charlie chaplin

Bozuk Devlet Yönetimleri

İdeal devlet anlayışı, terim olarak Platon’un döneminde ortaya çıkmış ve -tabii olarak- Orta Çağ İslam dünyasında İbn Rüşd, Farabi gibi İslam düşünürlerince kullanılmıştır. Thomas More, ideal devlete yeni bir bakış kazandırarak onun “ütopya” olarak tanınmasını sağladı fakat Yakın Çağ’da insanların ütopya inancı, kalplerde şüpheyle çetin bir savaşa düştü. Distopya ütopyadan daha gerçeğe yakın, daha tutarlıydı ve tarihte ütopyalardan çok distopya devletleri bulunmaktaydı. Biz de Eski ve Orta çağlardaki ideal devletin dışında bulunan “bozuk” yönetimlere bakmaya karar verdik. Platon’a göre kaç çeşit insan yaratılışı varsa o kadar da yönetim şekli vardır. Devlet şekilleri, yurttaşlarının ağır basan huylarının birer tezahürüdür. Bunlardan sadece birkaçını inceleyeceğiz, iyi okumalar dileriz.

Şeref Devleti(Timokrasi)

Şan ve şeref üzerine kurulu olan yönetimdir. İbn Rüşd’e göre bu yönetimde, şeref ve şan gayesi içinde olan halkın bir bölümünün diğerleriyle üne kavuşmak için dayanışma halinde olduğu devlet şeklidir. Bu ilişki iki kişi arasındaki ilişkiye benzer. Biri diğerinden daha ünlü ve diğeri de onun ikinci planında kalmayı kabullenen kişi olarak açığa çıkar. Timokrasinin bir başka şekli de saygı duyan ve saygı duyulan arasındaki ilişkidir. Bu haldeki dayanışma görünüşte mantıksız gelse de toplumun bu iki sınıfının amacı çıkarlardır. Farabi, bu yönetim tarzına “medinetü’l-kerâme” demektedir. Bu halkın milletler arasında saygı, hürmet ile karşılanmak ve yazı, nutukla itibar görmek ve saygınlık kazanmak için birbirleriyle yardımlaşma içinde olduklarını belirtir. Kısacası menfaatlerin kentidir.

Oligarşi

İbn Rüşd, azınlığın yönetimi olup mal ve servet üzerine kurulu olduğunu, ayrıca bayağılık yönetimi olarak da bilindiğini söyler. Platon “oligarşi”, Farabi de “medinetü’l-beddâle/zenginlik kenti” olarak nitelendirmektedir. Bu devlet de, halkının amacı olan zenginliğe ulaşmak için birbirlerine yardım ettiği yönetimlerden biridir. Ancak burada zengin olmanın sebebi yerine, bizatihi hedefin kendisi olan servet bulunmaktadır. Bu kentin yöneticileri, İbn Rüşd’e göre halkın en güçlü ve en zengin kimseleridir.

Demokrasi

Bir topluluğun yönetimi olarak bilinir. Demokrasi; pek tabii ki Platon tarafından konulmuş, Farabi’de ise “el-medinetü’l cemâ’iyye “ olarak karşımıza çıkmıştır. Bu devlet halkının hedefiyse, arzularına ket vurulmaksızın istedikleri her şeyi yapmalarını mümkün kılacak özgür insanlar olmaktır. İbn Rüşd’e göre diğer kentlerde bulunan bütün topluluklar bu kentte bulunabilir ve özet olarak bütün sanatları, meslekleri, temayülleri bu devletin altında görebiliriz. İdeal devlet hariç bütün diğer devletler demokraside ortaya çıkar. Fakat esasında demokrasinin, bünyesinde barındırdığı özgür yaşam/bağımsızlık mefhumları ideal devletin, yani erdemli devletin yapısına ters düşmekte olup birazdan bahsini edeceğimiz tiranlığa dönüşümünün de esas sebebi sayılmaktadır.

caligula
Roma imparatoru Caligula

Tiranlık

İstibdat, baskı yönetimidir. Platon buna “zorba devlet” der. Bu devletin halkı, yetkinleşmek için çaba sarf ederken aynı zamanda bu çabanın tiranın isteklerine hizmet etmesini amaç edinmektedirler. Tiranın itibarı, zenginliği, şan ve şerefi, arzuları, zevkleri halkın da zevki manasını taşır ve bu da halkın bunları yerine getirmek için yaşadıkları sonucunu verir bizlere. Hiç kuşkusuz Platon, İbn Rüşd ve Farabi, tiranlığın kendisini en şatafatlı göstereceği yer olan demokrasi konusunda ittifak yapmaktadırlar. Çünkü özgürlüğe düşkün halktan, özgürlüğe ve baskıya meyilli bir diktatörün çıkması an meselesidir.

Belki de Platon’un, çok sevdiği hocası Sokrates’i, sürekli uyuklayan ve altın almaktan başka işe yaramayan tembel seçilmişler meclisi tarafından idama mahkum edilmesi üzerinden demokrasiye sert bir eleştiri getirdiğini düşünebiliriz fakat Yakın Çağ’ın bize armağan ettiği distopyanın da benzer senaryo izlediğini biliyoruz. İşin özü şudur ki; demokrasi, halkına bağlı olmak suretiyle, topluluğunu mutlu edebileceği gibi cehennemin provasını da yaşatabilir. Bilinç, bu yönetim şekillerinden de önce gelenidir.

Otağ oluşumu olan tarih sayfamızı takip etmenizi tavsiye ederiz. Ayrıca “Tanrılarla Cenk Etmiş Yönetmen: Andrey Tarkovski” adlı yazımıza göz atabilirsiniz.