en büyük kalemlerden biri orduya ayrıldı. Çarlık ordusu Fransız ordusunun 1886’da Alman ordusunun ise 1888’de geçtiği otomatik tüfeklere ancak 1892’deki Mosin-Nagant siparişi ile kavuşacaktı.

“Çarlık Rusya’nın Düşüşü: İhtilâl Yolunda Bilinmeyenler” başlıklı yazımızın sonuna geldik. Başka yazılarda görüşmek üzere. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!


Batuhan Özmen
Kocaeli Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisiyim. 3. Reich alanında çalışıyorum. Birçok alanda yazılar yazıyorum. "Bilim ve sanat ile uğraş. Çünkü bunlar insanı Tanrı katına çıkartır." -Ludwig Van Beethoven