62′ Küba Füze Krizi

Kısaca Küba Füze Krizi

Küba Füze Krizi, ABD’nin Türkiye ve İtalya’ya, SSCB’nin de Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ile başlayan, Ekim 1962’de dönemin iki süper gücünü karşı karşıya getiren ve dünyayı nükleer savaş tehdidi altında bırakan bunalımdır.[1] 14 Ekim 1962’de bir Amerikan uçağının Küba’da Ruslar tarafından inşa edilmekte olan nükleer füze üssünün fotoğraflarını çekmesinin ardından patlak veren kriz, jeopolitik konumu, NATO üyeliği ve topraklarındaki Amerikan üs ile füzeleri sebebiyle ülkemizi de yakından ilgilendirmiştir. (Hatta bir noktada krizin Türkiye üzerinden çözümlendiğini bile söyleyebiliriz.) Dünyayı nükleer bir felaketin eşiğine getirmiş olan bu krizin sonucunda Kruşçev’in Rusya’daki iktidarı derinden sarsılmış ve Pekin-Moskova hattında problemler doğmuştur. 13 günlük tehlike süresince kendini güvende hissetmeyen (başta Fransa olmak üzere) Avrupa devletleri, Batı Avrupa Koalisyonu girişimini başlatmıştır.* Washington ve Moskova arasında redline/hotline kurulmuş ve nükleer silahsızlanmanın ilk adımları atılmıştır.

*Kriz sonrasında bütün dünya; ABD’nin önceden kabul ettiği anlaşma maddelerine, kendisini tehdit altında hissettiğinde itibar etmeyebileceğini anlamış oldu. Örneğin Amerika; Küba’yı kuşatma altına alırken NATO veya BM gibi üye olduğu kuruluşlara danışmadı, bilgi vermedi. Bu tarihten sonra Avrupalı devletler Amerika ile ilişkilerini gevşetmeye yönünde önemli adımlar atmaya karar verdiler.

Küba Füze Krizi
-Krizin en etkin aktörleri-

Küba Füze Krizi Sebepleri

Krizin en önemli sebebi olarak Amerika’nın Castro’yu devirmek isterken Sovyetler’in bu rejime destek vermesi gösterilebilir. 1959’da iktidara gelen Castro; Ruslar ile sıkı ilişkiler kurmuş, iki ülke arasındaki ticareti geliştirmiş; topraklarındaki Amerikan fabrikalarını ise millileştirmişti. Bu duruma karşılık Amerika, CIA aracılığıyla bir grup Castro karşıtı Kübalının rejimi devirmesine yardım etmek istemişti fakat operasyon Amerika açısından bir facia ile sonuçlandı.* Başarısız operasyona karşı hamle olarak Küba; Rusya’dan, kendisini Amerika’ya karşı koruyabilmek için silah yardımı talep etti ve nükleer füze üssünün yapımının zemini böylece atılmış oldu.

Bir diğer sebebinin ise Rusya’nın, Türkiye’de konuşlandırılan Jüpiter füzelerine karşı atak yapma isteği olduğunu belirtebiliriz. Bu konuya Kriz Sürecinde Türkiye başlığı altında birazdan eğileceğiz.

*Domuzlar Körfezi Operasyonu[2]

Küba Füze Krizi
Domuzlar Körfezi çıkartmasında büyük başarı gösteren Kübalılar

Küba Füze Krizi Süreci

Üssün fotoğraflanmasının ardından Kennedy ve ekibi seçenekleri masaya yatırdı. Kübayı vurmak nükleer savaş demekti. Türkiye üzerinden Sovyetlerin vurulması da hemen hemen aynı kapıya çıkacaktı. Üsse mühimmat taşıyan Rus gemilerinin durdurulması en mantıklı seçenekti. Nitekim 24 Ekim tarihinde Amerika, Küba’yı denizden abluka altına aldı. Abluka sonrası Kruşçev, yaklaşan gemilerin saldırı değil savunma füzeleri taşıdığını iddia etti ve durmayacaklarını açıkladı. Denizde gerilim tırmanırken karada üssün yapımı tamamlanmış ve füzeler neredeyse ateşlenmeye hazır hale gelmişti. Eğer kriz hızlıca çözülmezse iki süper güç savaşa girecekti. 26 Ekim’de Kruşçev, kaleme aldığı mektubunda ABD’nin Türkiye’deki benzer füzeleri sökmesi halinde* SSCB’nin de Küba’dakileri sökeceğini açıkladı. Başkan Kennedy ise aynı tarihli cevabi mektubunda, Küba’daki füzelerin sökülmesi durumunda uygulanan ablukaya son verileceğini belirtti ancak Türkiye’deki füzelerin sökülmesi konusunda kesin bir güvence vermekten kaçındı ve “Dünyadaki gerginliklerin yumuşaması, mektubunuzda belirttiğiniz öteki silahlarla ilgili olarak daha geniş bir düzenlemeye gidebilmemize olanak sağlayabilir” dedi. Kruşçev ertesi gün bir mektup daha yazarak teklife sıcak baktığını belirtti. 28 Ekim 1961’de bu son mektup ile kriz sona erdi. Dünya, savaş ihtimallerinin kaybolması ile rahatladı ve füzeler geri çekildi.

*Türkiye, Adnan Menderes hükümetinin 25 Ekim 1959’da Paris’te imzaladığı bir anlaşmayla nükleer başlıklı 15 Jupiter füzesinin topraklarına yerleştirilmesine izin verdi. “Teknik işbirliği” adı altında yapılan anlaşma uyarınca, söz konusu füzeler TBMM’nin onayına sunulmadan 1961 yılında getirildi ve yerleştirildi.

Küba Füze Krizi
{Füzelerin yerleştirilmesinden önce}

Yazarın notu: Bazı internet sitelerinde ve sanal platformlarda Türk kamuoyunun Jüpiter Füzelerinin varlığından 40 yıl sonra haberi olduğu yazmakta. Bu tür yazılara karşılık olarak dönemin gazete küpürlerini sizlere sunmayı kendime bir borç bilirim.

Küba Füze Krizi
ABD ablukasını konu alan karikatür

Kriz Sürecinde Türkiye

Bahsettiğimiz gibi, Türkiye krizin aktörlerinden birisiydi. Türkiye topraklarındaki Jüpiter füzelerinin durumu, krizin çözümü için büyük önem arz etmekteydi. Sovyetler, Amerikan füzelerinin kendilerini tehdit ettiğini öne sürüyor, mutlak suretle kaldırılmalarını istiyordu. Hükümet ise böyle bir adım atmaya yanaşmıyordu.* İşte bu noktada kriz düğümleniyordu. Çözüme ulaşmak için Türkiye ile anlaşılmalı ve füzeler geri çekilmeliydi. Fakat bu anlaşma nasıl olmalıydı? Amerika’ya göre Türkler’e, kaldırılacak füzelerin yerine Polaris denizaltıları verilebilirdi. Orta yol bulunmuş gibi gözüküyordu. Fakat Türkiye’nin bu çözümden haberi ancak 27 Nisan 1962’de, Dış İşleri Bakanı Dean Rusk’ın Ankara ziyareti sırasında olacaktı. Amerika, Türkiye’yi pazarlık konusu yapmıştı. Durum gurur kırıcıydı. Ancak iç basın bu durumu gözardı edercesine haberler vermeye devam etti. Onu takip eden süreçte Türkiye’de kuvvetli bir şekilde Polaris denizaltılarının propagandası yapıldı ve yayın organlarında Jüpiter sistemlerinin eski nesil, yetersiz olduğu vurgulandı.** Nihayetinde Jüpiter füzelerinin sökülmesi gerektiği, onun yerine gelecek olan Polaris denizaltıları ve F-104 jetlerinin TSK’yi modernize edeceği dillendirildi. Jüpiterler 1963 yılında demonte edildi ve Akdeniz’de Polaris denizaltılarının dönemi başaldı.

*Aslında Türkiye barış yolunda ABD’nin birçok isteğini yerine getirmeye razıydı. Bunu hem Atatürk’ün zamanında koyduğu barış ilkesinin sonucu olarak hem de çıkacak muhtemel bir savaşın vereceği yıkımın sonucunu düşünerek yapıyordu. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde herkes füzelerin sökülmesine taraftar değildi. (Dursun Varlı, 1962 Küba Krizinin Türkiye’ye Etkileri, (Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, 2006), 37.

**Propagandalar, Amerikalıların Ruslara verdiği sözü tutmasını sağlamak amacıyla yapılmıştı. Verilen sözden geç haberdar olan hükümet, kamuoyunda “füzelerin yerine daha etkili olan denizaltıları alıyoruz” izlenimi yaratmak istemişti. Nisan sonunda Türkiye’deki Jüpiter füzelerinden eser kalmadı. Polaris denizaltılar Akdeniz’de gezinmeye başladı.

Kaynakça

Diğer Yazılarım için : https://birparcatuhaftik.com/author/kaan_turkiye_/


Kaan ÇELİK
Kaan ÇELİK, ODTÜ Makine Mühendisliği öğrencisi aynı zamanda METU MECH ve ODTÜ ADT üyesi. Özellikle tarih ve siyaset hakkında okumayı, araştırma yapmayı hobi edinmiş bir genç.