arama

Atatürk: Türklerin Babası

  • paylaş
  • paylaş
  • Mehmet Oğuz Turan
  • Beğen
    Loading...

“Millet fedaidir kahramanına / Kim taş atabilir onun şanına? / Dil uzatma sakın Türk aslanına! / Anlatayım sana bilmezsen niçin…”
“O millî dehanın tam Kemâlidir / Türk’ün hem celâli, hem cemâlidir / Mefkure görünmez, o timsâlidir / Mefkureye çattın, söyle sen niçin?”1

Kim derdi ki 19. yüzyılın son çeyreğinde Selanik’te parlayan bir çift mavi göz, yalnız yaşadığı devri değil 21. yüzyılın umutsuz ufuklarını da aydınlatacaktır. Savaş meydanlarında, türlü boğuşmalar içinde geçen bir ömür, Türklüğün son büyük devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuracak ve köhnemiş bir düzeni alt üst ederek sayısız inkılap hamlesine vücut verecektir.

Çanakkale’de, İtilaf Devletleri’nin yüzen zırhlıları karşısında dimdik duran Mehmetçik, onun emriyle şevke gelecek, düşman müfrezelerinin üstüne bir şahin misali atılacaktı. İngiliz tüfeğine karşı Türk’ün süngüsüyle vuruşan Mustafa Kemal, gözüpek olduğu kadar merhametli, düşmanının onurunu kırmayacak kadar da yüce gönüllüydü. Nitekim onun zorla Gelibolu’ya sürüklenen Anzaklar için kullandığı cümleler bunun en somut örneğidir.

İmparatorluğun ıssız ve sessiz bir köşesi, Kuzey Afrika’nın sonsuz çölleriyle çevrili Trablusgarp’ta, sade bir Osmanlı paşası, devletinin yüceliğini korurcasına İtalyan birliklerine karşı savaşacaktı. Suriye, Filistin, Kafkasya demeyecek, kızgın alevlerden ölü dağlara, karlı ovalardan kurak yurtlara, bir milletin istiklali için devamlı koşacaktı.

Uzun savaşlardan usanmış bir halk, solgun ve ümitsiz çehreler, hastalıklı bir coğrafya, ve “artık her şey bitti” inancı; Mustafa Kemal’in çelik iradesine çarpıp dağılacaktı. Türk Milleti’nin bin yıllık yurdunu çiğneyen düşman postalları, onun tekmesiyle devrilecek; Avrupa’nın hezeyanları Mondros ve Sevr, onun ellerinde paramparça olacaktı.

Bir millet uğruna harcanan ömür, misli görülmemiş fedakarlıklar, ona Atatürk soyadını kazandıracak ve tüm dünya onu Türklerin babası olarak anacaktı. Tarihin en eski devirlerinden itibaren devlet yönetiminde istişare anlayışını benimseyen ve siyasi teşkilatlarında meclislere mühim mevkiler veren Türkler, demokrasiye en uygun rejim olan cumhuriyetle onun sayesinde tanışacaktı. Saltanat ve hilafet kaldırılacak, fes ve Arap alfabesi bırakılacak, takvimler ve ölçüler modernleşecekti. Türk kadını, Atatürk sayesinde Fransa, İsviçre, İtalya gibi ülkelerden daha önce seçme ve seçilme hakkına sahip olacaktı. Hastaneler, dispanserler açılacak, verem, tifo, veba gibi salgın hastalıklarla mücadele edilecek, ucuz ölümler önlenecekti. Yurdun dört bir yanında orman çiftlikleri kurulacak, çiftçi desteklenecek ve tarımda makineleşme yolunda önemli adımlar atılacaktı.

Uzun asırlardır ihmal edilen Türk tarihini aydınlatmak ve üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarında yeşeren Sümer, Hitit, Urartu gibi medeniyetleri araştırmak üzere Türk Tarih Kurumu kurulacak; Avrupa’nın ari ırk tezine büyük darbeler vurulacaktı. Arapça ve Farsça işgali altında erimeye yüz tutmuş Türkçe derhal kurtarılacak, Türk Dil Kurumu’nun teşekkülüyle de dilde sadeleşme çalışmaları hız kazanacaktı. Okuma-yazma bilmeyen halk, Millet Mekteplerinde eğitilecek, yeni kitaplar basılacak ve Anadolu coğrafyasında adeta bir Türk Rönesans’ı yaşanacaktı.

57 yıllık bir ömre sığan bunca muharebe, mücadele ve inkılaplar; neticede yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni meydana getirecekti. Atatürk, Türklüğün mevcudiyetini korumakla kalmamış, onun istikbalini de kurtarmıştı. Tarih boyu büyük küçük ülkülerin peşinde kıtaları aşan Türk Milleti’nin yeni Kızılelması, “Yurdunu, dünyanın en mamur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkarmaktı”. Kadınıyla erkeğiyle, işçisiyle memuruyla, köylüsüyle şehirlisiyle Gazi’nin buyruğuna kulak veren Türk Milleti, Hind’den Çin’den duyulacak kadar yüksek bir sesle haykıracaktı: “Asırlar bize yaştır, / Kemal ülküye baştır, / Bize yol göster Kemal, / Anayurda ulaştır.”2

Türklüğün 15 sene süren inkişaf ve terakki hamlesi, Ulu Önder’in vefatıyla yarım kaldı. Mustafa Kemal Atatürk, ardında büyük hayaller, çözüm bekleyen meseleler ve olgunlaşmamış bir cumhuriyet bırakarak aramızdan ayrıldı. Onun kaybı, Türk Milleti’nin gönlünü yasla doldurmuş, dünya kamuoyunu da derinden sarsmıştı.

10 Kasım 1938: Türklerin Babası Atatürk, Sonsuz Yolculuğa Uğurlandı

“Atatürk Türkiye’yi tek düşman kalmaksızın bırakmıştır. Bu, zamanımızın hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.”3

Atatürk
Atatürk ve İran Şahı Rıza Pehlevi

“İslam dünyasının büyük insan yetiştirme gücünü yitirdiğini öne sürenler, Atatürk’ü hatırlamalı ve utanmalıdırlar. Atatürk’ün ölümü dolayısı ile Kraliyet Sarayı Şehinşâhi ve hükümet bir ay resmî yas ilan etmiştir. Majeste Şehinşah, gömme töreninin sonuna kadar İran’da askerî ve resmî binalar üzerinde ve yabancı ülkelerdeki  İran temsilciliklerinde bayrakların yarıya indirilmesini emir buyurmuşlardır. Bu irade-i Şehinşahî bugün bütün gazetelerde ilan edilmiştir.”4

Atatürk

“Sırasıyla ihtilalci ve asi, sonradan muzaffer bir kumandan olan ‘Türklerin babası’. Yeni Türkiyeyi yarattı, sultanları kovdu, kadınlara hürriyet verdi, fesi kaldırdı, ülkesinde radikal bir inkılap yaptı.”5

Romanya / Bükreş

“Milletimiz, en büyük Türk’ün karşısında kederli bir saygı ile eğilmektedir. Romanya’da Atatürk’ün ölüm haberi geldiği gün, bütün okullarda dersler tatil edildi.”6

Atatürk

Dünya, Büyük Atatürk’ü böyle uğurlamıştı. Askeri ve siyasi bir deha olan Atatürk, barışçı siyaseti ve tavizsiz devlet adamlığıyla diğer milletleri de etkilemiş, tarihin akışı içinde en müstesna yerlerden birine yerleşmiştir. O; Türklüğün kurtarıcısı, 21. asır da dahil olmak üzere son üç yüzyılın en büyük insanı, müthiş bir asker ve stratejist, en nihayetinde de eşsiz bir inkılapçıdır.

Bugün Türkiye’nin sorunlarını çözecek ve cumhuriyetimizi “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracak” olan yegane yol Mustafa Kemal Atatürk yoludur. Türk gençliği, bu yolun bilinçli bir takipçisi olacak ve ülkesini dünyanın en medeni, en müreffeh memleketi haline getirecektir. Atatürk, yüz yıl öncesinden bugünün gencine seslenmektedir:

“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Kaynakça

1- Ziya Gökalp

2- Hüseyin Nihal Atsız

3- Alman Volkischer Beobachter Gazetesi

4- https://www.ktb.gov.tr/TR-96497/iran.html

5- Fransız Paris-soir Gazetesi

6- https://www.ktb.gov.tr/TR-96511/romanya.html

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.