Aşı nedir? Zararlı mıdır?

Aşılar hakkında doğru olduğu sanılan bir sürü bilgi var. Bu iddialar, internette herhangi bir yerde karşınıza çıkabilir. Peki bunların haklılık payı nedir? Aşı nedir, yaptırmalı mıyız?

Aşının literatüre girişi

Öncelikle aşının literatüre girişinden bahsedelim. Vaccine(aşı) kelimesi, hastalandırma özelliği bakımından zayıf bir Poxvirus olan ve çiçek hastalığından korunmada kullanılmış olan “Vaccinia virüs”ten türetilmiştir. İngiliz çiftçi Benjamin Jesty, 1774 yılında inek çiçeği hastalığına yakalanan kadınların çiçek hastalığından korunduklarını gözlemlemesi sonucunda inek memesinden aldığı örnekle karısı ve iki oğlunu aşılamıştır. Edward Jenner bu gözlemi, klinik deneylerle birlikte makale oluşturup bilim dünyasıyla paylaşmıştır. Bu yönteme vaksinasyon(Aşılama) ismi verilmiştir. Bazı kaynaklara göre bundan çok daha önce de aşılama yapılmıştır.

19. Yüzyıl başlarına gelindiğinde aşılama yaygınlaşmıştır. Bununla beraber aşı karşıtlığının tohumları da atılmaya başlanmıştır. Bundan yazının devamında bahsedeceğiz. Şimdi aşılamanın nasıl çalıştığını anlamak için ufak bir özet geçelim.

Kısaca bağışıklık sistemimiz ve aşı

İnsanın vücudunda basit olarak 3 hattan oluşan savunma sistemi vardır. 

Birinci hat deri, ağız, burun, gözyaşı, mide asidi gibi üyelerden oluşur. Bunlar hastalık etmeninin vücuda yahut hücrelere girişini engellemeye yönelik işlev gösterirler. 

İkinci hat ise öncü birlik olarak hitap edebileceğimiz (Fagositler, Makrofajlar) üyelerden oluşur. Birinci hattı aşmayı başarmış hastalık etmenini fagositoz(parçalama) yoluyla yok etmeye çalışırlar. Şu ana kadar bahsettiklerimiz hastalık etmeninin türünün ne olduğuyla ilgilenmezler, bu yüzden özgül olmayan bağışıklık diye de adlandırılır. 

Gelelim bizi ilgilendiren üçüncü hatta, bu hat özgüldür. Yani etmenin türünü belirleyip onun için özel antikorlar üreten ve antikor üretimini tetikleyen hastalık etmeninin unutulmamasını sağlayan üyelerden oluşur. Kısaca bu üyelere lenfositler denir. Bir lenfosit çeşidi olan ve hafıza hücreleri diye tabir edilen hücreler aynı hastalıkla tekrar karşılaşıldığında daha hızlı ve etkili cevap verilmesi için antikor bilgisini saklar. İnsanların bir kez geçirdiği çoğu enfeksiyonal hastalığa tekrar yakalanmama sebebi de budur. Bunu kazanmanın iki yolundan birisi hastalığı geçirmek, diğeri aşı yaptırmaktır. 

Aşının çalışma yönteminde de misalen hastalık etmeni bakteriyse, zayıflatılmış yahut öldürülmüş bakteri kişinin vücuduna enjekte edilir. Kişinin bağışıklık sistemi, zayıf etmeni ortadan kaldırıp hafıza hücrelerini oluşturur. Yani aşı yapay bağışıklık sınıfında bulunsa da bağışıklığı bir nevi doğal yolla kazandıran bir yöntemdir. 

Peki neden aşıyı tercih etmeliyiz? Doğal bir şekilde hastalığı geçirerek atlatsak daha iyi olmaz mı?

Cevap: Hayır. Sistemimiz zayıflatılmamış enfeksiyonlarla savaşmakta oldukça zorlanır. Bazen bu savaştan galip çıksak da toplumda yaygın bilinenin aksine –bu konuda- sizi öldürmeyen şey güçlendirmez. Çünkü vücudunuzun enfeksiyon ile savaşıyorken kullandığı Fagositik hücreler yukarıda da bahsettiğimiz gibi türe özgü değildir. Kısaca bunlar önüne gelen şeyi parçalarlar. Kişinin özgül olmayan bağışıklık sistemi ne kadar çok çalışırsa vücudu o kadar yıpranır. Bazı küçük alerjik reaksiyonların ölüme sebep olması da bundandır. Misalen arı sokması olayı, bazı kişilerde bağışıklık sisteminin çok fazla tepki vermesinden dolayı ölümcül hale gelebilir.

Aşı, oldukça yararlı ve mantıklı görünüyor değil mi? Peki bu internette dolaşan aşıyla alakalı olduğu söylenilen otizm, alerji hatta ölüm vakaları ne ölçüde doğrudur? Kaynakları nedir?  

Olumsuz iddiaların kaynakları

19. yüzyıl başlarında aşılamanın başlaması ve 1840 yılından sonra İngiltere’de aşılamanın zorunlu hale getirilmesinin ardından aşı karşıtlığı hareketinin tohumları da atılmıştır. O yıllarda Londra’da Anti-Aşı Derneği kurulmuştur. Bu derneğin bastığı dergilerle aşı uygulanma oranı düşmüştür.

Günümüze yakın bir tarihte Eski İngiliz cerrah Andrew Wakefield’ın açıklamaları da büyük bir düşüşe sebep oldu.1997’de tıp dergisi Lancet’te yazdığı bir makalede Wakefield, kızamık-kızamıkçık-kabakulak (KKK) için yapılan karma aşının çocuklarda otizme yol açtığını iddia etmişti.

Bu iddiaların ardından yapılan araştırmalarda böyle bir negatif ilginin olmadığı görüldü. Wakefield’in etik olmayan bu davranışından ötürü mesleği elinden alındı. Buna rağmen Wakefield’in makalesinden sonra İngiltere başta olmak üzere çoğu ülkede aşı yaptırma oranlarında zamanla düşüş oldu. 

İnternetin kaotik ortamında bir çığ gibi büyüyen iddialar toplum sağlığını tehdit eder boyuta geldi. En basitinden bazı çocukların aşılara alerjisi olabiliyor ve böyle durumlarda aşı yapmak mümkün olamayabiliyor. Bu durumda çocuğun korunması için çevresinin en az %95‘inin hastalık etmenine bağışıklığı bulunması gerekir ki etmen çocuğa ulaşmadan ortadan kaldırılsın. Bu duruma sürü bağışıklığı denir. %95 bu yüzden aşılamada hedef konulan sayıdır.

Peki aşının yararları ve zararları nelerdir?

Yararları kısmı buraya yazamayacağım kadar fazla. Çok ufak bir örnek bırakayım:

“Aşısı bulunmadan önce 1921 yılında 15.000’den fazla Amerikalı difteriden ölmüşken 2004-2014 yılları arasında CDC’ye sadece iki difteri olgusu bildirilmiştir. 1964-1965 yıllarında ortaya çıkan kızamıkçık hastalığında 12.5 milyon Amerikalı enfekte olmuş, 2000 bebek ölmüş ve 11.000 düşük görülmüşken 2012 yılından beri CDC’ye 15 kızamıkçık olgusu bildirilmiştir.” Görüldüğü gibi vaka önceki sayının 830.000’de birine düşmüştür.

Zararları kısmına gelirsek eğer:  Bunların, yeterli bilgiye sahip olmayan insanları manipüle etmek adına ortaya atılmış forum argümanları olduğunu görüyoruz. Kayıt altına alınmış bir tane bile otizm yan etkisi olmamasına rağmen, internette fazlaca yanlış düşünce görebilirsiniz. Sağlık çalışanları bu tür yazılardan etkilenmiş ebeveynlerin endişelerini gidermek adına aşı karşıtlığı ile alakalı daha fazla bilgi edinmeli. Örneğin, böyle bir ebeveynle karşılaşıldığında alttaki görselde görülen C.A.S.E metodu kullanılarak ebeveynin endişesi giderilmelidir.

Aşı

Özet Olarak

Aşıyla alakalı yapılan araştırmalara ve onaylanmış hastalık kayıtlarına bakarak konuşmak gerekir ise aşı, milyonlarca ölümü engellemiş ve engellemeye devam eden çok büyük bir buluştur. Toplum ve birey sağlığı için son derece gereklidir.

İleri okuma için kaynak: http://www.floradergisi.org/getFileContent.aspx?op=REDPDF&file_name=2018-23-02-047-058.pdf