Atatürk'ün Az Bilinen 5 Anısı

Atatürk’ün Az Bilinen 5 Anısı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün halkı ile olan iletişimi her zaman, örnek bir önderliğe sahip olduğunun kanıtıdır. Birçok bildiğimiz ve okudukça gurur duyup, etkilendiğimiz anıları vardır halkı ile birlikte. Bu yazıda, çok fazla duyulmadığını düşündüğüm ve her bir anının sonunda gurur duyacağımız, Atatürk’ün az bilinen 5 anısı adlı yazıyı sizinle paylaşmak isterim.

Atatürk'ün Az Bilinen 5 Anısı

Zeki Çoban Çocuk

Atatürk’ün az bilinen 5 anısı listemizin ilk anısı “Zeki Çoban Çocuk”. Atatürk, her Anadolu gezisinde karşılaştığı insanlarla konuşup, vakit geçirmeyi seven bir yapıya sahiptir. Antalya gezisi sırasında da bu geleneği devam ettirecek bir olay yaşanır.

Uzaklardan bir türkü sesi duyan Atatürk, çocuk sesi olduğunu anlar. Çocuğun söylemiş olduğu türkü oldukça dikkatini çekmiştir ve yanına getirtilmesini rica eder. Atatürk’ün emrindekiler bulur ve yanına getirirler. Çocuk yanına geldikten sonra, türküyü tekrar söylemesini ister. Atatürk’ü kırmayıp, türküyü baştan söyler ve bitirdiğinde Atatürk alkışlayarak, “Biss! Biss!” diye bağırır. Kelimenin anlamını bilmeyenler soru dolu gözlerle birbirlerine bakarlar. Kimsenin anlamadığını fark eden Atatürk, kelimenin anlamını açıklar ve yaptığını tekrarlaması için söylenen bir kelime olduğunu anlatır. Bu açıklamadan sonra çoban çocuk türküyü tekrar söyler.

Türkü bitince Atatürk, çoban çocuğa bir elli lira verir. Bir paraya bir Atatürk’e bakan çocuk mutluluk içinde, “Biss! Biss!” diye bağırmaya başlar. Atatürk’ün para vermesini beğenen çocuğun zeki bir cevapla aynısını tekrarlamasını istemesini kırmayıp, bir elli lira daha verir. Bu zekice cevap Atatürk’ü çok mutlu etmiştir. Yanındakilere dönerek, Türk milleti için gurur verici şu cümleyi söyler;

“İmkan olsaydı da, Mussolini şu sahneyi görseydi ve cevabı işitseydi, hangi millete nutuk söylediğimi anlardı.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Atatürk'ün Az Bilinen 5 Anısı

Türk Askerinin Bağlılığı

Atatürk, sevdikleriyle birlikte vakit geçirmeyi ve onlarla sofrasını paylaşmayı çok seven biridir. Neredeyse her akşam değer verdiği kişilerle bir araya gelip, eğlenerek sohbet ederlerdi. Dönem koşulları sebebiyle konu, çoğu zaman milli mücadeleye veya birbirlerine olan bağlılığa gelirdi.

Bursa’da bir akşam yemeğinde konu yine bağlılığa gelmiştir. Masadaki bazı kişiler Atatürk’e olan bağlılıklarını abartılı bir şekilde dile getirmektedirler. Atatürk söylenenleri sessizce dinledikte sonra silahını kabzasından çıkarır ve masaya koyar.

Şaşkınlıkla izleyen kişilere bakarak, kimin kendi için ölebileceğini sorar. Az önce çılgınlar gibi bağlılığını savunan kişiler tek kelime dahi edememişlerdir.

Bunun üzerine Atatürk, kapının dışında bulunan ere seslenir. Her şeyden habersiz olan asker içeri girer ve şu soruyu sorar;

“Oğlum, benim öl dediğim yerde ölebilir misin?”

Asker düşünmeden, “Ölürüm Paşam.” diye cevap verir. Atatürk masadaki tabancayı askere uzatır ve şakağına dayayıp, ateş etmesini emreder. Masadaki herkes nefesi kesilmiş bir şekilde olanları izlemektedir. Asker tabancayı alır, arkasını döner ve odada bir el tetik sesi yankılanır. Tabancanın boş olduğunu anlayan insanlar rahatlarken bir yandan da Atatürk’ün vermiş olduğu dersi çoktan anlayıp, utanmışlardır. Askerin düşünmeden, Atatürk’ün dediğini yapması üzerine askeriyle gurur duyarak herkesin cevabını birkaç cümleyle verir.

“Efendiler! İşte Türk askeri budur. Bağlılık da budur.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Atatürk'ün Az Bilinen 5 Anısı

Atatürk’ün Halk ve Milletvekili Eşitliği

Dolmabahçe Sarayı’na şahsi otomobili ile geçiş yaparken, Atatürk aniden otomobilin durmasını ister. Hemen kalkacak olan bir tren olup olmadığının öğrenilmesini emreder. Kalkacak olan bir tren olduğunu öğrenince apar topar vagona geçiş yaparlar. Karar ani verildiği için trendeki kimse binenleri fark etmemiştir.

Trendeki herkes gibi kondüktör de Atatürk ve milletvekillerinin orada olduğundan habersizdi. Bulundukları kompartımana girince şaşırdı, sevindi ve bilet kesmeden kompartımandan çıkmaya yeltendi. Atatürk arkasından seslenip, yanındaki kişileri göstererek, neden onlara bilet kesmediğini sordu. Yanında bulunan milletvekilleri, aldıkları unvan sebebiyle parasız seyahat edebilme hakları olduğunu söyleyince Atatürk şaşırır. Anlam veremediğini belli eden yüz ifadesiyle örnek alınası tepkisini verir.

“Bu ayrıcalığı hiç beğenmedim. Bu çok ayıp ve acayip bir kural. Çok güzel halkçılık(!)”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Atatürk’ün Dahiliği

Atatürk, karşılaştığı kişilere sorular sormayı seven birisiydi. Karşılaştığı genç insanlara, “Spor nedir?”, “Öğretmen nedir?” gibi sorular sorardı. Verilen cevaplar güzel olduğunda gurur duyar ve zevk alırdı. Çevresindeki herkes Atatürk’ün bu huyunu bilirdi.

Bir gün masadaki herkesin keyfi yerindeyken, bir arkadaşı çekinerek de olsa ona bir soru sormaya karar verir. Atatürk’ün ne cevap vereceğini merak ederek, “Dahi kime denir?” diye sorar. Atatürk, kararlılıkla ve ona sorulan soruyu hiç yadırgamadan soruya cevap verir.

“Dahi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeylerin ilk ortaya koyduğu vakit herkes ona delilik der.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Atatürk'ün Az Bilinen 5 Anısı

Boş Kadeh

Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas, aynı zamanda Atatürk’ün en yakınlarından biridir. Birbirleriyle çocukluktan beri geçirdikleri zaman diliminde birbirlerini çok iyi tanırlar.

Bir gün birlikte akşam yemeği yerken, Atatürk bir anda Cevap Abbas’a sinirli bir şekilde kadehini vermesini söyler. Kadehe bakar ve “Beni kandırdın, bu su!” diye sitem eder. Bu tepkinin üzerine Cevat Abbas alınır ve masayı terk eder. Aradan zaman geçer, Cevat’ın hâlâ gelmediğini fark eden Atatürk gönlünü almak ister, fakat evine gitmediğini ve kimsenin nerede olduğunu bilmediğini öğrenince telaşlanır. Her yerde arama emri çıkarır. Üzerinden uzun bir süre geçer ve hiçbir şey yokmuş gibi Cevat Abbas sofraya döner. Nerede olduğu sorulunca, Atatürk’ün odasında kitap okuduğunu söyler. Birlikte sofraya tekrar otururlar. Cevat Abbas, kadehte su olduğunu nasıl anladığını sorar. Atatürk ise, dikkatli yapısının ve sevdiklerine verdiği önemi göz önüne sererek cevap verir.

“Sen rakı içerken alt dudağını bükerdin, uzun zamandır yapmıyordun.”

Cevat Abbas bunun üzerine gerçeği anlatır. Bir hastalığı sebebiyle doktorunun içki içmesini yasakladığını ve bunu Atatürk üzülür diye ona söylemediğini söyler. Bunun üzerine iki dostun birbirlerini ne kadar sevdiği bir kez daha görülür.

“Atatürk’ün Az Bilinen 5 Anısı” adlı yazımızın sonuna geldik. Diğer içeriklerimize göz atmak için buraya tıklayın. Ayrıca, bizi Instagram ve Twitter üzerinden takip etmeyi unutmayın!

Kaynakça

Bu yazıyı yazarken; Ümit Türk’ün yazmış olduğu, “Atatürk’ün Anıları-1” adlı yazıdan ve Turgut Gürer’in yazmış olduğu, “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer” adlı kitaptan yararlandım.