Bir Yazar Kendini Niçin Olağanüstü Biri Gibi Hissettirir?

İnsan yaşamına doğrudan etkisi ile, nice gelişime, nice ilerleyişe ve nice farkındalığa olanak sağlayan kitapların önemi, inkar edilemeyecek kadar kuvvetlidir. Hayat kalitesinin okuma oranları ile doğru orantılı biçimde hareket ettiğini hem bireysel olarak kendimizde, hem de kitlesel olarak toplumlarda gözlemleyebiliriz. İnsana hayat boyunca eşlik eden kitaplar, insana kim veya ne olduğunu göstermesine yardımcı olan, ona doğru tutulmuş bir aynadır ve bu aynayı tutanın da kitabın yazarı olduğunu söylememiz, pek yanlış olmayacaktır. Unvanı yazar olarak tanınan şahsiyetler, bizim yerimize düşünen, bize çağlar öncesinden -veya günümüzde- yol gösteren, kim olduğumuzu tanımamıza vesile olan insanlar olarak tanımlanabilmektedir.

İnsan bir biçimsizliktir, bir malzemedir, yontucuyu gerektiren çirkin bir taştır.

Ecce Homo / Friedrich Nietzsche

Kaleminden dökülen kelimeleri benimsedikçe, bir tür hayranlıkla kitabını (ya da kitaplarını) okudukça kafamızda oluşan yazarın imgesi, olağanüstü bir yaratılış anlamına bürünür. Onu artık çok büyük beklentiler içerisinde, olağanüstü bir kişi olarak görmemiz kaçınılmaz olabilmektedir. Okurun burada yapması gereken şey esasında, onun da bir ‘insan’ olduğu gerçeğini unutmaması olacaktır. Elbette ki yazar diğer insanlardan farklı birisi olabilmektedir ancak söz konusu bu farkın, okurun kendi kafasında yazara atfettiği anlamlar ile alakası yoktur.

Okurken bir başka kimse bizim için düşünür: Biz sadece onun zihin sürecini takip etmekle yetiniriz. Nasıl ki yazmayı öğrenirken talebe öğretmen tarafından kalemle çizilmiş çizgileri takip eder: Okurken de tıpkı bunun gibidir; düşünme işinin büyük bölümü zaten bizim için bitirilmiştir.

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine / Arthur Schopenhauer

Yazar, Niçin Kafamızda Olağanüstü Anlamlara Bürünür?

Şayet kişi, kendisinde var olan düşüncelerinin, bir başkası tarafından daha kapsamlı bir şekilde ele alındığını keşfederse, keşfettiği o kişiyi tanımak için bir ilgiyle ve bir merakla çepeçevre olacaktır. Kendi düşüncelerini daha kapsamlı veya sistemli hale getirmek için keşfettiği yazarı okumaya yönelirse ve o yazar için zamanını ayırırsa kaçınılmaz olarak o yazarın kendisi için olağanüstü birisi olduğunu fark edecektir. Yazarın düşünceleri, okuyucuya düşünmeyi öğretirse okuyucu bilinçsizce veya farkında olarak o yazarı çok değerli anlamlarla benimseyecektir. Benimsemesinin farkında ise o yazarı piramidin üstüne yerleştirmekten hiç çekinmeyecektir.

(Ancak söz konusu bu yerleştirmeyi, yüceltme veya ilahi bir kavram olarak ele almaktan ziyade bir hayranlık durumu olarak ele almak çok daha doğru olacaktır. Çünkü en nihayetinde, bir yazarın okuyucu üzerindeki en büyük etkisi, hiçbir zaman karşılanamayacak bir beklenti içerisindeki hayranlık durumu olacaktır.)

Kimseye çok düşkünü, hayranı olduğu yazarla ya da insanla tanışmasını önermem.

Tuhaf Dergi 36. Sayı / Yıldırım Türker

Elbette ki dünya üzerinde bu denli beklentiyi karşılayacak hiçbir insan yoktur, dolayısıyla şayet okuyucu ‘olağanüstü yazar’ (!) ile tanışırsa büyük bir hayal kırıklığı yaşayacak; tanışma imkanı yok ise de etraftan araştırdıkları neticesinde o yazarın, diğer var olan insanlarla ortak özellikler paylaştığını fark etmesiyle birlikte yine büyük bir hayal kırıklığı içinde bir kopuş ya da o kişiye doğru bir soğuma gerçekleşebilecektir.

Karşılıksız Kalan Beklentiler

Yazarlar önemli, değerli şahsiyetlerdir. Bir okuyucu, bir kitap kurdu için ise vazgeçilmez dayanak noktalarından biridir özellikle. Hayat yüksek beklentileri karşılama konusunda hep engel çıkarır ki bu da çok doğaldır. Yine okuyucuya veya insana kalan, yapması gereken, yüksek beklentilerden sıyrılmış naçizane bir hayat tercihi olacaktır. Okuduğumuz yazarların da söz konusu bizlerden ve diğer insanlardan farkları olduğunu kabul ettiğimiz kadar, ortaklıkların da olduğunun bilincinde olunmalıdır.

Bu ortaklıkların kabullenişi, yazarın kuvvetli şekilde kavranışına ve okuyucunun da bir yazar olma isteğine dair olan motivasyonuna küçük bir katkı da sağlayabilmektedir. Yazarın da en temelde bir insan olduğunu kabul etmek ancak buna rağmen farklılıkları ve değerini göz ardı etmemek, en doğrusu olacaktır.

Kaynakça

  • SCHOPENHAUER, Arthur, Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Say Yayınları, Çev: Ahmet Aydoğan
  • NIETZSCHE, Friedrich, Ecce Homo, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Çev: Mustafa Tüzel
  • Ahmet Mümtaz Taylan – Yıldırım Türker, Bahçe, Tuhaf Dergi, Mart 2020 36. Sayı

Mert Can Ay
Düşünmekten ve düşlemekten hoşlanan, kendi çapında da felsefeye, edebiyata ve sanata dair merakıyla birlikte düşüncelerini aktaran birisi. [email protected]