BPT Yazar Ekibi ile Soru/Cevap (Gündem hk.) – 3

BPT Yazar Ekibi ile Soru/Cevap etkinliği ile tekrardan karşınızdayız. Bu serimizin üçüncü yazısında gündem ile ilgili merak edilen konulara değinerek, yazarlarımızın düşüncelerini öğrendik. Konu başlıklarımız:

  1. Sokağa çıkma kısıtlaması yerinde mi?
  2. Uzaktan eğitim sürecinin geleceğe etkisi nasıl olacak?
  3. Çin aşısı, salgın ile mücadelede ne anlama geliyor? Siz yaptırır mıydınız?
  4. Elektroniğe neden bu kadar vergi uygulanıyor?
  5. ABD Başkanlık seçimlerinde Joe Biden’ın seçilmesinin Türkiye’ye etkisi nasıl olacak?
  6. Türkiye’de yıldan yıla artan kadın cinayetlerinin sebebi nedir?
  • Soruları cevaplayan yazarlarımızın yönetim ekibimiz ile alakası yoktur. Fikirleri bizden bağımsız, gönüllü ve yazılarını daha fazla ulaştırmak isteyen kişilerdir.

Soru/cevap etkinliği hakkında:

  • Etkinlik süresince; sorular yönetim ekibimiz tarafından sorulacak, yazar ekibimiz tarafından cevaplanacak. Farklı bir seride değişkenlik gösterebilir.
  • Her serinin sonunda soruları cevaplayan yazarlarımız hakkında bilgiler verecek, ulaşım sağlayabilmeniz adına sosyal medya hesaplarını paylaşacağız.
  • Serinin üçüncü sayısı gündem hakkında olacak. Eğer okurlarımız devam etmemiz gerektiğini düşünürlerse, okurlarımızın istediği konu üzerinden ilerleyeceğiz.

Soru 1: İçişleri Bakanlığının, artan koronavirüs vakaları ile mücadele amacıyla valiliklere gönderdiği genelge kapsamında, hafta sonları mazereti olmayanlar ile hafta içi 65 yaş üstü ve 20 yaş altı kişilerin belirli saatlerde sokağa çıkmasının kısıtlanması hakkındaki yorumlarınız nelerdir. Sizce bu uygulama ne kadar yerinde? Eksiklikleri mevcut mu?

Metincan Dikmen: İlk olarak hafta sonu belirli saatlerdeki sokağa çıkma yasağını İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi geceleri hayat bitmeyen şehirler için önemli buluyorum ancak 20:00 dan sonraki yasak şahsımca çoğu şehrimiz için çok bir anlam ifade etmiyor çünkü saydığım büyük şehirler haricinde kış ayında akşam belli bir saate insanlar evlerine çekiliyor ancak İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi şehirler için yerinde ve önemli bir karar. 65 Yaş üstü ve 20 Yaş altı yasaklarını da olumlu buluyorum ancak maalesef yasağa uyulmadığını düşünüyor denetimlerim artmasının gerektiğini düşünüyorum. Kısıtlamalar ek olarak şuan ülkemizin bulunduğu salgın durumunda çoğu doktorlarımızın da önerisi gibi 15 günlük sıkı bir kapanma olması gerektiğini düşünüyorum ancak bunu ekonomi etkileri ne olur tartışılır.

Nevzat Keskin: Salgının 2. dalgadan önce geçirdiği azalan vakalara güvenip o süreç içerisinde tedbirleri azaltmaları, salgın daha tamamen kontrol altına alınmadan özellikle turist dönemindeki rahatlık sebebiyle bu tedbirlere geç kaldığımızı düşünüyorum. Tekrar alınan bu tedbirlerin, salgının seyrini daha aktif bir süreçte değiştirebilecek bir dönemde uygulanmaya başlanması, yüksek ihtimalle bizi bu noktaya getirmezdi. Ama şu anki vaka sayılarına bakarsak, uygulanmaya başlanan tedbirlerin bile yetersiz kaldığını görebiliriz. Her ne kadar ekonomiyi ve ülkeyi kötü anlamda etkileyecek olsa da insan sağlığı her şeyden önce geleceği için bence kısıtlamaların tüm yaş grupları için sadece belli saatlere izin verilerek uygulanması taraftarıyım.

Simge Kurtuldu: Vakaların bu kadar arttığı süreçte bir takım kısıtlamalar getirilmesi gayet normal. Tabii ki yeterliliği tartışma konusu. Benim fikrimce hastalığın seyrini azaltmak için en az 2 haftalık bir kapanma şart. Aksi takdirde insanların sosyal mesafesini korumamasıyla, toplu taşıma aracı kullanım zorunluluğuyla ve yaşam koşulları sebebiyle çalışmak zorunda olan kesim vakaların artmasına sebep oluyor. Her ne kadar 65 yaş üzeri ve 20 yaş altı gençler evde dursa da aile içinde çalışan kişilerle kurulan temas riski arttırmakta. Bu yüzden kısıtlamaları yeterli olmadığını düşünüyorum.


Soru 2: Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulu‘nun tavsiyeleri doğrultusunda 20 Kasım Cuma gününden 4 Ocak 2021’e kadar salgın nedeniyle ilkokul, ortaokul ve liseler dahil resmi, özel, örgün ve yaygın tüm eğitim öğretim faaliyetlerine uzaktan eğitim yoluyla devam edilmesi kararı alındı.
Uzaktan eğitim” sürecini kendinizce nasıl değerlendiriyorsunuz? İleride eğitim üzerindeki bu durumun sizce etkileri nasıl olacak?

Şevval Öksüz: Yeterli altyapı ve yeterli imkanlar sağlansa iyi olabilirdi aslında ama evinde hâlâ interneti, bilgisayarı olmayan öğrenciler var ve bu onları geride bırakıyor. Aynı zamanda uygulamalı derslerini uzaktan alan öğrenciler de maalesef fazla verim alamıyor. Ben de o öğrencilerden biri olarak şikayetçiyim tabii ki bu durumdan. Yeterli verimi alamıyoruz fakat bizden sınavlarda tam performans bekliyorlar. Bu biraz acımasızlık gibi geliyor bana yani ne yalan söyleyeyim bir yanım uzaktan olmasa diyor ama bir yanım da virüsten korkuyor. Umalım ki biraz daha sağlamlaştırsınlar imkanlarımızı.

Nevzat Keskin: Maalesef dönem dönem çökme yaşayan EBA ile uzaktan eğitim sağlanması konusunda okullar sıkıştırılıyor. Ülkenin dört bir yanından derslerine katılım sağlamak isteyen öğrenciler, altyapı sorunları nedenleriyle derslerinden uzak kalıyor. Bunlara nazaran, maalesef her öğrencinin uzaktan eğitime katılım sağlayabileceği bir teknolojik aleti veya interneti bulunmuyor. İmkanı olmayan öğrencilere destek, uzaktan eğitimin sağlanacağı sisteme de daha fazla altyapı desteği sağlanırsa şu anki neslin gelecekte yaşayacağı eğitimden kaynaklanan sıkıntıları bir nebze de olsa azaltmış oluruz.

Can Aydın: Koronavirüsün ülkemize adım attığı ilk andan beri durmuş olan bir eğitim gerçeği var. Çoğu siyasiler ve devlet adamları bu gerçekten kaçınıyorlar. Yapılan destekler ve sunulmaya çalışılan imkanlar ihtiyacı olan bütün öğrencilere ulaşmadı. Dünyanın teknolojik olarak önde gelen ülkelerini örnek alarak büyük hatalar yapıldı. Çünkü realist yaklaşımda Türkiye’nin tüm öğrencilere ulaşacak bir uzaktan eğitim altyapısı bulunmuyordu. Niteliksiz bir eğitim sistemimizin olduğu PISA testlerinden zaten gündeme gelmişti. Hal böyle olunca eğitim sisteminin niteliksizliğinin üzerine niteliksizlik katılarak yola devam edildi. Öğrenciler eğitimden uzaklaştırıldı ve adeta bir başlarına kaldılar. Sistemlerin çökmesi, öğrencilerin ve eğitimcilerin uzaktan eğitime adaptasyon süreci hala tam olarak tamamlandı. Bu dönemin gelecek yıllardaki olumsuz etkilerini bütün Türk Halkı görecektir. Açıkcası Türkiye pandemi sürecinde eğitimde sınıfta kaldı.


Soru 3: Çin aşısı olarak da bilinen CoronaVac aşısı, Faz 3 çalışması kapsamında açılan gönüllü başvuru için alımlar sonlandı. 12.450 gönüllü üzerinden uygulanacak koronavirüs aşısı bu aşamaya kadar geldiyse sizce salgın ile mücadelede nasıl bir konumdayız? Gönüllüler üzerinden gerçekleşen bu araştırma hakkındaki düşünceleriniz nelerdir, siz de yaptırmayı düşünür müydünüz?

Muhammed Emir Kaya: Aşı bilimine inanan bir insanım. Aşı çalışmalarının sonuca varmasıyla eski özgürlüğümüze kavuşacağımızı düşünüyorum. Gündelik olarak aşı haberlerini takip eden biri olarak 2021’nin başı itibariyle aşıların hepsinin çok etkili ve güvenli olduğunu kanıtlayacağını düşünüyorum. İlk aşılar vurulmaya başlandıktan sonra 2. turda aşı vurulmak için sıramı bekliyor olacağım.

Simge Kurtuldu: Bu aşamaya gelen bir aşı çalışmasının olması umut yeşertici. Fakat aylardır içinde bulunduğumuz pandeminin yakın zamanda sona ereceğini düşünmüyorum. Özellikle yan etkileri ve aşının koruyuculuk süresi hakkında net bir bilgi olmadığı için endişelerim hâlâ mevcut. Fakat bu kadar yüksek oranda başarı sağlayan bir aşıyı ben de yaptırmayı düşünürdüm.

Can Aydın: Ben geliştirilme aşamasında nasıl sonuçlar alındığını bilemiyorum. Fakat uygulamada aksaklıklar olacağı yönünde hislerim var. Salgınla mücadelenin en önemli aşamalarından birini geçiriyoruz. Aşıların bulunduğuna dair iddialar var, diğer taraftan vaka sayıları çoğu ülkede en yüksek noktalarında. Ekonomik olarak ülkeler çok daha fazla zorlanmaya başladı. Hala koronavirüs ve pandemi sürecini atlatmak için erken hayallere kapıldığımızı düşünüyorum. Aşılar çıksa bile tüm insanlara yetecek kadar üretilmesi uzun bir zaman dilimini kapsıyor. Bir de bütün herkese uygulanması süreci var. Pandemiyle alakalı hala atılacak büyük adımlar var olduğu kanısındayım. Gönüllü olan insanları cesaretlerinden ötürü tüm insanlık adına teşekkürü borç biliyorum. Aşılar uygulanmaya başlandığı zaman elbette bir karar almamız gerekecektir. Şu an için erken olduğunu düşünüyorum. Ama şunu biliyorum ki ilk yaptıran insanlardan olmayacağım.

Metincan Dikmen: Teknolojinin ve bilimin bu kadar ileride olduğu bu zamanlarda aşının bulunacağına hep inanmıştım. Bu işte gönüllük çok önemli olup hem de gönüllü için bir risk teşkil ediyor kısacası çok saygı duyuyorum gönüllü kişilere. Kendi şehrimde 500 kişiye yapıldı Çin aşısı ancak sağlık nedenlerimden dolayı kriterlere uymadığım için programa istesem de giremezdim.


Soru 4: Geçtiğimiz günlerde Türkiye giriş fiyatı 4.798 TL olan iPhone12’ye (+4.636 TL vergi) ve daha önce de gündeme gelen gümrük girişi 4000 TL olan PlayStation5’e (+4.496 TL vergi) uygulanan vergiler hakkında düşünceleriniz nedir. Ürün fiyatıyla verginin neredeyse aynı ücretlere tekabül etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nevzat Keskin: Günümüzde maalesef her şeyden bir vergi alınması sebebiyle bazen ürünün kendi fiyatı kadar, bazen üründen daha fazla vergi alınması bile olabiliyor. Maalesef simit ayran dışında her şeyin lüks olmaya gittiği bir dönemde, insanlarımız artan vergiler ve enflasyon sebebiyle istediği çoğu şeyi alamıyor veya hayallerini gerçekleştiremiyor. Artan döviz kurları, enflasyon ve üzerine gelen vergilerle yaşamak artık zorlaşıyor. Ülkemizin insanlarının mutluluk oranının bu kadar düşük olmasına da şaşmamalı. Eğer böyle devam ederse insanlarımızın yurt dışına kaçma oranı da artacak ve ülkesinden hiçbir medet umamayan bir pozisyona gelecek.

Muhammed Emir Kaya: Açıkçası okurken bile yutkunmakta zorluk çektiğim bu rakamlar Türk gençleri için kanayan bir yara. Ne kadar teknoloji çağında olduğumuz söylense de biz Türkler olarak teknolojiden faydalanamayan bir millet olmaya devam ediyoruz. Yurt dışında yaşayan bir dostumuzla sohbet ederken yüzümün düşmesine sebep olan bu düzen bize bir gençlik borçlu.

Can Aydın: Türk halkı için vergiler tarafından yıpratıldığımızı anladığımız, üretimi gücümüzün olmadığını anladığımız günlerin sabahlarına uyanıyoruz. Bir telefon alacaksak bir devletimize, bir tane kendimize alıyoruz. Artık dünyanın önde gelen şirketlerinin piyasalara sunduğu son performans oyun konsolları, telefonlar ve elektronik cihazlar özellikle Türk kullanıcıları için hayalden öteye geçemez oldu. Sahip olmak istediği her nesne için devletine borçlu bir halka dönüştük adeta. Hem teknolojik olarak geride kaldığımız, ekonomik olarak milenyum dünyasına yetişemediğimiz bir ülkenin halkıyız. Türk gençleri bu trajikomik fiyatları görüyor ve o yıllardır anlam veremedikleri beyin göçü kavramının ne kadar anlamlı olduğunu anlıyorlar. Türkiye teknolojiye hem ulaşmada, hem üretmede kötü bir ülke olduğu gerçeğinden kaçamıyoruz. İçinde bulunduğumuz yaşam standartlarını beğenmediğimiz dönemler için Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü sizlere armağan etmek istiyorum: ‘Eğer sizi kurtaracak birini bekliyorsanız, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir’ İstediklerimize ucuz yollu ulaştığımız, teknolojinin her alanında başarılı olduğumuz bir TÜRKİYE temennisiyle.

Şevval Öksüz: Alım gücünün farkının aslında en büyük örneklerinden birisi bu yani üzücü tabii ki. Başka ülkelerde rahatça alınırken bizim bir kendimize bir devlete almamız can sıkıcı oluyor. Buna rağmen hâlâ ekonomimizin iyi olduğu savunuluyor, kurlara bakmıyoruz deniliyor keşke halk biraz daha gözünü açsa da gerçekleri görse. Coğrafya kaderdir deyip kısa keseceğim ben bunu.


Soru 5: Global açıdan birçok ülkeyi etkisi altına alan ABD’deki Başkanlık seçimlerinde Joe Biden-Donald Trump arasındaki yarışta Biden’ın seçilmesinin Türkiye’ye etkisi sizce nasıl olacak?

Metincan Dikmen: Trump ne kadar basın tarafından çok büyük savaşçı bir tip olarak gösterilse de ben Amerika’da Demokratların daha tehditkar olduğunu düşünüyorum. Kısa örnek, Obama döneminde Biden başkan yardımcısıydı ve Afganistan başta olmak üzere çoğu ülkeye askeri müdahale kararını senatoya Demokratlar getirdi hatta seçim zamanı Biden seçim gezisinde bir Amerikalı gazi tarafından sözlü protesto ediliyor. Afganistan’da yer almış Amerikan Gazi, Biden’a sivilleri siz öldürttünüz diye bir çıkışması vardı. Ancak Cumhuriyetçilerin döneminde Kuzey Kore görüşmeleri ve Suriye’den geri çekilme emirleri bir milat olabilir, ancak Biden hükümeti bugün oluşturduğu bakanlar listesinde hep Obama döneminde ki isimleri görüyoruz kısacası Amerika Obama dönemindeki askeri müdahale politikasına geri dönüyor gibi duruyor ancak bu durumun Türkiye’yi medyada yansıtılan kadar etkileyeceğini düşünmüyorum. Stratejik olarak ABD Türkiye’ye karşı saldırgan bir tutum tutması pek muhtemel görünmüyor.


Türkiye’de 2008’den bu yana kadın cinayetleri şiddetli bir artış göstermekte.
(2008’de 80, 2009’da 109, 2010’da 180, 2011’de 121, 2012’de 210, 2013’te 237, 2014’te 294, 2015’te 303, 2016’da 328, 2017’de 409, 2018’de 440, 2019’da 474)

Soru 6: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından hazırlanan rapora göre sadece Ekim ayı içerisinde Türkiye’de erkekler tarafından 21 kadından 9’u kendi hayatına dair (boşanmak, barışmayı reddetmek gibi) karar almak isterken öldürüldü.
Rakamların giderek artmasını nasıl değerlendiriyorsunuz, bu durumun önüne nasıl geçilebilir?

Şevval Öksüz: Açıkçası benim gözümde kadının değeri gittikçe düşürülüyor. Artık kadınlar polisi aradığında veya mahkemeye gittiğinde bile fazla dikkate alınmıyorlar. Bir minibüste, sokakta tek kaldığımızda korkar olduk. Kendi hakkımızı savunmayı bile düşünemiyoruz bazen bize inanmazlar diye. Yani bizi de bir anne doğuruyor biz de bu hayata yaşamak için geliyoruz ve yaşama hakkımız elimizde kalsın istiyoruz. Çoğu kadın cinayeti “namus” için işleniyor. Namus ise sadece kadında varmış gibi davranılıyor. Bu da bizim için küçük düşürücü bir şey. Yani bu konuda ne söylesem az ne kadar bağırsam az. Sadece daha fazla kadın cinayete kurban gitmesin, yaşasın diye dua edebiliyoruz…

Nevzat Keskin: Her geçen yıl artan kadın cinayetleri konusu, maalesef hepimizi etkiliyor. Çoğu zaman işlenen cinayetlerin cezasız kalması ya da alt sınırdan ceza verilmesi, bazı canileri bu suçu işlemekten alıkoymuyor. Verilecek olan cezaların caydırıcı olması, kısa vadede yapılabilecek en iyi çözüm olabilir. Ancak uzun vadede, çocuklarımızı kadın haklarına sahip çıkılması konusunda bilgilendirip, “Ağaç yaşken eğilir.” düşüncesi ile onları bu düşüncede yetiştirebilirsek gelecek yıllarda işlenecek cinayetlere karşı güzel bir çözüm almış oluruz. Çünkü erkeklerin kendi egolarını tatmin edememelerinden kaynaklanan bu tarz cinayetler, aileden ve çevreden verilecek eğitim olmadığı sürece böyle devam edecektir. Ayrıca okullarda da bu konu üzerinde daha sık durularak mevcut neslin bu denli suçlardan uzak kalması gerektiği bastırılarak anlatılmalıdır.

Simge Kurtuldu: Maalesef ki her gün bir kadının katledildiği haberini alarak güne başlıyoruz. Bu sayılar bana göre bir ülkenin utanç tablosudur. Buna rağmen hala İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe konulmaması Türkiye’de ki kadınların can güvenliğinin hiçe sayıldığının bir göstergesidir. Katillerin ve tecavüzcülerin iyi hal indirimi aldığı bir ülkede kadın cinayetlerinin azalması ve adaletin sağlanması beklenemez. Cinayet hiçbir gerekçe kabul etmediği gibi, sadece kendi kararlarını belirttikleri için öldürülüyor olması da bu durumun en korkunç yanıdır. Hala bu ülkede kadınlar gönlünce giyinemiyor, istediği saatte dışarı çıkamıyor. Atatürk’ün kurucusu olduğu bir ülkeyi ve hatta dünya da kadınlara ilk ayrıcalıklı hakları veren ülkeyi bu duruma getirmemiz açıklanamaz bir durum. Aslında söylenecek daha çok şey var ama biz İstanbul Sözleşmesi yaşatır diyerek bitirelim.

BPT Yazar Ekibi ile Soru/Cevap serisinin üçüncü sayısında soruları cevaplayan yazarlarımız:

Metincan Dikmen: 19 yaşındayım Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tarih Bölümü öğrenciyim tarih ve politika alanlarında araştırma yapmaktan hoşlanıyorum.

Nevzat Keskin: Mersin’de yaşıyorum, lise öğrencisiyim. Bir Parça Tuhaftık’da dizi ve film kategorileri ağırlıklı olmak üzere iki aydır yazarlık yapıyorum. İnstagram: nevzatkeskin90

Muhammed Emir Kaya: İstanbul Üniversitesi Siyaset Bölümü öğrencisiyim. Spor ve teknoloji alanlarında yazılar yazıyorum. İnstagram: emirkayajr

Can Aydın: Sivas’ta yaşıyorum. 21 yaşındayım. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisiyim. Siyaset, Tarih, Uluslararası ve Ekonomi alanlarında yazılar yazıyorum. İnstagram: mr.canaydin

Simge Kurtuldu: 22 yaşındayım. Ege Üniversitesi Tarih bölümü ve Anadolu Üniversitesi Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik bölümlerinden mezunum. Bir Parça Tuhaftık’ta edebiyat ve tarih üzerine içerik üretiyorum. İnstagram: simgekurtuldu

Şevval Öksüz: 19 yaşındayım ve İstanbul’da yaşıyorum. Beykent Üniversitesinde Perfüzyon Teknikleri okuyorum. Şu an polisiye türünde bir roman yazıyorum ve aynı zamanda tarih, spor, gündem gibi konularda Bir Parça Tuhaftık sitesinde içerik üretiyorum.
İnstagram: sevvaloksuz17

Teşekkür ediyoruz!

BPT Yazar Ekibi ile Soru/Cevap etkinliğinin üçüncü serisinin sonuna geldik. Cevaplarımıza verdiğiniz değer, okumak için harcadığınız zaman ve bizleri takibi bırakmadığınız için tüm ekibimiz adına teşekkür ediyoruz. Sizlere en kaliteli ve hızlı içeriği sunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Tıpkı bu yazıda olduğu gibi, tüm yazılarımız tamamen bizim düşüncelerimiz üzerine kuruludur.

Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip etmeyi unutmayın!


Atahan Çelebi
Atatürk'ün ışığı altında