arama

Beyoğlu: Türkiye’nin Yansıması

  • paylaş
  • paylaş
  • Görkem Akturan

İstanbul’un Avrupa Yakasında bulunan Beyoğlu ilçesi son yıllarda eski günlerini mumla arasa da başlı başına bir kültür mirasıdır. Demografik yapısı başta olmak üzere tarihi, kültürü, dokusu, somut ve soyut bir çok özelliğiyle Türkiye’nin tamamına ayna tutmaktadır.

beyoğlu
-Beyoğlu’nun Tepeden Görünüşü-

Demografik Yapısı

Beyoğlu’nun demografik yapısına bakacak olursak aslında bir kültür mozaiği olan Türkiye’nin bir kopyasını görmek pek de zor olmasa gerek. İstanbul’un bu güzide ilçesinin semtlerini ve bu semtlerde yaşayan insanları irdelediğimizde şunlar karşımıza çıkıyor. Mesela Cihangir, Çukurcuma, Fındıklı’da yaşayan Beyoğlu insanı genellikle ideolojik anlamda sol görüş içerisindedir. Tarlabaşı, Talimhane ve Hacıhüsrev’e baktığımızda genel çoğunluk farklı etnik kökenlerden oluşmaktadır. Bunun yanında mali durumları pek iyi değildir ve bu bölgede suç oranı da yüksektir. Tophane, Kasımpaşa, Hasköy gibi semtlerin insanı ise daha muhafazakâr bir çizgidedir. Son olarak Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’ne baktığımızda ise her gruptan, görüşten, ırktan kişiler görebilirsiniz. Kısacası Beyoğlu ayrı görüşlere ve yaşamlara ait olan insanların ortak noktasıdır. Aynı ülkemiz gibi ortak bir değerdir.

beyoğlu

Beyoğlu’nun Tarihi Dokusu

Bizans döneminde yoğun yerleşim alanı olmayan Beyoğlu’na, karşı yaka ve öte anlamına gelen ”Pera” deniliyordu. Beyoğlu 1453’te İstanbul’un fethiyle beraber Türkler’in eline geçse de yüzyıllar boyunca Rumlar da burada yaşamaya devam etmişlerdir. Osmanlı döneminde yabancı elçiliklerin hemen hemen hepsi Beyoğlu’nda kurulmuştur. Günümüzde İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Hollanda, İsveç, Yunanistan gibi Avrupa ülkelerinin konsoloslukları Beyoğlu’nda bulunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk de İstanbul’da vakit buldukça Beyoğlu’na gelir ve düzenli olarak Pera Palas isimli otelde 101 numaralı odada kalırdı. 2010 yılında bu oda müzeleştirilmiştir.

beyoğlu

Beyoğlu ilçesini öne çıkaran diğer bir özelliği ise tarihi eser mahiyetinde bir kültür ve sanat mirasına sahip olmasıdır. 19. Yüzyıldan başlayarak Beyoğlu’nda sanata ve sanatçıya önem veren etkinlikler, festivaller yapılmıştır. Bunların yanı sıra Beyoğlu’na geldiğinizde mutlaka görmeniz ve gezmeniz gereken yerler başlıca şöyledir; ”Galata Kulesi, Saint Antuan Kilisesi, Kırım Kilisesi, Neve Şalom Sinagogu, Galata Mevlevihanesi, Kılıç Ali Paşa Camii, Bankalar Caddesi, Komando Merdivenleri, Halep Pasajı, Çiçek Pasajı, Avrupa Pasajı, Elhamra Pasajı, Atlas Pasajı, Nevizade, Karaköy Palas’dır” Ayrıca Şişhane Tepebaşı’ndan Haliç manzarası da görülmeye değerdir.

Aslında Beyoğlu’nda yürürken etrafınıza baksanız bile bu güzellikleri fark edebilirsiniz. Lakin toplumumuzda her kesime sirayet etmiş derinden bir bakar körlük var. Baktığımızı görsek ve gördüğümüzü anlasak bu değerlerin, Türkiye’nin ve hepimizin ortak değeri olduğunu anlayacağız.

Beyoğlu’nun genel hatlarıyla özellikleri böyle. Buranın insanı, kültürü, her şeyi Türkiye’nin bir yansımasıdır. Türkiye mozaiğinin farklı ölçekli halidir. Bu miraslarla tanışıp, bu kültürü yaşamanız dileğiyle.

KAYNAKÇA

  • Altan Günay
    3 hafta önce

    Beyoğlu istanbulun hatta türkiyenin gözbebeğidir

    0
    yorum beğen