fbpx
GenelTarih

Bir Büyük Mülkiyeli: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

Mehmet Kemal Bey bundan bir asır önce 10 Nisan 1919’da idam edildi. Kaymakamlıktan idam sehpasına uzanan hayatı, baba mesleğine olan ilgisiyle mülkiye eğitimi üzerine yoğunlaşmasını sağlamıştı. Kişiliği, vatanseverliği ve idam sehpasındaki son sözü olan ”Yaşasın Millet!’‘, onun haksız yere yaşam sahnesinden süzülüşüne neden olanları tarihin kara sayfalarına hapsederken, Mehmet Kemal’i ise 100 yıl sonra bile anılan bir vatansever olarak yazmıştır.

1908’de Mülkiye Mektebi’nden mezun olan Mehmet Kemal’in gençliği padişah-muhalefet çatışması ve azınlık hareketlerinin oluşturduğu karışıklık içerisinde geçmiş, 30 yıllık İstibdat Dönemi’nin ardından gelen II. Meşrutiyet’e yakından tanıklık etmiştir. Onu bu mesleğe yönlendiren temel faktör ise babasının izinden gitme düşüncesi, başarılı bir Osmanlı bürokratı olmak hayaliydi.

II. Meşrutiyet’in ruhuyla, İstibdat Dönemi’nin sona ermesi dönemin anayasal kurumlarını oluşturmak ve mevcut yönetimin otoritesini daha demokrat ve hukuki bir yapıya kavuşturmak amacını taşıyordu. Ancak bu günler umut vaat etse de başta azınlık krizleri olmak üzere birçok buhrana da gebeydi.

Bu karmaşık dönem içerisinde sırasıyla Beyrut ve Cezayir’de , 1910 yılı itibariyle Rodos’ta görev yaptı. Osmanlı Devleti’nin İtalya’ya karşı savaştığı Trablusgarp Savaşı sırasında Selanik’te görev yaparken, Balkan Savaşları’nda ise Gebze ve Karamürsel Kaymakamları görevini yürüttü. Nihayet 12 Haziran 1915’te Boğazlıyan Kaymakamlığı görevine getirildi.

Mehmet Kemal Bey
Mehmet Kemal Bey

Onun göreve geldiği bu dönem Anadolu’nun birçok bölgesinde tehcir uygulamalarının yaşandığı bir dönemdi. Kemal Bey hükümetten aldığı emir doğrultusunda kendi sorumluluk alanındaki ahaliyi tehcire tabi tuttuğu ve mallarını yağmalayıp gayrimenkullerinin talan edilmesine müsaade ettiği gerekçesiyle yargılandı. Yozgat’ta görülen davadan beraat eden Kemal Bey, bundan sonra da Konya’ya tayin edilip 1918 sonunda tutuklanana kadar görevini sürdürdü.

Kemal Bey, 1918’in Aralık ayında Mondros Mütarekesi sonrası tutuklanana kadar devletin en kritik makamlarında görev almış birçok devlet adamıyla birlikte çalışmış ve başarılı bir bürokrat olduğunu kanıtlamıştır. I. Dünya Savaşı’nda Rus Hükümeti ile ilişkili Ermeni ahaliden kurulu çeteler Türk nüfusa karşı saldırı ve katliam hareketlerine girişince, İttihat ve Terakki Hükümeti, ilçede bulunan tüm Ermenilerin Suriye’ye sevk edilmesini mülki amir olarak Kaymakam Kemal Bey’e emretti.

Osmanlı Devleti’nin, I. Dünya Savaşı’nda mağlup olmasından sonra İttihat ve Terakki Hükümeti dağıldı ve yerine Hürriyet ve İtilaf Fırkası iktidara geldi. Yeni hükümet, İTC ile bağlantılı bürokratları görevden alıp yerlerine kendilerine yakın bürokratları getirdiler.

Bu ortamda İtilaf Devletleri özellikle tehcire ilişkin olarak tam bir cadı avı başlatmış ve Mehmet Kemal Bey tehcir sırasında Ermeni ahalinin ölümünden sorumlu tutularak yargılanmıştır. Suçlamasının işgalci devletlerin baskısıyla olduğu iddia edilmektedir.

”Ben aldığım emri yerine getirdim. Sürgün edilenlere insani şekilde davrandım. Süngü bağlamadım. Eziyet etmedim. Hiçbir vicdan azabı duymuyorum. Kimsenin ölümü için emir vermedim.” diyerek kendini savundu.

Divan-ı Harp’te son derece hızlı bir yargılamayla suçlu bulundu ve mahkemece idamına karar verildi.

Dönemin padişahı Vahdettin idam kararının ülkede büyük toplumsal olaylara neden olabileceğini gerekçe göstererek onaylamak istemedi ve dönemin Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’den fetva istedi. Ancak Şeyhülislamın vermiş olduğu fetva ile infaz, 10 Nisan 1919 günü İstanbul Beyazıt Meydanı’nda gerçekleştirildi.

Mehmet Kemal Bey’in son sözleri şu oldu;

Sizlere yemin ederim ki ben masumum, son sözüm bugün de budur, yarında bu olacaktır. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa kahrolsun böyle adalet! Üç çocuğumu millet uğruna yetim bırakıyorum. Onları asil Türk milletine emanet ediyorum. Eminim bu millet gereğini yapacaktır!

Yaşasın Millet!

İngilizlere hoş görünmek maksadıyla gerçekleştirilen idam kamu vicdanını derinden yaraladı fakat bu acı ölüm, genç ve başarılı bir Osmanlı bürokratının kaymakamlıktan idam sehpasına uzanan yarım hayat hikayesi olarak kalmamış, yurdun dört bir yanında milli bir uyanışa sebep olmuştur. Cenazesine katılan binlerce kişi İtilaf Devletleri ile antlaşmanın mümkün olmayacağına ve tek çarenin bir İstiklal Harbi başlatmak olduğuna inanmıştır. Gelecek süreçte başta İzmir’in işgali, bu şekilde düşünen insanların sayısında ciddi bir artışa neden olacak ve Milli Mücadelemizin fikriyatına büyük katkı sağlayacaktır.

Cenazesi İstanbul’un işgal altında olduğu bir dönemde yapılmış ve cenaze töreni Türk askeri birlikleri eşliğinde ebedi istirahatgahına nakledilmiştir.

Mehmet Kemal Bey

31.10.2019 tarihinde ABD Temsilciler Meclisince kabul edilen Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısını şiddetle kınıyor ve Milli Şehit Mehmet Kemal Bey’i emperyalizmin asılsız soykırım iddialarına karşı göstermiş olduğu vatanseverliğiyle hatırlatarak saygı ve rahmetle anıyoruz.

Benzer yazılar
GenelPolitika

Cem Uzan: Kurtarıcı mı, Palyaço mu?

GenelTarih

Atatürk: Türklerin Babası

GenelHayat

İstanbul 3 Günde Nasıl Gezilir?

GenelSpor

NBA ilk hafta: Bir garip sezon başlangıcı!

Abone ol ve son haberleri kaçırma

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir