arama

Rus Ordusunun Türk Başkomutanı: Aleksandr Kolçak

  • paylaş
  • paylaş
  • Merthan Sierra

Aleksandr Kolçak, 4 Kasım 1874’de, St. Petersburg’da asker kökenli soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Aile büyüklerinin çoğu yüksek rütbeli denizcilerdi. Eğitimine, üçüncü sınıfa kadar kaldığı Petrograd Spor Salonu’nda başladı. 

Daha sonra 1888’de deniz kuvvetlerine katıldı ve okulun en başarılı öğrencisi olarak çeşitli ödüllerle 1894’te mezun oldu. Hem kendi isteğiyle hem de babasının isteği üzerine deniz piyadelerine transfer oldu. Daha 19 yaşında büyük bir askeri ödül olan Amiral Rikord Ödülü’nü aldı.

Çok geçmeden Vladivostok’da görevine başladı. Burada 1895-1899 yılları arasında görev yaptı. 1899 yılında ise Kotlin Adası’nda bulunan Kronstadt Deniz Üssü’ne tayin oldu. Nordik-Baltık bölgesinde bulunan bu üs’te hidroloji (su bilimi) ve oşinografi (okyanus bilimi) konusunda kendini çok geliştirdi.

Kronstadt’a geri döndüğünde 1899’a kadar Pasifik Okyanusu’nun sularında yelken açtım. Bu benim ilk büyük yolculuğumdu. 1900’de ise teğmenliğe terfi ettim. Teğmen olduğum andan itibaren bilimsel çalışmalara başladım. O dönem Güney Kutup Keşifi’ne hazırlanıyordum, ama bunu boş zamanlarımda yapıyordum; notlar yazım, güney kutup ülkelerini inceledim. Güney kutbunu bulmak gibi büyük bir hayalim vardı…

Kolçak’ın Anıları


Bilime Adanmış Bir Kariyer

Kolçak
Yermak “Buzkıran”

1899 yılında Kronstadt’a döndüğümde, ilk Kutup seferine Yermak’la (buzkıran tip araştırma gemisi) giden Amiral Makarov ile bir araya geldim. Beni yanında götürmesini istedim, ama resmi nedenlerle bunu yapamadı ve bensiz gitti. Sonra Uzak Doğu’ya gitmeye karar verdim, çünkü bir çeşit keşfe çıkabileceğime inanıyordum. Bu dönemde Pasifik Okyanusu’nun kuzey kısmı ile hidrolojik açıdan çok ilgilendim. Komutan Adaları, Bering Denizi ve Kamçatka’daki endüstriyi korumak için ayrılan bir gemiye girmek istedim. Amiral Makarov’la bugünlerde çok yakından tanıştım, çünkü kendisi oşinografi üzerinde çok çalıştı.

Kolçak’ın Anıları

Tarih 1900’ü gösterdiğinde Kolçak’ın hayali gerçekleşmişti. Zarya (Şafak) isimli gemide hidrolog olarak Eduard Toll liderliğindeki Kuzey Kutup seferinde görev aldı. Yolda oldukça büyük sorunlarla karşılaştılar. Önce birkaç kişi çeşitli nedenlerden ötürü gemiden atıldı. Daha sonra ise gemide yaşanan belirli yapısal sorunlar nedeniyle gemi Taimyr Yarımadası’nda kışı geçirmek zorunda kaldı. Bu süre zarfında Kolçak, amacı çevredeki araziyi incelemek olan bir dizi sefer gerçekleştirdi. Zor şartlar altında 1902 yılında Kolçak, Rusya’ya geri döndü. Ancak yola beraber çıktığı Eduard Toll ve üç arkadaşı gemiden ayrılarak kaybolmuşlardı.

Kolçak, St.Petersburg’a döndüğünde, Toll’u kurtarmak için yeni bir keşif planlamaya başladı ancak sonuçlar başarılı olamadı…

Kolçak
Zarya’nın Mürettebatı

Bolşeviklere Karşı Mücadele

Kutuplara düzenlediği bilim seferlerinden sonra Kolçak, Rus-Japon Savaşı’na katıldı. Burada başarılı olsa da, Japonlar tarafından çok hasta bir haldeyken esir alındı. Bu durumunu göz önünde bulunduran Japonlar, Kolçak’ın yakında öleceğini düşündüğü için Kolçak’ı, Rusya’ya iade etti. Daha sonra Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla Karadeniz başka olmak üzere büyük cephelerde savaştı. Tabii ki Rusya, Osmanlı ile savaştığı için doğal olarak o da Osmanlı’ya karşı Karadeniz’de savaşıyordu. Ancak savaş devam ederken artık gıda, mühimmat ve sağlık teçhizatının azalması nedeniyle Rus ordusu çok güçsüzleşmişti. Bununla birlikte ülkede çeşitli “Alman” faaliyetlerinden endişe duyuyordu. (Burada bahsi geçen konu Bolşevik Rusya’nın kurucusu Vladimir Lenin’in Almanlar tarafından Rusya’ya gizlice sokulması olayı).

Bolşeviklerin yönetimi devralmaya çalışması ve silahlı mücadelesi, Kolçak’ı ve arkadaşlarını sinirlendirmişti. Savaşın ortasında yapılacak şey miydi? Ancak orduda bazı ayrılıklar da görülüyordu. Ordunun bir kısmı Bolşeviklere destek verirken, bir kısmı da kurulan yeni “düzene” karşıydı.

Eylül 1918’e kadar Harbin’de bulunan Kolçak, burada Bolşeviklerle savaşmak için silahlı müfrezelerin yaratılmasıyla uğraştı. 18 Kasım’da İngilizlerin desteğiyle, yeni bir hükümet ve Bakanlar Konseyi kurdu (Beyaz Rusya). Hızlı bir şekilde tekrardan örgütlenen Kolçak hükümeti, Bolşeviklere karşı ne yapılabileceğini tartışıyordu…

12 Haziran 1919’da Güney’deki Beyaz hareketin lideri General Denikin, Rusya’nın Yüce Hükümdarı’na (Kolçak) boyun eğdiğini açıkladı. Lenin ve Troçki’nin emrinde olan ordularla savaşmak için doğu cephesine ilerlediler. Kızıl Ordu, Mayıs-Haziran aylarında Kolçak’ın ordularını durdurdu, daha sonra Beyaz Ordu’yu, Uralların eteklerine kadar püskürttü. 1919’un sonuna kadar süren Kızıl Ordu’nun taarruzu, Sibirya’daki Beyaz hareketin yenilmesiyle sonlandı.

Artık çarpışacak ordusu kalmayan Kolçak, savaş esnasında müttefiki olan Çekler tarafından Bolşeviklere teslim edildi. Bunun üzerine Kolçak, yetkilerini General Denikin’e devretti. Kızıllar tarafından savaş esiri sayılan Kolçak, sorgulandı ve işkence gördü (savaş esirine işkence etmek uluslararası suçtur). 7 Şubat günü sabah saat dörtte Amiral Kolçak, Ushakovka Nehri kıyısında kurşuna dizildi, daha sonra cesedi nehire açılan bir buz deliğine atıldı.

Kolçak
Kolçak’ın ölümünü tasfir eden resim

Kolçak ve Kökeni

Amiral Kolçak’ın kökeni, İlyas Kolçak Paşa‘ya dayanmaktadır. Moldavyalı-Sırp veya Boşnak asıllı olan İleas Colceag, sonradan müslüman olarak Hüseyin adını alıp,  Osmanlı ordusunda “paralı asker” olarak özellikle Osmanlı-Rus savaşlarında yükselir ve Padişah 3. Ahmet tarafından 1717’de Paşa ünvanını alır.

1717-1739 arasında 22 yıl şu anda Ukrayna’ya ait olan Hotin kentinin kalesinin komutanlığını yapar. Çar 1. Petro, zamanında yabancı bilimadamları ve komutanları Rus ordusuna katmıştı. 1739’da kale Rus ordusu tarafından kuşatıldı. Kolçak Paşa, General Münnich’in 60.000 kişilik Rus, Moldavya, Ukrayna ve Gürcü birleşik ordusuna karşı sadece 900 kişi ile uzun süre kaleyi savundu ama tüm güçleri tükenince, mecburen Münnich paşanın “onurlu teslim” koşullarını kabul ederek 19 Ağustos 1739’da kaleyi teslim etti. 30 Ağustos 1739’da Kolçak ailesi, Ruslara esir oldular. Oğlu Selim İstanbul’a döndü, diğer oğlu Mehmet ve İlyas Kolçak Paşa ise St. Petersburg’da büyük bir serbestlik altında tutuldular. 6 aylık süre sonunda, Osmanlı ile Belgrad Barış Antlaşması sonrası, 19 Şubat 1740’da İlyas Kolçak Paşa ve oğlu Çariçe tarafından serbest bırakıldı ve hemen Osmanlı’ya dönmek üzere yola çıktılar. Ancak yeni Padişah 1. Mahmut‘un, Kolçak’ın kaleyi teslimini ihanet olarak görmesi nedeniyle hakkında idam kararı çıkarıldığını yolda öğrenince, mecburen oğlu ile geri dönmek zorunda kaldı. Kendisine büyük araziler verildi. 1743 yılında ise yerleştiği, Ukrayna, Zitomir kentinde vefat etti.

Babası, Topçu (Denizci) Tümgeneral Vasiliy Kolçak ise, bir savaş kahramanıydı. Kırım Savaşı sırasında Sivastopol’un savunulması görevini üstlendi ve birçok başarıya imza attı.


Kaynakça

  • Александр Васильевич Колчак
  • The Partisan Movement of 1918-22
  • Problems of Polar Research
  • Адмирал Александр Васильевич Колчак: Сб. – М.: Патриот, 1992.-88 с.
  • Арестант пятой камеры: (О А.В. Колчаке). – М.: Политиздат, 1990. – 478 с.
  • Богданов К.А. Адмирал Колчак: Биогр. повесть-хроника. – СПб.: Судостроение, 1993.-295 с.
  • Голуб П.А. С кого они портреты пишут: (Об истинном лице колчаковщины)//Воен.-ист. журнал.- 1992.-№ II.-С. 81-85.
  • Melgunov S.P. – Amiral Kolçak’ın Trajedisi. 4.1-3.- Belgrad, 1930-1931.
  • Platonov A.P. – 1917 Devriminde Karadeniz Filosu ve Amiral Kolçak.
  • TC
    2 hafta önce

    Kolçak’ın idamı Rus iç savaşının dönüm noktalarındandır. Kolçak deniz mayınları uzmanı olarak Dünya Savaşı esnasında Osmanlı’ya karşı Karadeniz’in mayınlanmasında önemli rol oynadı. Osmanlı ordusunda 18nci yüzyılda görev yapmış bir Moldovyalı paşanın soyundan gelen Kolçak kabiliyetli ama gaddar bir kişiydi. İç savaş esnasında irili ufaklı katliamları emretti. Günümüzde bile Rus kamuoyu Kolçak konusunda ikiye bölünmüştür. Ayrıca Admiral adlı filmi öneririm.

    1
    yorum beğen
    • Merthan Sierra
      2 hafta önce

      Evet, haklısınız. Ancak bugünlerde hatta uzun zamandır Kolçak ülke genelinde bir kahraman olarak nitelendiriliyor. Heykellerinin ve anıtların olduğunu da çok kişiden duymuştum.

      1
      yorum beğen