Acılarla Dolu Yaşamlar Beşir Fuad

Acılarla Dolu Yaşamlar: Beşir Fuad

Acılarla Dolu Yaşamlar” adında bir seri oluşturmuş, ilk yazımızda büyük yazarımız Ömer Seyfettin’in acı dolu yaşamına yer vermiştim, şimdi ise adını pek duymadığımız fakat ölümüyle bizi sarsan bir kişiden bahsedeceğim size: Beşir Fuad.

Beşir Fuad Kimdir?

Öncelikle Beşir Fuad hakkında sizi bilgilendirmek istiyorum. Beşir Fuad,1852 yılında Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul’da doğmuştur. Okula İstanbul Fatih Rüştiyesi’nde başladı ve orada bitirdi. Daha sonraları Suriye ve Halep‘te öğrenimine devam etti. 32. Osmanlı Padişahı ve 111. İslam Halifesi olan Sultan Abdülaziz‘in yaverliğini yapmıştır. Hayatına devam ettiği sırada Sırplar ile Osmanlı İmparatorluğu arasında savaş cereyan etmiştir ve savaşa gönüllü olarak katılmıştır. Hemen ardından da Osmanlı Rus Savaşına yine gönüllü olarak katılıp Girit isyanını bastırmıştır. Girit bastırıldıktan sonra oradan hemen ayrılmamıştır. Çünkü Beşir Fuad, aydın bir insandı. Kendini geliştirmek istiyordu ve orası dilini geliştirmek için büyük bir fırsat yakalamıştı. Bu sayede Girit’te İngilizce ve Almanca dillerini öğrenmiştir.

Acılarla Dolu Yaşamlar Beşir Fuad
Beşir Fuad

İki kez evlilik yapmıştır. Ve Edebiyat hayatıyla askeri hayat arasında gel gitler yaşıyordu. Seçimini yazım hayatından taraf kullandı ve askeri hayatını bıraktı. 1884 yılından itibaren yazı hayatına başladı ve çok kısa süre geçmesine rağmen tam 16 kitap yayımlamayı başarmıştı. Birçok dilde kendini geliştirmişti ve birçok çeviri yapmıştı. Beşir Fuad sayesinde Türk halkı ve hatta Türk yazarları Flaubert, Charles Dickens, Emile Zola ve daha birçok yazarlarlarla tanışmıştı.

Gökkuşağı Gibi Bir Yazar: Beşir Fuad

Beşir Fuad, diğer yazarlar gibi değildi. Yazımın ilk kısmında belirttiğim gibi kendisi daha çok Tazminat Döneminde eserler vermiştir. Tanzimat Dönemi yazarları daha çok romantizm akımından etkilenmişken Beşir Fuad natüralizm, realizm, pozitivizm ve materyalizm akımlarının etkisinde kalmıştır.

Beşir Fuad ”İlk Türk Materyalist’‘ unvanını taşıyor. İlk paragrafta size Edebiyat alanında daha çok eleştiri alanında eserler verdiğini söylemiştim. Bu alanında ilk olma özelliğini de Beşir Fuad sırtlıyor. Edebiyatımızdaki ”ilk Eleştirmen” Beşir Fuad sayılmaktadır.

Madalyonun Öteki Yüzü: Acılarla Dolu Yaşam

Beşir Fuad‘ın iki kez evlilik yaptığını söylemiştim. İlk evliliğini yaptığında oldukça genç yaştaydı. Elbette bu genç yaşta yapılan evlilik mutlu bir şekilde gitmiyordu. Bu evlilikten Mehmet Cemil adında bir çocuğu oldu. Toplumumuzda çocuk için evlilik kurtarıcısı olarak bakılır ama bu mutsuz evliliği Mehmet Cemil bile kurtaramadı ve Beşir Fuad ilk eşinden boşandı. Çok geçmeden saray doktorunun kızıyla ikinci evliliğini gerçekleştirdi ve bu evliliğinden de iki çocuğu oldu. Namık Kemal ve Mehmed Selim adını vermişti çocuklarına. Fakat bu çocuklarından Namık Kemal, Beşir Fuad’ın en büyük yarası oldu. Çünkü çocuğunu çok küçük yaşta toprağa verdi.

Öte yandan Beşir Fuad’ın annesinin psikolojisi hiç iyi değildi. Kendisi doktor tarafından ”akıl hastası” olarak nitelendirilmişti. Annesi bu hastalık yüzünden yıllarını geçirmişti ve en kötü yanı da bu hastalık yüzünden hayata veda etmişti. Ölümü Beşir Fuad’ı çok etkilemiş, tesiri yıllar boyunca gitmemişti. Beşir Fuad bir gün annesi gibi olmaktan korkmuştu. Ama aslına bakarsanız korktukça bu korkusuna daha çok koşmuştu. Çünkü Beşir Fuad çok yakın dostu Ahmet Mithad Efendi‘ye bir mektup yazarak iki yıl sonra intihar edeceğini açıkça belirtmişti.

Acılarla Dolu Yaşamlar Beşir Fuad
Ahmet Mithat Efendi

Ölümünü Bilime Adayan Adam: Beşir Fuad

Mektup yazılmasına yazılmıştı, intihardan bahsedilmişti ama bu sıradan bir mektup değildi. İntiharın tüm gerekçeleri yazıyordu. Nasıl yapacağı, nerde yapacağı ve neden yapacağını tüm detayıyla anlatmıştı. Materyalist bir insandı Beşir Fuad. Kendini bir nevi bilime de adamıştı. O dönem aydınların bildiği bir şey vardı ki tıbbiye öğrencileri kadavra sıkıntısı çekiyordu. Beşir Fuad bunu kendine dert edinmişti ve iki yıl sonra cesedinin kadavra olarak tıbbiyeye bağışlanmasını en yakın arkadaşına vasiyet etmişti. Öte yandan yine bilim insanlarının merakını gidermek için intihar ederken hiçbir uyuşturucu madde kullanmayacağını ve neler hissettiğini yazacağını mektubunda anlatmıştı. Hemen aşağıya yazdığı mektuptan bir alıntı bırakıyorum.

Hayatımda fenne hizmet eylediğim gibi, cenazemin de öyle hâdim olmasını arzu eylediğimden, cenazemi teşrih olunmak üzere teberruan Mekteb-i Tıbbiye’ye terk eyledim ki veresem şu arzuma mâni olmazlar. İntiharımı da fenne tatbik edeceğim; şiryanlardan birinin geçtiği mahalde cildin altına ‘klorit kokain’ şırınga edip buranın hissini ibtal ettikten sonra orasını yarıp şiryanı keserek seyelan-ı dem tevlidiyle terk-i hayat edeceğim.

Beşir Fuad

Kan Aktıkça Biraz Sızlıyor – Beşir Fuad

Elbette intihar beklenilen günde gerçekleşmişti. Beşir Fuad intiharını tam dediği şekilde, evinde gerçekleştirdi. Fakat onun amacı ölürken bilime hizmet etmekti. Bu yüzden bahsettiği gibi hiçbir şekilde uyuşturucu madde kullanmamış ve yaşadıklarını tek tek kaleme almıştır. Çünkü bir insan intihar ederken, kanı akarken neler hisseder, vücudumuz ne gibi tepkiler verir bu konuda bilim insanlarını aydınlatmak ve son kez bile olsa faydalı olmak istemiştir.

Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum kapıyı kapadım, diyerek geri savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan daha tatlı bir ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı.

Beşir Fuad

Beşir Fuad bu üst taraftaki alıntıyı bileklerini kestikten sonra yazmıştır. Buradaki asıl amacının ölümü gözlemlemek olduğunu açıklamıştır. Beşir Fuad, tıbbiyeli öğrenciler için cesedinin kadavra olarak kullanılmasını istese de başta yakın arkadaşı Ahmet Mithat Efendi olmak üzere dönemin din adamları dini gerekçelerle buna karşı çıkmışlardır. Bu nedenle cesedi okula teslim edilmemiştir.

İstanbul’da İntihar Salgını Başlatan Adam: Beşir Fuad

Beşir Fuad, öldükten sonra birçok çevreden tepki toplamıştır. Öldükten sonra bile bir adam tepki mi toplar demeyin, evet toplar. Çünkü zaten yaşam tarzından ötürü dikkat çeken bir yazardı ama ”intihar” olaya çok farklı bir boyut kazanmıştı. Osmanlı topraklarında insanlar bu olayı gördükçe garip bir şekilde bundan etkileniyorlardı. Ve biliyorsunuz ki insanların böyle olaylardan etkilenmesinin tarihte başka birçok örneği de vardır. İntihar olayları artış gösteriyordu ve bunun tek bir suçlusu vardı: Beşir Fuad.

Sonuç itibariyle intihar olayları durdurulamıyordu artık ve insanlar bunları gördükçe canına kıymaya devam ediyordu. Bu yüzden dönemin padişahı 2. Abdülhamid intihar olayına yasak getiremeyeceğine göre çareyi yayın yasağında buldu ve intihar haberlerine yasak koydu. Her ne kadar yasaklansa da haberler intiharların tamamen son bulması yaklaşık altı aylık gibi bir süreyi kapsar ve bu süreçte sayılar azalsa da insanlar canına kıymaya devam etmiştir.

Beşir Fuad, lise döneminde duyup araştırdığım bir yazardı. Ben yaşantısından çok etkilenmiştim. Daha önce de dediğim gibi böyle büyük isimlerin yalnızca isimleri değil; yaşantıları da bilinsin istiyorum. Umarım sizler için de “Acılarla Dolu Yaşamlar: Beşir Fuad” verimli bir yazı olmuştur. Bu arada alıntıları Ahmet Mithat Efendi‘nin yazmış olduğu kitaptan aldım. Eğer Beşir Fuat hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz hemen şuradan ulaşabilirsiniz: https://www.dergah.com.tr/kitaplar/besir-fuat

Acılarla Dolu Yaşamlar: Beşir Fuad” başlıklı yazımızın sonuna geldik. Bizleri Instagram ve Twitter hesaplarımız üzerinden takip edebilirsiniz. Diğer içeriklerimize de göz atmayı unutmayın!