Atatürk’ün Hayatında İz Bırakan Kadınlar -1

Mustafa Kemal Atatürk’ün siyasi başarıları tüm dünya tarafından kabul edilmiştir. Halkı için sürekli mücadele eden bu adamın, en az siyasi anıları kadar, aşk hayatı da dillere destandır. Fikriye ve Latife en çok konuşulan aşkları olsa bile fazla duymadığımız; “Gençliğimin bir parçasını Sofya’da bıraktım.” dediği aşkı, çocukluk aşkları, Mustafa‘ya Almanca öğreten hatırı sayılır sevgilileri ve daha bir çok kadın… Bu yazımda sizlere Başkomutan Mustafa Kemal’in aşk hayatından bahsetmek istedim. Çok fazla isim geçtiği için bu yazımı seriler haline bölmeye karar verdim. İyi okumalar…

Atatürk'ün Hayatında İz Bırakan Kadınlar

İlk Aşk; Emine Arık

Her konuda başarılı olmayı kendi imkanlarıyla başaran Atatürk’ün, aşk konusunda şansı pek yaver gitmemiştir. Her çocuk gibi, küçük yaşta onunda çocukluk aşkı olmuştur. Bu aşkın adı Emine’dir. Emine Arık mahalleden komşusu ve arkadaşıdır.

O dönem şartlarında genç yaşta evlilik söz konusu olduğu için, mahallede arkadaşlık kavramı pek gelişmemişti. Emine ve Mustafa da ailelerinin bir araya gelmesiyle veya kapı önlerinde yapılan kısa zamanlı konuşmalarla iletişime geçebilmekteydiler. Bir süre bu şekilde devam eden ilişkileri Atatürk’ün Harbiye’ye gitmek zorunda olmasıyla son bulmak zorunda kalmıştır. Atatürk’ün Harbiye’ye gidişini duyan Emine, arkadaşları aracılığıyla Mustafa’ya ne zaman gittiğini soran bir yazı gönderir. Mustafa ise, kendi el yazısı ile şu cevabı yazar;

“Bu dakikada vapura gidiyorum. Bu an-ı meş’um bize kan ağlatıcak. Bendeniz sizi unutmayacağıma vicdanen yemin eder, sizden de aynı vefayı beklerim. Allahaısmarladık.”

Mustafa Kemal Atatürk –

Bu mektubu okuduktan sonra derin bir sarsıntı hissettiğini Emine Hanım, 1964 yılında Yılmaz Çetiner ile yaptığı röportajda anlatmıştır. Yukarıda bahsedilen ve bahsetmeye devam edeceğim bilgiler de bu röportajdan, bizzat Emine Akar’ın cümlelerinden öğrenilerek kaleme alınmıştır.

Harbiye’ye okumaya gittikten sonra, izinlerinde ailesinin yanına gelir, çok nadirde olsa Emine ile görüşürlermiş. Bu dönemde herkes tarafından gözle görülür biçimde değişen Mustafa, tamamen vatan, millet, memleket sorunlarıyla ilgilenen ve aşka hayatında yer vermeye zaman bile bulamayan biri haline dönmüştü. Bu durum Emine’yi oldukça üzmüştür. Çok uzun bir süre sonra Selanik’e dönen Mustafa, ablası Makbule Hanım’a Emine’nin evlenip evlenmediğini sormuştur. Halâ bekar olduğunu öğrenince de, “Hiç olmazsa şimdilik nikah yapsak!” diyerek bir istekte bulunsa bile, mevcut şartlar olumlu bir sonuca el vermemiştir.

Atatürk’ün hayatında iz bırakan kadınlar içinde neredeyse en etkilisi olan Emine Akar röportajın sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü hakkında ise şunları söylüyordu;

“… Bir sabah Cumhurbaşkanlığı bayrağının yarıya inik olduğunu görünce yıldırımla vurulmuş gibi sarsıldım. O vefat etmişti… ama koskoca bir milleti ve vatanı kurtarmış, sonra büyük inkılapları başarmıştı. Bu hayaldi azizim… Bu bir rüya idi.”

Emine Arık

Romen Kızı Fani

Mustafa Kemal Atatürk askeri hayatının yanı sıra daima eğlenceye, dostlara vakit ayırmayı ihmal etmeyen birisidir. Bir zamanlar yine gittiği eğlence mekanında Romen Kızı Fani ile tanışır. Romanyalı üç kardeşten en büyükleri olan Fani, bu eğlence mekanında çalışmaktadır. İkisi de birbirleriyle buluşmaktan, konuşmaktan büyük zevk alır ve buluşma günlerini iple çekerlermiş. Dertleşmek iki taraf içinde büyük zevk haline gelmiştir.

Atatürk’ün bu aşkı hakkında okumuş olduğum kaynaklarda daha fazla bilgiye ulaşamadım.

Atatürk'ün Hayatında İz Bırakan Kadınlar

Karanfil Hatırına; Hatice

Atatürk mahallede tanınan, bilinen ve yaşıtları tarafından hayran olunan bir çocuktu. Aşk hayatından bahsederken, Atatürk’e aşık olanlardan da bahsetmek neredeyse imkansız olarak sayılabilir.

Mahalleden Atatürk’ü seven Nadire adında bir kız vardır. Her gece pencereden Atatürk’ün gelişini, gidişini seyretmesi mahalledeki diğer kızlar tarafından dikkat çekmiştir. Zübeyde Hanımlar ile Hatice’nin ailesi çok samimi olduğu için, arkadaşlar arasında Nadire’nin aşkını Mustafa’ya duyurma görevi Hatice’ye verilmiştir.

Bir gün Mustafa’nın eve gittiğinde, masanının üzerinde bir karanfil görmesiyle aklına bir fikir gelir ve vazodan bir karanfil alır. Mustafa’nın odasına çıkar, masanın üzerindeki bir tarih kitabının içerisine koyar.

Aceleyle aşağıya indiğinde, Mustafa’nın geldiğini fark eder ve çok heyecanlanır. Atatürk derslerini yapmak için odasına çıkar fakat çok geçmeden aşağıya tekrar iner.

Münir Hayri Egeli ile bu günleri paylaşan Hatice, o gün Atatürk tekrar aşağıya indiğinde, karanfili koyanın kim olduğunu soracak diye çok korktuğunu da paylaşmıştır.

Aşağı indiğinde Hatice’nin gözlerine manâlı bir biçimde bakıp arkadaşlarıyla buluşmak için çıkmıştır. Hatice, arkadaşlarının yanına döndüğünde bir daha bu işe onu karıştırmamalarını, çok korktuğunu söylemiştir. Üzerinden çok zaman geçmeden, Zübeyde Hanım’ın, Hatice’yi istediği öğrenilir. Fakat kızın ailesi izin vermez.

Yıllar sonra Atatürk ile bu konu konuşulduğunda, o günleri gülerek yad eder. “Ben, Hatice’nin o karanfili kendi adına koyduğunu sanmıştım.” der.

Mustafa Kemal’in Hüznü; Müjgan

Atatürk’ün hayatının bazı bölümleri, kaynaktan kaynağa göre değişiklik göstermektedir. İlk aşkının Müjgan olduğunu iddia eden kaynaklar da mevcuttur. Müjgan’ı diğer aşklarından ayıran özelliği ise, Atatürk’ün karşılık beklemeden ve bulamadan sevmesidir.

Okul dönemlerinden arkadaşı olan Nuri, bu aşka tanıklık eden tek kişidir. Denk geldiği her zaman Müjgan’dan bahsetmeden geçmeyen Mustafa Kemal, sevgisini içinde tutmuştur. Bir gün Nuri’nin çok seviyorsan, söyleyelim Zübeyde Teyzem’e, isteyelim demesinin üzerine, Atatürk şu cevabı verir;

“Benim Müjgan’ı tek taraflı sevmem yeterli mi? Kızcağızın haberi bile yok. Bakalım Müjgan beni beğenecek mi?”

Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk'ün Hayatında İz Bırakan Kadınlar

Manastırlı Eleni Karinte

Atatürk’ün hayatında iz bırakan kadınlar arasında önemli bir yer de Eleni’ye aittir. Mustafa Kemal Atatürk, Manastır Askeri İdadisi’nde öğrenim görür iken Manastırlı Eleni ile bir sevdaya tutuşurlar. Sonu yine hüsran olan bu aşk o zamanlarda, “Balkanlar’ın Romeo ve Juliet’i” olarak anılmıştır. Manastır sokaklarında gezerken –genellikle Şirok Sokak’ta gezmeyi tercih ederdi– bir evin balkonunda olan Eleni’yi fark eder. Tabii ki Eleni de mavi gözlü, güzel giyinmiş olan bu adamı fark etmiştir.

O günden sonra Atatürk her gün o evin önünden geçmeye başlamıştır. Atatürk’ün bu davranışına karşılık olarak, Eleni’de her gün o balkonda onun geçmesini bekler. Aralarında uzaktan da olsa çok güçlü bir bağ oluşmuştur. Bir süre sonra buluşabilmek için Eleni gizlice bodrumdan kaçmaya başlar. Fakat bir gün Eleni’nin babası kızını kaçarken yakalar ve kızını eve kapatır. Daha sonrada başka bir şehre yerleşirler. Yaşadıkları bu şehirde Eleni, ailesi tarafından zorla evlendirilmeye çalışılır.

Bugünlerde müze olarak bulunan, Manastır Askeri İdadisi’nde Eleni’nin yazmış olduğu mektup bulunmaktadır. O mektup içeriside ise şunlar yazar;

“Çok seneler geçti, ben halen her gün senden haberler bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla. Kağıttaki gözyaşlarımı görebileceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şey konuşuluyor. Mektubumu okurken, başka kadını seviyorsan, mektubumu yırt. Manastırlı Eleni Karinte, bir gün tanıdığı ve aşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır. Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum. Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum…”

Eleni Karinte

”Atatürk’ün Hayatında İz Bırakan Kadınlar” isimli yazımızın sonuna geldik. Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın.

Kaynakça:

Sarı Paşam – Deniz Şafak